Yazarlar
Şebekleşme eğilimi
Malumunuz; Allah’ın hükmüne, emirlerine tuzak kuranlara Allah: “Aşağılık maymunlar olun” dedi ve Allah bilir bundan sonra yeni genetiğe sahip bir hayvan ortaya çıktı. Bu cezaya maruz bırakılanlar, Allah’a inanmıyor değillerdi. Zira böyle olsaydı tuzak kurmazlar, doğrudan isyan ederlerdi.
Ancak Allah’ı hakkıyla bilmedikleri; Allah’a ve ahirete kavuşmayı ummadıkları için bu yolla Allah’ın hükmünün arkasından dolanabileceklerini zannettiler. İnsan ve kul olmak liyakatini kaybettikleri için, layık olduklarına eriştirildiler.
Şebekler de bu cins içerisinde, görünümleri icabı en çok gülünenlerdir. Durduk yerde bu mevzu nereden çıktı diyorsanız, elbette durduk yerde çıkmadı. Şebekleşme eğilimi artan oranlarda arz-ı endam etmektedir. Bu eğilimi; önde gidenler, takip edenler, fark edip bir şey yapmayanlar, nehy-i anil münker yapmak temayülü olanlar çerçevesinden takip etmek mümkündür.
Dikkatli ve hassas gözlerin emarelerini ve gelişmelerini izledikleri; insanların bir kısmının, alenileşince fark edecekleri, bir bölümünün hiç göremeyecekleri ve hatta şebekleşenlere kuyruk olmak mesabesinde şebekleşmeye dâhil olacakları zamanların yaklaşmakta olduğu aşikârdır.
Bu eğilimde olanların önde gidenlerinin ibretamiz hayat hikâyeleri vardır. Zaten bu hikâyelerle oluşmuş şöhretler, onlara “önde giden” vasfı kazandırmıştır. Elbette aynı temayüle sahip olanlar nezdinde. Ayrıca bu temayülün neticesinde maymunlaşmışların ilgisine mazhar olmaktadırlar. Bu mazhariyet; hamakat veya ihanet meyli ile teklif, tehdit veya aldatma biçiminde tezahür etmektedir.
Unutulmasın ki, ormanı yakan çıra ve kibritin çöpü de ormandandır. Önce kendileri yanarlar ve yanarken yakarlar. Hikâyeleri ibretamizdir, zira bunlar çok çalışıp gayret göstermektedirler. Kur’an üzerinde en çok çalışma yapanlardan birilerinin, böyle bir eğilim içerisinde olması nasıl izah edilebilir? Zira kitap hidayet rehberidir, doğru yola, nimet verilenlerin yoluna iletmeye, sapanların yolundan engellemeye vesile olması için gönderilmiştir.
Doğruyu, yanlıştan tefrik edebilmenin vasıtası olmak için gönderilmiştir. Şebekleşme eğilimi bu vesilelerin fonksiyonlarını tahakkuk ettiremediği intibaını vermektedir. Zira bunlar da şarta bağlanmıştır.
Hidayet rehberliği tahakkuku öncesinde; “sadece Allah’a kulluk edip, sadece O’ndan yardım istemek”, sonrasında takva şartına bağlanmıştır. Allah’a ve ahirete kavuşmayı ummak gerekliliği ile zorunlu ilişkisi vardır.
Sadece Arapça, lügat bilgisi ve din kültürü yetmez. Tertil üzere yani kitabın fıtratı mucibince okumak gerekir. Bu da kâfi değildir. Allah’ın anlamaya müsaade etmesi; afakta ve enfüste ayetleri apaçık gösterip, hakkı tebeyyün ettirmesi lazımdır.
Buna liyakat kesbetmek için sadece ve samimi olarak Allah’a kulluk etmek niyeti taşıyıp, yüzü bu tarafa dönmek mecburidir. Hesabilik ve din ile tüccarlık yapmamak gerekmektedir. Bunun için de hevaya hiçbir hal ve şartta kulluk etmeye yaklaşmamak icap etmektedir. Zira bütün kötülüklerin anası budur. Etrafı aydınlatmak için ateş yakıp karanlıklar içinde kalmakla karşı karşıya kalınabilir.
Aynı temayüle sahip olanların, hakikate tuzak kuranların ortaya koyup, inandırdıklarını, dava gücüyle savundukları ve hatta savunmaya devam ettikleri biçiminde de müşahede etmekteyiz.
Şeytanın vaadini haklı çıkartıp; halini ve imkânlarını fark etmeden, kuyruk olmaya razı olmak şeklinde görmekteyiz. Kendi başını tarayamayıp, gelin başı yapmak için, elinde tarak ortalıkta dolaşan, buna da hizmet diyenlere şahit olmaktayız.
Küçük bir şahsiyet kusuru ile mücadele etmeyip, onu bir odaya hapsedip, görülüp, konuşulmasın diyerek var gücüyle mücadele ederek; bununla yüzleşmeyip, farklı tariflerle kendini kandırıp, sahip olduğu mümeyyiz vasıfları israf etmenin peşinde olanları görmekteyiz.
Sahip olduklarının farkında olduğu halde şükrünü eda edemeyip; ezilmişlikleri, kompleksleri ile mücadele etmek yerine, sahip olduklarını tuhaf bir şekilde sergilemeye çalışanlara şahit olmaktayız.
Nefsinin-beninin-egosunun çekiminden sıyrılamayıp, her şeyi beni üzerinden değerlendirenlerin aradıklarına, aradıklarını zannettiklerine kavuşamadıklarını, kendi nefislerimizden yola çıkarak gözlemekte değil miyiz? Samimi olarak bir iç muhasebe yapalım.
Sözü aşamayıp, amel ve hale kavuşamayanları müşahede etmekteyiz. Ve şebekleşme temayülünde söze takılıp, ameli, hali ve şahitliği gerçekleştirememenin sonuçlarını görmekteyiz. Bütün bu hallere sahip olan bizleriz ve yakın bir tehlikeden bahsediyoruz.
Belki ilgisiz gibi görülecek ama bir soru çerçevesinde biraz düşünelim. Kız kardeşiniz ve erkek kardeşiniz, ellerine silah alsa ve birbirlerini öldürmeye kalksa. Bunu dayınız teşvik ve hatta koordine etse. Bunu da patronunun motivasyonu ile yapsa; siz hangi tarafı desteklersiniz?
İlgisiz ve saçma gibi gelmesin. Şebekleşme eğiliminin kaçınılmaz durumlarından birisidir. Kaçınılmaz sonucu da; kardeşlerinizin, sizin ve dayınızın, günün sonunda tasfiyesi ve köleleştirilmesidir.
Şebekleşme eğilimi bir zillettir, sonuçları musibet. Gün tefekkür ve tövbe günüdür.
Üslup sert, uyarı merhametsiz diyenlerimiz var ise; Allah’tan gelen musibet ve imtihanların mahza merhamet olduğunu fakat çok can yaktığını hatırlayalım. Esas olan nefsin izzeti değil, hakikat üzerinde olabilmektir.
Hayatı oyun görüp oyunda rol alabilmek gayreti ile şebekleşmeye meyledenler; oyun ne kadar büyük, cerbezeli, heyecanlı olsa da sana verilen rol ne kadar parlak olsa da seyircilerden ne kadar çok beğeni ve alkış alsan da zil çalar, perde kapanır, oyun biter, göz açılır, yakîn hâsıl olur. Şeytan vesvasil hannastır ve son nefese kadar mücadelesini verecektir. Tövbeye henüz vakit varken, Allah’tan yardımını talep et ve oyunu kaybetmeyelim.
Murat Sayımlar

Henüz yorum yapılmamış.