Sosyal Medya

Yazarlar

Hicret: Zamanı İmar Eden Kıvam

Zaman kendini kolay teslim etmez; uğrunda harcanacak emeğe, verilecek mücadeleye nispetle kimlik kazanır. Hicret Müslüman zamanının odağıdır. Ruh ve beden imtihanın önemli bu evresi, Mekke’nin Medine, Medine’nin Mekke olma aşamasıdır.

Mekke, müminlerin çocuk saflığıyla İslam’a gönüllerini açtıkları, şahsiyet bulma dönemi, kişisel inşa zamanı olarak ortaya çıkar. Tevbe ırmağına dalan sahabeler, ruhu karartan, fıtratı yozlaştıran inkârın aguşundan kurtuldular. Önce bir olan Allah’a inanmakla başlayan hayat, sahici anlam yurduna ilk adım atışın huzurunu, güvenini, heyecan ve vakarını hissettirdi sahabelere.

İnanmak... Öğrenmek; büyük açlıkla, sonra yaşamak... Acemice ve en yüksek samimiyetle...

İman sınanmaya durmuştur. Aşağılama, yalnızlaştırma, tehdit, boykot ve işkence... Hak-batıl mücadelesinde değişmeyen tutum, Mekke’de bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bir avuç Müslüman, imanlarından ötürü aileleri, akrabaları tarafından dışlanmış, boykota uğratılmıştı.

İman, böylesine bir cezayı hak edecek keskinlikle bir ayrımı ifade ediyordu. Cahiliyenin elitleri süregiden haksız düzenlerinin sarsılacağını anlıyorlardı. Sahabeler bütün eziyetlere imanın gücüyle dayanıp yeni birlikteliğin tadına varıyorlardı. İslam kardeşliği, yepyeni bir ilişki biçimiyle zengin -fakir, soylu-köle, kadın-erkek sınıf bütün ayrımları ortadan kaldırarak, gönüllere insanı yücelten sevdayı düşürüyordu.

Mekke dayanılmaz olunca yollara düştü müminler. Şahsiyetin toplumsallaşma süreci bu yolculukla başlar.

Yolculukla Müminler yeni bir sıfata kavuşur: Muhacir

Hicret edenler, statü kazanmak için ekonomik kazanç için değil, O’nun rızasını yaşamak için evlerini, bahçelerini, ailelerini, şehirlerini terk ediyorlar. Bu bir göç değil, yeni bir kardeşlik iklimi için varlıktan sıyrılıp hiç tanımadıkları Medinelilerle kucaklaşmaya yolculuktur. Hatıraları, zenginlikleri arkaya bırakıp çöl çöl olup yalınayak yola düşmek...

Alışkanlıkları, cahili, değer ve ilişkileri değersiz kılan bir yürüyüştür bu. Bütün çağları sarsan zamanı can evinden yakalayıp uysal bir deve gibi ıhtıran yürüyüştür bu. Bütün kirlerden sıyrılıp kutlu Peygamberin izine düşme yolculuğudur bu. Tevekkülü azık yapıp devlete yürümektir bu. Öte yanda Ensar: Yardımcılar, O’nun rızası için yollara düşenleri kucaklayanlar... Bahçelerini, ekmeklerini tam ortadan bölerken sevinç ve huzur duyanlar... Kendileri muhtaçken kardeşlerine öncelik tanıyanlar... Bir yıllık sürede konuklarından hiç rahatsız olmayan ve Kur’ân’ın övgüsüne mazhar olanlar... İçlerinde hiçbir sıkıntı duymadan kardeşliğin zirvesine ulaşanlar...

Muhacir ve Ensar Kucaklaşması zamanın Müslümanlara ram oluşudur. Başlangıç noktası o andır. Ortaya çıkan insan ilişkilerindeki sevgi, merhamet bağının güçlü ışıltısıdır. İslam takvimini başlatan olayın derununda hazineler, fethedilen ülkeler yok. Orada insanın bir başka insanla ortaya çıkardığı ilişkinin kıvamıdır. Zorluğu göğüsleyen iki farklı fedakârlık mektebinin insanlarının hayatı zirveye taşımalarıyla devlet olma aşamasına varılmıştır.

Zaman, ancak bu yaşanmışlıklar sonucunda gülen yüzünü göstermiş; hilal, yeryüzüyle bağlantısını gerçekleştirip müminlerle göz göze gelmiştir. Günleri, ayları adlandırma, saatlere görev verme, müminle zamanın bağını kurma hicretle; o kutlu yürüyüş ve o dev kucaklaşma sayesinde gerçekleşti. On yıl sonra Mekke’nin diz çöküşü ve İslâm’ın dalga dalga gelişmesi hicretle varlık buldu.

Ensar ve Muhacir, ruhlarını bir kazanda eriten kardeşlikleri sayesinde hicret gerçekleşti. Hz. Peygamber’in örsünde su verilmiş çeliğe dönen müminler, aynı zamanda cömertlikte denizi kıskandırır kıvama yükseldiler. Sayıları az ancak nitelikleri yüksek küçük bir topluluğun yirmi üç yılda devlet aşamasına gelmesi ders çıkarılacak mahiyete sahiptir.

Günümüzde hicrete değer bir mekân arıyor.

Zaman bizden uzaklaştı. Günlere, aylara ve saatlere görevleri başkaları veriyor; biz de onlara tabii oluyoruz.

Eğer yeniden zamanı ihya etmek istiyorsak projelerden önce hicret kardeşliğinin kıvamını yakalama çabası içine girmenin elzem olduğu aşikar.

Zamanı geri çağırmak için insanda erdem, ilişkilerde nitelik gerek.

Ahmet Mercan

Not: Bu makale, “İnsanı Geri Çağırmak” adlı eserden iktibas edilmiştir.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM