Sosyal Medya

Yazarlar

Tükenir kalemler

Modern çağı, ‘tüketmek’ gibi esasta negatif muhtevaya sahip bir fiili allayıp pullayarak insanlara iyi bir ÅŸey gibi yutturma çağı olarak da tanımlayabiliriz.

Dolandırıcılık, insanları kandırmak için laf kalabalığı ile muhatabını gerçekliğinden kopararak afallatan bir illüzyona sokmak ise eğer; bir yerinden durmadan trendler uydurarak para kazanmakla maruf modern küresel bezirganların çektikleri numaraların bundan bir farkı olduğunu söylemek çok mu abes olur?

Bugünün azalmayan borç yükü, tüketilmiş dünün sırtımıza yüklediği kamburdur.

Kredi kartı bir uyuşturucudur; bir şey ödemediğimiz hissiyle zihnimizi uyuşturur ve bize içimiz rahat bir şekilde yarınlarımızı harcatır.

Yeni çıkan çok özellikli yeni araba modelinin aşırı havalı reklamı, aynı zamanda bal gibi ihtiyacınızı gören mevcut arabanızı gözden düşürme kampanyasıdır.

“Reklam reklamcıların utanma eksikliÄŸinden daha çok, bizim aldatılma arzumuzdan gelir. Reklam, kendi baÅŸtan çıkarma arzularından deÄŸil, bizim baÅŸtan çıkarılma arzumuzdan kaynaklanır. Reklamcıların dehası kamuoyunu kandırmanın ne kadar kolay olduÄŸunu deÄŸil, kamunun aldatılmayı ne kadar çok sevdiÄŸini keÅŸfetmeye dayanır” diyor Jean Baudrillard, ‘Tüketim Toplumu’ kitabında.

Gece gündüz çalışarak elde ettiği bütün kazancını tüketmek için harcayan zamane insanı, eğer bu bir başarıysa sevinebilir; çünkü sandığından çok daha fazlasını tüketmeyi başarıyor.

“Neler aldın bakalım?” diye sordu kapıyı açan. “İnanmayacaksın ama hatırlamıyorum!” dedi elinde poÅŸetler olan.

Evlerimiz alıp bir köşeye attığımız, sadece birkaç kere kullandığımız, bazen hiç kullanmadığımız ‘ürünler’ ile dolu… Bazılarını neden aldığımızı bile hatırlamıyoruz muhtemelen. Bazıları daha yeni versiyonları çıktığı için güzümüze artık cazip gelmiyor. Bazılarını ise sırf para verip aldığımız için memnuniyetsizce kullanmak zorunda hissediyoruz kendimizi.

Tüketim çağının duruma en uyan mottosu belki de şu: Çarşıdan aldım çok moda! Eve geldim demode!

Erich Fromm, ‘Sahip Olmak ya da Olmak’ isimli kitabında modern insanı tüketen çaresizlik döngüsüne dikkatimizi çekiyor: “Her tüketilen ÅŸey, tüketildiÄŸi andan itibaren, tüketiciyi tatmin edemez hale geldiÄŸi için, insanlar yeniden ve daha fazla tüketime yönelmek zorunda kalırlar. Bu çarkın sonu bir türlü gelmeyince, hep tatminsiz bir çırpınış içinde bocalayan modern tüketiciler, kendilerini ÅŸu formülle ifade etmek durumunda kalırlar: Ben, sahip olduÄŸum ve tükettiÄŸim ÅŸeyler dışında bir hiçim!”

Modern zamanların en ironik icadı herhalde tükenmez kalem! Neyse ki o da isminin yalancısı, bal gibi tükeniyor!

Laboratuvar fareleri içgüdülerinin esiri olur, yeme ulaÅŸmak için çarkı döndürürler, onların kısır döngüsü budur. Modern tüketici aynı ÅŸuursuzlukla ‘ürün’ün peÅŸine düşer ve tüketim çarkını döndürür. Her iki örneÄŸin ortak özelliÄŸi bu sonsuz döngüde aslında ÅŸuursuzca zamanın, yani ömrün tüketildiÄŸidir.

“Bir ÅŸeyler tüketebilmek ihtirasıyla hiç düşünmeden harcadığımız vakitlerle” dedi beyaz saçlı adam, “aslında kendimiz tükenip gidiyoruz!”

Gökhan ÖZCAN

 

https://www.yenisafak.com/yazarlar/gokhan-ozcan/tukenir-kalemler-4857532

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM