Sosyal Medya

Makale

Rahmet Tarlasına Kin Ekmek

Dünyanın bütün eksikliği, ilahi söylemden yoksun olarak dönmesidir. İklimlerin ayarı bozulmuş, meyveleri tadı kaçmışsa insanın ruhunun yerinde olup olmadığına bakmak gerek.

İslâm önce Müslümanlara gerek. Birbirini boğazlayan, parça parça yaşarken ilgilerini Kitap dışı alanlarda kullanan Müslümanlara. Dağ gibi nimete hor bakan, krallığının, aşiretinin, ulusunun, ırkının hapishanesinde en doğru İslâm anlayışına sahip olduğunu sanan Müslümanlara gerek İslâm.

Sabrı kaybetmiş, hikmeti yitirdiğini dahi fark edemeyen, dünyaya nizam verme sorumluluğu bir yana, düşmana el açanlara acil olarak İslâm gerek.

Ayın on dördü gökte parlarken başakları sulamak yerine mühimmat isteniyor düşmandan, kardeşini öldürmek için.

Olumlu da olumsuz da bir millet kendini deÄŸiÅŸtirmezse Allah da (cc) onları deÄŸiÅŸtirmez. (Ra’d 13/11)

Yeryüzünde çalışana yardım eder mevsimler. Yağmurlar dikilen fidanı, ekilen tarlayı sular.

Dünyanın her köşesinde insan kaybedilmiş varlık olarak çaresizlikte, kendini uyutmak, uyuşturmak isterken âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamberin ümmeti, anlaşılmaz hâller içinde zamana yük olmaya devam ediyor.

Sabrın sırrına varmak, dağılan yerde toplanmaya koşmak, bir kitabın çocukları olmanın gereği değil mi?

Öfke önce vücut kimyasını bozarak sinir sistemini azalarr üzerine egemen kılar. Düşünme, etraflıca analiz imkânı, öfkeli insanın yanına yaklaşamaz. O an ele tutuşturulan silaha her şeyden önce sarılır öfkeli.

Oysa öfke imandan değildir!

Mümin, kardeşine zarar vermek yerine sabrı, metaneti, sözün hikmete kapı aralayanını seçme durumunda olmalı değil mi?

Åžahsi veya grup anlayışı adına suçlu – suçsuz demeden eylem yapanları ikaz edecek ıslah edecek bir güç yok.

Öldürmekten beri durmayı, bir insanı yaşatmayı insanlığın yaşatılması olarak gören bir dinin mensupları, sözün yerine silahı koyarak kimi, nereyi kurtarmaya çalışıyorlar? Dahası yaptıkları eylemler kadar düşmanların işlerine yarayan, ümmeti zora sokan bir başka olay var mı?

Sabrın başı zordur. Kayaların delinmesine benzer. Kaya delindiğinde berrak bir suyun fışkırmasıyla bereket yayılır.
İslâm hayat kaynağı değil, hayatın kendisidir. Her şeyi niteleyen odur. O izah eder çünkü yere ineni, göğe çıkanı. O izah eder çünkü küçük nutfeden insan olmayı. O izah eder tabaka tabaka gökleri. Kimse bilmezken, bilim daha uykudayken, o bildirdi deniz içinde birbirine karışmadan akan nehirleri.

O kitap rahmete açılır!

Sonsuzluğu kaybedenlere, ezele güç yetiremeyenlere derman olan odur. Ölümü öldürme mahareti onun ışığında elde edilir.

O kitaptan hayat fışkırır!

Sevgiyle, önyargısız, kalıpsız, teslimiyetle yaklaşılır ona. Kendi arzusunu ona söyletmek isteği en büyük zulümdür.

Bugün yaÅŸanan acizliÄŸin genel durumu budur; herkes Kur’ân’a kendi İslâm’ını onaylatmaya çalışıyor ve onu bir bomba gibi Müslümanlara dayatıyor.

Sadaktan ok çeker gibi ayeti, baÄŸlamından koparıp fırlatanlar, İslâm’ın kalbine yara açtıklarının farkında deÄŸiller.

Kur’ân çeliÅŸkisiz bir kitaptır.

İslâm adil bir hayat kurar. Savaşı da bu adil hayatın savunması adına meşru görür. Ancak, yamalı bohçalı zihnin her bölümü farklı çalışıyor. Cehdin bin bir yolunu, yöntemini izleyip gerekeni yapma yerine düşmanın silahı oluyor.

Bu nedenle İslâm önce Müslümanlara yeniden inmeli.

Kur’ân’a İslâm öğretenlere…

Ahmet Mercan

Not: Bu makale, “İnsanı Geri Çağırmak” adlı eserden iktibas edilmiÅŸtir.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.