Sosyal Medya

Makale

Ümmeti Ulusa Kurban Etmek

21. yüzyıl Müslümanlara iyi gelmedi. 

Önce ABD ve diğer Haydut Devletlerin Ortadoğu’ya fiili müdahalesi, ardından iç savaş ve çekişmeler; sonuçta ölen veya sakat kalan milyonlar.

Bundan daha beteri Müslümanlar, “Ümmetçilik” şuurunu kaybetmeye “Ulusçuluğa/Milliyetçiliğe” evrilmeye başladılar.

Uzak Asya ve Afrika için konuşmak erken olsa da Ortadoğu için “Ulusçuluğun/Milliyetçiliğin” bir mikrop gibi yavaş yavaş tüm benliğimizi sardığını söyleyebiliriz.

Bugün Suud, BAE, Bahreyn ve Mısır, gerek finans ve silah olarak gerekse de paralı askerleri vasıtasıyla fiilen Suriye, Yemen, Somali, Sudan, Libya, Cezayir ve Mısırdalar.

İran, örgütlediği milisler ve akıttığı finans ve silahlar vasıtasıyla Pakistan, Afganistan, Irak, Suriye, Lübnan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Yemen ve Afrika’nın birçok ülkesinde müdahil durumda.

Türkiye ise Suriye, Kuzey Irak, Somali, Sudan, Katar ve Libya’da kimi yerde sembolik birlikler kimi yerde ciddi silahlı güç olarak fiilen var.

Müslüman bu ülkelerin dışarıdaki bu varlıkları ümmet için değil (haklı veya haksız) tamamen milli ve siyasi çıkar/endişesiyle yapılmaktadır.

Hükümetlerin/devletlerin milli çıkarları doğrultusunda hareket etmelerini saygıyla karşılarım çünkü bunun kendi hakları olduğuna inanırım. Ama hiçbir devletin (savunma hakkı hariç) kendi milli çıkarı için (hangi din ve ırktan olursa olsun) başka birilerini öldürmesi/zarar vermesi kabul edilemez.

İran, milli ve mezhebi çıkarı için Ortadoğu’yu ateşe verdi. Suud, BAE, Mısır da çoğu yerde fiili katliam ve fitne içerisinde.

Türkiye’nin bir İran, bir Suud gibi aleni bir katliam içine girmemiş olması, bir vatandaşı olarak beni teselli ediyor.

Türkiye’nin Suriye’de izlediği politika kimi yerde milli çıkar kimi yerde de insani endişe içeriyor ve bu iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle Türkiye’nin Suriye politikası için net şekilde olumlu konuşmak veya karşı olmak kolay değil.

Devletler/Hükümetler, fert gibi değildir; daha pragmatist, popülist ve seküler hareket ederler. Bu nedenle devletlerin tavrını beğenmesek de çok fazla söyleyecek bir şey kalmıyor.

Aynı şekilde Müslümanlık/İslam iddiası olmayan seküler ve milliyetçi fertler için de söyleyecek bir şey kalmıyor.

Ama kendini Müslüman olarak tanımlayan, din kardeşliğinden, ümmet olmaktan bahsedenlerin milli/ulusçu tavırlarını kabul etmek mümkün değil.

Bir kişi hem ümmetçi hem de ulusçu olamaz; ikisi olduğunu söyleyen varsa bilsin ki ikisinden biri yalandır.

Milliyetçilik/Ulusçuluk bir virüs gibi Müslüman bünyelerde yayılıyor. Dün ümmet için ölürüm diyenlerin önemli kısmı bugün ümmeti kendi uluslarına kurban etmeyi mübah görüyorlar.

Duyarlı insanlar, Müslümanların olduğu bir ortamda bile milliyetçiliği yermeye korkar oldu.

Kavmiyetçiliği ayaklarının altına alan bir peygamberin ümmetinin bugün kavmiyetçilik bataklığında debelenmesi çok acı.

Milliyetçi/Ulusçu söylemler ümmetin fertleri arasında öfkeyi ve ayrılığı körüklüyor.

Göründüğü üzere Ortadoğu’da Müslümanlar arasında milliyetçiliğin ve mezhepçiliğin revaç bulması yüzünden kendi kendimizi katleder duruma geldik. Haçlı ordularına iş bırakmadık.

Normal Müslüman fertlerin medya ve popülist argümanlar nedeniyle kavmiyetçiliğe meyletmesini bir nebze kabullenmek mümkün ama kitlerin önüne geçip İslam’ı dava edinmiş liderlerin/kanaat önderlerinin ulusçu söylemlerini kabul etmek mümkün değil.

İktidar/güç odaklarına şirin görünmenin/üç kuruşluk dünyevi makamlar için takla atmanın anlamı yok. 

Müslümanların bu milliyetçilik/ulusçuluk mikrobuna karşı uyanık olması ve tavır alması gerekiyor.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.