Sosyal Medya

Makale

Ülkelerin içlerinde ve küresel düzeyde zengin ile fakir arasındaki makas sürekli büyüyor

Hemen tüm devletler, yatırımların kendi ülkesine yapılmasını istiyor, bu arada bazı ülkelerin dünya piyasasının dışında tutulması saÄŸlanıyor. İran’a uygulanan ambargo, Venezuela’da yaÅŸanan krizler, Suriye ve Yemen’in iç savaÅŸları bu çerçevedeki örnekler durumunda. İşsizlikle mücadelede, bazı ülkeler çözümü kamudaki iÅŸgücünü artırmakta görüyor ve sonra bunun getirdiÄŸi maliyetle uÄŸraşıyor. Bazı ülkeler ise özel sektöre yüzünü daha fazla dönüyor ve bu seferde ÅŸirketleÅŸen devlet durumuyla mücadele etmek durumunda kalıyor. 

Sonuç itibarıyla, ülkelerin içlerinde ve küresel düzeyde zengin ile fakir arasındaki makas sürekli büyüyor. 

Bu sıkışıklığın nedenleri arasında kapitalizmin krizi, üretimde yeni modellerin geliÅŸtirilememesi, dünya piyasalarının daralması gibi bir dizi neden sayılabilir. 

Demokrasinin krizi

Ekonomik krizler, beraberinde siyasal krizleri de getiriyor. Siyasal krizleri çağıran ortam ülkelerin kendilerini küresel krizden korumak için attığı adımlarla ortaya çıkıyor. Piyasaların, iÅŸgücünün, yatırımların ve hatta ticaretin bile ülke sınırları ile parçalara ayrılması zaten küresel krizin nedenlerinden biriyken, devletler bu sınırları daha da geçilmez hale getirecek önlemler alıyor. 

Vergilendirmeler, ambargolar, vizeler, bürokratik engellemeler sınırları kalınlaÅŸtırmanın yaygın yöntemleri. GeliÅŸmiÅŸ ülkelerin mültecilere karşı uyguladığı fiziki duvarlar ise bu sürecin nereye kadar uzayabileceÄŸini gösteren iÅŸaretlerden biri.  

Hal böyle olunca, devletlerin içe kapanması da kaçınılmaz oluyor. İçe kapanma, “içteki”nin sosyolojik ve siyasi anlamda diÄŸer ülkelerden farklılaÅŸtırılmasını ve daha deÄŸerli kılınmasını gerektirir. Bu süreçte, devletlerin “öteki” ilan edebilecekleri düşmanlara da ÅŸiddetle ihtiyaçları olur. Trump’ın İran’ı düşman ilan etmesi, Yunanistan’ın Türkiye’nin kendisini iÅŸgal edeceÄŸi temasını yeniden ısıtması, Batı dünyasının İslam’la derde kalması birer örnek durumunda. 

Uzaktakine uzanmak

Korumacı ekonomi politikaların milliyetçi ve otarÅŸik yapıları desteklediÄŸi bu ortamın en önemli sonucu ise “demokrasi krizi”. Hiçbir ülkenin bir diÄŸerine demokrasi konusunda laf söyleyebileceÄŸi koÅŸullar mevcut deÄŸil, zira hemen her toplum demokrasiye kendi milliyetçi sınırlarının içinden bakıyor, evrensel düzlemden deÄŸil. 

Bu olumsuz koÅŸulların geçmiÅŸte büyük savaÅŸlarla patlamalara neden olduÄŸu biliniyor. Günümüzdeki “küçük savaÅŸlar” her ne kadar büyüklerinin riskini düşürse de krizlerden çıkılmasını saÄŸlamıyor. Bununla birlikte, sistemi gevÅŸetmeye yönelik bazı giriÅŸimler de yok deÄŸil. 

Trump’ın Kuzey Kore açılımı bunlardan biri. ABD, K. Kore’nin yeniden yapılandırılmasına talip. DiÄŸer bir ifadeyle, yeni bir piyasa açılımı söz konusu... Bu, risk oranı düşük “arka bahçelerin” kalkındırılması anlamına gelen bir siyaset... K. Kore, ABD’nin komÅŸusu deÄŸil, mülteci akını olmaz; Müslüman da deÄŸiller. Dolayısıyla hem Trump’ın milliyetçiliÄŸine zararı yok, hem de İran’da kaybeden ÅŸirketlere yeni bir adres. 

DiÄŸer devletler de bu yolu izlerlerse, bundan böyle “kültürel” olarak benzemeyen, coÄŸrafi olarak “uzak” alanların kalkındırılması yöntemi yaygınlaÅŸabilir. Bu arada söz konusu yerlere “demokrasi götürme” konusu ertelenebilir ve dönüşümleri daha çok var olan iktidarların bizzat yapması teÅŸvik edilebilir.

KAYNAK: STAR

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.