Sosyal Medya

Yazarlar

Hamd

Çoğunlukla ya orijinal ifade hamd veya övgü-övme olarak meallendirilen HAMD kavramı, genellikle Allah’ı övmek, çok övmek, övülmeye layık olan Allah’tır şeklinde ifade edilir. Allah’ı övme konusu elbette kulluğumuzun bir gereğidir. Lakin bir deistin “Yahu arkadaş, ne egoist Allah’ınız var, sürekli övülmek istiyor.” sözü yüreğimin suratına şamar gibi yapıştı. Bir yandan söyleyene “sen benim Allah’ıma nasıl böyle söylersin?” diye diş bileyen yüreğim, diğer yandan itirazın yüreğimdeki tesiri beni tedirgin ediyordu. Söz çok ağır, ama öte yandan ayetleri okudukça sürekli Allah’ı övme telkini ile muhatap olduğumuz da aşikârdı...

Aslında bir sonuca bağlayamadığım, adeta yüreğimin karantina bölgesine hapsettiğim, öğrenmeyi ötelediğim birçok konu gibi bu da imanıma zarar verme tedirginlğii ile sonraya erteleyeceğim bir konu durumundaydı. Ama bir yandan da cevabını alıp İbrahim (as) gibi mutmain olmak istiyordum. Çünkü bu gibi ezberimle aşamadığım sorular, zihnimi adeta böbrek taşı gibi, belki daha derin sancılara muhatap ediyor. Ki bu zihin taşları eğer öğütülüp atılmazsa sancısı imana zarar veriyor. Artık bu tür “soru” ve “sorunları” zihnimin karantinasına hapsetmiyorum üstüne gidiyor veya ıslahına ya da ispat ile imhasına çalışıyorum…

Kur’an’da HAMD geçen ayetlerde, hamdın sadece Allah’a yapılması emredilir. Hamd kavramının Türkçe karşılığı övme olarak ifade ediliyor. Ama Arapçada bir övme kavramı daha var MEDİH, yani methetmek olarak bildiğimiz kavram.

Medih kavramının manasına baktığımızda da karşımıza övme çıkıyor. O zaman bu iki kavramı karşılayan övme ifadesi aslında iki kavramın da tam karşılığı değil. Bu kavramları Türkçeye çevirirken ikisi arasındaki farkı vurgulamak durumundayız. Biraz araştırınca, övme denince bizim zihnimizde aslında medih kavramının anlamı karşılık buluyor. Kuran’da birçok kavramın çeviri yapılırken uğradığına şahit olduğum akıbete HAMD kavramı da uğramış. Ve bizim tasavvur dünyamızı da böyle şekillendirmiş. Allah’a cc hamd ederken ne ettiğimizi tam olarak bilmiyoruz. Övgü deniyor, dilimizin döndüğü, o anki haleti ruhiyemize göre Rabbimize güzel övgüler yapma gayretine giriyor ama gereğini yapıp yapmadığımdan hiç emin olamadığım adeta duyduklarımı taklit ettiğim bir durumda olduğumu şimdi daha iyi anlıyorum. İçimden çok kızdığım o deist aslında anlamama yardımcı olmuştu.

Methetmeyi isteyen istediği için yapabilirmiş. Hatta söylenenlerin içi dolu veya boş çok önemi de yok. Övülen kişiyi taltif etmek, hatta dalkavukluk yapmak dahi mümkün, övülenin övüldüğü şeyi yapmış veya yapmamış olmasının da pek önemi yok. Şart ve zemine göre menfaatin gereği yapılabilir övgü şekliymiş meğer medih yani methetmek.

Fakat hamd, ezbere yapılamayacak, yapılan övgü mutlaka karşılığı olacak, şuurla yapılacak hatta hamd edenin dile getirdiği övgüler Yaratana karşı imanını güçlendirecek bir eylem olduğunu fark ettim. Tüm övgülerin Allah’a ait olma ifadesi, her şeyi yaratanın Allah olmasından dolayı olduğu ve hiçbir yaratılmışın mutlak hamde layık olamayacağı gerçeğini fark edenler, bunun aynı zamanda takdir eylemi yani bilinçli gözlem ile ulaşılan hakikatlerin idrak vesilesiyle Yaratana teslimiyetinin bir ifadesi olduğu sonucuna ulaşır. Bu anlamda “Nitekim onlar Allah’ı hakkıyla takdir edemediler…(Zümer/ 67) ayetini tertil üzere okuyup uzun uzun tefekkür edilmesi gerekir.

Hamd içimizde ve dış dünyamızda görerek şahit olduğumuz, …Yaratanların en güzeli olan ALLAH ne yücedir. (Müminun / 14) ayetinin yansımasını kainatta görerek ve müşahede ederek dile getirmek, her hamdın imanı güçlendiren bir eylem olduğunun ispatıdır.

Aynada gördüğüm kendim, ailem, doğduğunda kucağıma aldığım evlatlarım, gökyüzü, yıldızlar, kainat, atom, hücre, matematik, kimya sanat vs., göz neyi görebiliyor, kalp neyi idrak edebiliyorsa, Hamd etmek her şeyin O’nun eseri olduğunu idrak ve itiraf halidir.

HAMD’i, “Biz her şeyi bir kader-ölçü ile yarattık” (Kamer / 49) ayeti üzerinden değerlendirmek, müşahede ettiğimiz her şeyin bir ölçü düzen içinde olduğunu idrak ederken, eğer yaratılış bir ölçü üzere olmasaydı, yapılan hiçbir deneyin kıymeti kalmaz, adeta alem başıboş cereyan ederdi şuuruyla “Sen ne güzel yaratansın Rabbim” demektir.

HAMD, “Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun” (Fatiha / 2) ayetinin beni alemleri müşahede etmeye, afaktan enfüse, makrodan mikroya, atomdan uzaya, hayatın her alanında kimin neye potansiyeli varsa en iyi şekilde anlayıp araştırmaya, öğrendiği ile en güzel şekilde üretmeye ve öğrenirkende, üretirken de her imkanı Rabbimin verdiği şuuru ile hayatın her alanını kulluğun bir ifası olarak görme bilincine ulaşmaktır.

Hasılı hamd, sadece dilimiz ile tekrar ettiğimiz bir ifade değil, şuurlu bir zihin ve fikri eylemi olup idrakimize yansıyanın, dilimiz ile ikrarı ve hayatımıza yansımasının ifadesi olsa gerektir.

HAMD, “Sen, ben dahil, her şeyin sahibisin, ben ise mutlak sana muhtaç bir kulum” idrakine ulaşmanın yoludur.

1 Yorum

  1. Kasım torun

    Ekim 30, 2024 Çarşamba 14:44

    Çok güzel yüreğine sağlık değerli abim.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM