Sosyal Medya

Yazarlar

Özgür müsün, Esir mi?

Sayısız yükümüz var.

Takvimdeki toplantılar...
Ödenmesi gereken faturalar...
Yetiştirilmesi gereken işler...
Verilmesi gereken kararlar...

Modern insanın en ağır yükü, omuzundakiler değil, kalbinde taşıdıklarıdır.

Kimi, insanların beklentilerini taşır.
Kimi geçmişini...
Kimi korkularını...
Kimi sahip olduklarını kaybetme endişesini...
Kimi de henüz sahip olamadıklarının özlemini...

Ne gariptir ki insan, çoğu zaman zincirlerini özgürlük zanneder.

Hayatındaki tüm prangaları tek tek kıran, bu uğurda mücadeleden bir an geri durmayan İbrahim’in hayatında görüyoruz ki, o tek bir olayın değil; insanın Allah’tan başka her türlü bağımlılıktan adım adım özgürleşmesinin eşsiz bir örneğidir.

Kur’an onu anlatırken bir sahnede bırakmaz. Her durakta başka bir bağı çözer.

Önce gökyüzüne bakar. Bir yıldız görür. Sonra ayı... Sonra güneşi... Her biri göz kamaştırıcıdır. Her biri güçlüdür ama hepsi batar. Ve İbrahim insanlığa ilk dersini verir: Geçici olan, ilah olamaz.

Modern insanın yıldızları da değişti.

Kiminin yıldızı evladı veya eşi.
Kiminin yıldızı bir oyuncu.
Kiminin yıldızı bir sanatçı.
Kimininki serveti...
Kimininki şöhreti...
Kimininki ekranlarda kurduğu kimliği...

Kaderi batmak olan ve sürekli yeni yıldızlar üreten modern dünyanın aldatıcı gündemine inat, insanlığın hayat kılavuzu Kur’an, İbrahim üzerinden bize kalbin nereye bağlanacağını öğretir.

İnsan, çoğu zaman doğru olduğuna inandığı için değil; herkes öyle yaptığı için aynı yolu yürür. Oysa hakikat gelenek değil; değişmeyen, batmayan, sönmeyen ve insanı gerçek gündeminden uzaklaştırmayandır. Hakikat bazen en yakınlarımızın alışkanlıklarına itiraz etmeyi gerektirir. Geleneği değil; geleneğin hakikatin önüne geçirilmesini sorgular.

Hz. İbrahim eline baltayı aldığında, yaşadığı toplumun zihnindeki sahte kutsalları parçalar. Put, sadece önünde eğilinen taş değildir. İnsanın Allah’ın önüne geçirdiği her şeydir.

İnsanlık tarihinin en büyük ateşi yakıldığında da dikkatimizin çekildiği nokta ateşin sıcaklığı değil; aldatıcıların sahtekârlıklarına aldanmadan, hakikat uğruna ödenecek bedellerdir.

Ve hicret... Hicret, sadece bulunduğu yeri değil; kendisini de terk etmek zorunda kalışıdır kimi zaman insanın!

Alışkanlıklarını...
Konforunu...
Benliğini...
Kibrini...
Zayıflığını...

Hicret eden kimse, bir gün mutlaka içindeki putları terk etmek zorunda kalır ve Allah’a yürür. Nereye gideceğini bilmese de onun kılavuzu; gören gözü, yürüyen ayağı, işiten kulağı olur.

İbrahim için değil sadece, tüm insanlık için insanlık tarihinin en dokunaklı sahnelerinden biri...

Yıllarca beklediğin, “gözümün nuru” dediğin, sevincin ve göz aydınlığın olan evladın dünyaya geliyor. Geliyor ama ardından ilahî emir... İlahî emir, sevginin ne olduğunu kalbimizin terazisinde yeniden tartmamız için sunuluyor.

Allah, İbrahim’e evladını sevme demedi. Onu Ben’den daha fazla sevme dedi. Çünkü tevhid, sevgisizlik değildir. Tevhid, bütün sevgilerin yönünü Allah’ın rızasıyla buluşturmaktır.

Sonunda Kâbe yükselir.

Kâbe sadece taşlardan yapılmış bir yapı değil; İbrahim’in kalbinde kurduğu tevhidin yeryüzündeki sembolüdür. Kur’an, Hz. İbrahim’i bu kadar çok anlatır. Put kırdığı için değil... Kalbindeki bütün sahte ilahları birer birer yıktığı için örnektir o.

Onun hayatı bize şunu öğretir: İnsan, özgürlüğe istediğini yaparak değil... Allah’tan başka hiçbir şeye “esir” olmayarak ulaşır.

Modern dünya özgürlüğü “sınırsız seçenekler” sunmak olarak tarif ediyor. Kur’an ise özgürlüğü, kalbin yalnızca Allah’a bağlanması olarak tarif ediyor. Arada çok büyük bir fark var! İnsanın önündeki zincirler kırılabilir. Ama kalbindeki zincirler kırılmadıkça özgürlük sadece bir yanılsamadır.

Şimdi Kur’an’ın aynasını bir kez daha kendimize çevirelim.

Benim de görünmeyen putlarım var.
Belki beni yöneten korkularım...
Vazgeçemediğim alışkanlıklarım...
Allah’ın önüne sessizce geçirdiğim sevgilerim...

Şimdi beni/seni/bizi ilgilendiren asıl mesele, İbrahim’in hangi putları kırdığı kadar; benim kalbimde hâlâ hangi putların ayakta olduğudur.

Tam da burada hepimizin kendisine soracağı soru gelsin: Allah beni gerçekten özgürleştirmek istese, kalbimde çözmeye başlayacağı ilk bağ hangisi olurdu?

Mehmet KAMAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM