Sosyal Medya

Makale

Abdülhamit ve Erdoğan'ın Derin Yalnızlığı

Abdülhamit ve Erdoğan’ın birçok ilginç benzerliği var:

İkisi de bulundukları coğrafyanın yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı ve ülkelerinin hedefe alındığı bir dönemde yaşadılar.

Mevkidaşlarına oranla uzun bir iktidar dönemi yaşadılar.

Daha önce yapılmamış birçok yeni icraata imza attılar.

İkisine de suikast girişimi ve darbe girişimi oldu.

Abdülhamit’e “Kızıl Sultan” diyen azılı karşıtlarının yanında “Yüce Han” deyip kendisine büyük muhabbetle bağlı kişiler de vardı.

Bugün Erdoğan’a da aynı şekilde büyük bir kitle, kurtarıcı/büyük lider gözüyle bakarken diğer tarafta tüm olumsuzlukların müsebbibi gören ciddi bir kitle de var.

Tüm bu benzerliklerinin yanında bana göre en önemli benzerlik iki liderin derin yalnızlığıdır.

Abdülhamit 1876’da tahta çıkarken, tüm kurumlarıyla çatırdamakta olan, dönemin iki süper gücü Rusya ve İngiltere’nin kıskacında kalmış, yenilikçi ve milliyetçi muhalif akımların getirdiği kaos ortamında bir imparatorluk devralmıştı.

Bu kadar büyük bir sıkıntı içindeki Abdülhamit, etrafında Osmanlıyı ve İslam Ümmetini önemseyen/önceleyen kişileri toplaması gerekirken bu kişileri dışladı. Dışlamasının en büyük sebebi, bu kişilerin Abdülhamit’e yönelik eleştirileriydi.

Kurduğu istihbarat ve muhbir ağıyla insanları konuşamaz hale getirdi.

Belki kendisi bu kadarını istemiyordu ama yanındaki şakşakçıların kraldan daha kralcı tavırları işi çığırından çıkarmıştı.

Mehmet Akif, Saidi Nursi, Elmalılı Hamdi Yazır, Namık Kemal, Tevfik Fikret gibi Abdülhamit’le aynı davaya inanan birçok aydın Abdülhamit’in tavrı sonucu muhalif kanatta yer aldılar.

Abdülhamit gittikten sonra birçoğu pişman olsa da artık iş işten geçmişti.

Burada tek bir tarafın haklılığından/haksızlığından bahsetmek mümkün değil; karşılıklı hatalı hal ve tutumlar sergilendi.

Muhalifler, muhalefetten vazgeçip sussaydı işlerin daha iyi olacağının garantisi yoktu ama Abdülhamit, daha tahammülkar olup samimi muhaliflerle iletişim kurup derdini anlatabilseydi inanıyorum ki her şey çok daha güzel olurdu.

Abdülhamit’in eleştiriye tahammülsüzlüğü, haklı veya haksız her eleştireni susturmaya çalışması kendini eleştirenleri etrafından uzaklaştırdı.

Öyle bir zaman geldi ki etrafında neredeyse kendisine nasihat edecek, akıl verecek kimse kalmadı; yalakaların/şakşakçıların içinde boğuldu kaldı.

1909’da tahttan indirildiğinde arkasında duracak kayda değer bir kitle olmadı.

Rivayet edilir ki Abdülhamit tahttan indirilip Selanik’e sürgüne gönderildiğinde yanındaki şakşakçılardan biri, taşıma bahanesi ile içinde kıymetli eşyaların olduğu çantayı alıp kayıplara karıştı.

Belki bu kadar keskin ve ağır durum olmasa da Erdoğan’ın her geçen gün Abdülhamit gibi yalnız kaldığını düşünüyorum.

İlk iktidara geldiği dönemde etrafındaki dava adamlarından çoğu bugün yok; kimisi küstü uzaklaştı kimisini de Erdoğan bir nedenle yanından uzaklaştırdı.

Etrafında düzgün insanlar vardır muhakkak ama yanındaymış gibi duran kaypak insanların çokluğu beni endişelendiriyor.

Bana göre Yiğit Bulut hiçbir zaman bir Ali Babacan etmez;  bir Cem Küçük karakter olarak Ahmet Taşgetiren’le kıyaslanmaz bile; yanındaki siyasilerden kaçı samimiyet ve dürüstlükte Ahmet Davutoğlu’nun eline su dökebilir..?

Erdoğan zor bir dönemde ateşten gömlek giydi; en yakınlarından defalarca ihanet gördü; geldiği günden beri planlı/programlı şekilde itibar suikastına uğrayıp duruyor.

Bu psikoloji içinde etrafındakilerden kayıtsız şartsız bir itaat bekliyor. Ama kendisi de bir beşer, doğrularla beraber hataları da oluyor elbet.

Hata, insanın sırtındaki akrep gibidir; dost dediğin hatayı söyler/uyarır ama Erdoğan da Abdülhamit gibi buna tahammül göstermek yerine tavır koymayı tercih ediyor.

Çevresinde Erdoğan’a nasihat edecek/uyaracak insan sayısı her geçen gün azalıyor. Buna mukabil “Padişahım sen çok yaşa..!” diyenlerin sayısı artıyor.

İşler iyi giderken işin doğası gereği etrafında kalabalıkların olması gayet doğal; mühim olan işler kötüleştiğinde etrafında kalabalık bulabilmekte.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');