Sosyal Medya

Makale

Umutların İnfaz Edildiği Durak

İş dönüşü trafiğin o boğucu ritmine teslim olduğumda, her akşam aynı kavşakta takılıp kalıyorum.

Bazen üç-beş dakika, bazen on-onbeş dakika boyunca...

Direksiyon başında beklerken gözüm soldaki binanın altına, o tanıdık dükkâna ilişiyor: Bir İddia ve Ganyan bayii.

Önü ve içi, günün her saati insanlarla dolu. Gencinden yaşlısına, hayattan alacaklı gibi duran bir kalabalık.

Arada üniformalarıyla süzülen liseli çocuklar görüyorum; henüz batağa saplanmamışlar, sadece merakın o tehlikeli sularında kulaç atıyorlar.

O çocukları bir kenara ayırırsanız, içeride yüzü gülen bir insan göremezsiniz.

Müebbet almış mahkûmlar gibi; suratlar asık, bakışlar ferini yitirmiş, ruhlar çoktan teslim bayrağını çekmiş.

Kimisi, önüne serdiği o paçavra bültenlere gömülmüş, elindeki kupona bir şeyler karalıyor; sanki kaderini o incecik kalem ucuyla değiştirebileceğini sanıyor.

Diğeri, televizyondaki beygirlerin peşine takılmış, hayali bir zenginliğin heyecanıyla zıplayıp duruyor.

Dışarıdan bakınca aklı başında, ne yaptığının bilincinde tek bir kişi bile seçilmiyor.

Bir baltaya sap olamamış gençlerin hali, insanın geleceğe dair umudunu kırıyor.

Emekli maaşından artırdığı üç-beş kuruşu o tezgâha bırakan ihtiyarların durumu ise daha da iç acıtıcı.

Biri gençliğinin baharında, diğeri ömrünün ikindisinde; ama ikisi de aynı "belki bu sefer yırtarım" hülyasının pençesinde.

Bu sahnede sadece iki tarafın hali vaktinde: Biri dükkân sahibi, diğeri ise televizyonda koşan o diri beygirler.

Geri kalan herkes, kanı çekilmiş birer zombi gibi amaçsızca ortalıkta dolanıyor.

Burası, varlıklı olanın semtine uğramadığı, bitikleri daha da bitirmek üzerine kurulmuş devasa bir çark.

Aileleri yıkan, hayalleri sömüren koca bir sektörün; yani kumarın en çıplak hali...

Oradaki insanlar, kodamanların servetine servet katmak için damla damla canlarından harcıyorlar.

Devlet mi dediniz?

Canla başla "kumarla" mücadele ediyor; tabii sadece yasadışı olanıyla.

Vatandaşın bu illete kurban gitmesiyle değil, verginin kasaya girip girmemesiyle ilgileniyor.

Vergi ödendiği sürece yıkılan yuvalar sadece birer istatistikten ibaret.

Toplumu kurtarma iddiasındaki Dernekler ve Camialar mı?

O "duyarlı" kesimlerin ise çok daha büyük işleri var:

Yardım ve İşadamı Dernekleri kurmak.

Toplumun kılcal damarlarına sızan bu kansere karşı ses çıkaran bir avuç insan dışında kimse yok.

Sonuç mu?

Milletçe, damla damla tükeniyoruz.

Her akşam o kavşakta durduğumda bir toplumun umutlarının sessizce tükenişini izliyorum.

Allah bize acısın.

Veysel TEPELİ

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.