Makale
Milliyetçilik ve mezhep arasında sıkışmış Kerkük ağıtı
Ankara’dan İstanbul’a gidiyordum. Uçakta yanıma bir bey oturdu. SelamlaÅŸtık. Türkçesi dikkatimi çekti. “Nerelisiniz?” dedim. “Kerkük” dedi. “Hayatımda en çok etkilendiÄŸim türkü, Altın hızma mülayimdir. Nasıl da insanın ciÄŸerine dokunuyor” dedim.
Tebessüm etti. “SaÄŸ olun. Beni mutlu ettiniz” dedi. Birden yüzüne dikkatlice bakınca. “Evet, türkü bana ait. Ben Abdurrahman Kızılay” dedi.
Hem büyük üstadı tanıyamadığıma üzüldüm, hem de yan yana oturmak ve sohbet etmekten dolayı çok mutlu oldum.
Son görüşüm oldu. Kısa bir süre sonra (2010) vefat etti.
KERKÜK, MEZHEP VE MİLLİYETÇİLİK ARASINDA SIKIŞIP KALDI
Altın hızma, tüm Kerkük türküleri gibi, bir ağıt olarak kalbimize dokunur. Çünkü Kerkük’ün tarihi ağıt yakılacak kadar acıdır.
Şimdi bu ağıtlara yenilerinin ekleneceği dönemlerden geçiyoruz. Belki Abdurrahman Kızılay yaşasaydı yeni, içli bir türkü daha yakacaktı şimdi.
Kerkük mezhep ve milliyetçilik arasında sıkışıp kaldı. Bir acıdan, baÅŸka bir acıya savruluyor. Dün Kerkük’ten, Erbil’den, BaÄŸdat’tan insanlarla konuÅŸtum. Türkmenler, Kürtler, Araplar vardı konuÅŸtuklarım arasında. Kerkük’ün kaderi ve geleceÄŸi üzerine hepsi kaygılı, hepsi tedirgin, hepsi hüzünlü.
Dört saat içinde Talabani’ye baÄŸlı PeÅŸmergeler, ÅŸehri Irak ordusuna teslim etti. O saatten sonra Barzani güçleri küfretmeye, Talabani güçlerini hain ilan etmeye baÅŸladılar. Eski defterler açıldı, kan davası hatırlandı.
HaÅŸdi Åžabi’nin korkunç üne sahip komutanlarından Ebu Azrail, “Kerkük’e gireceÄŸiz ve çok kan akacak” demesinden korkan on binlerce Sünni Arap ve Türkmen ÅŸehri terk edip, Erbil ve Süleymaniye’ye kaçtı.
Kerkük’te, Erbil’de, Musul’da bana onlarca video izletip, HaÅŸdi Åžabi’nin ne kadar vahÅŸi olduÄŸunu anlatan Sünni Türkmenlerin bir kısmı, ÅŸimdi onların geliÅŸine seviniyor. Ne acıdır ki, bir zamanlar Türkiye aleyhine savaÅŸ naraları atan BaÅŸbakan İbadi, ÅŸimdi Türkmenlerin ve Türkiye’nin umudu haline geldi.
Kerkük’ün etrafını kuÅŸatan binlerce HaÅŸdi Åžabi militanı ÅŸehre girmeyecek diye garanti verilirken, boÅŸalan ÅŸehre sel gibi akan Irak ordusu içindeki askerler, HaÅŸdi Åžabi militanlarından çok mu farklı? Yakında göreceÄŸiz.
KERKÜK ŞİİLEŞTİRİLİR Mİ?
Kerkük Kürtlerin kontrolündeyken, Türkmenlere ve Araplara yönetimde söz hakkı verilmiyordu. Hatta baskı gördüklerini söyleyen Türkmen ve Araplar da vardı. Åžimdi BaÄŸdat hükümeti Kerkük’ü ve çevresini ele geçirdi. Artık Sünnilere ve Kürtlere yönetim hakkını onlar vermeyecek. Hep birlikte göreceÄŸiz, Kerkük ÅžiileÅŸtirilip, tamamen İran’ın kontrolüne geçecek. Tıpkı BaÄŸdat gibi, Telafer gibi, Tikrit gibi, Musul gibi… Nasıl ki, Kürt nüfusu Kerkük’e taşınıp demografik yapı bozulduysa, ÅŸimdi Åžii nüfus tanışacak sosyoloji yine bozulacak.
Kerkük, kurtulduğu milliyetçilik baskısından, bu kez mezhep cenderesine düşecek. Bitmeyen ağıta devam edecek yani Türkmen ozanları.
KERKÜK KİME AİTTİR? SORUNLU BAKIŞ AÇILARI
“Kerkük Kürtlerin kalbidir, Kudüs’üdür” demiÅŸti Barzani. ErdoÄŸan ve Bahçeli de, “Kerkük Türkmen yurdudur” diyor sürekli. Araplar ise anayasal haklarını gösterip, “Kerkük Irak’ın bir paçasıdır, bölünemez” diyor.
Peki nedir Kerkük gerçekten? Kime aittir?
Bizim tüm sorunumuz şudur:
Etnik ve mezhep temelli tüm bakış açıları ve tüm çözüm önerileri, Irak, Suriye baÅŸta, tüm OrtadoÄŸu’da yeni çatışma alanları doÄŸurdu ve doÄŸurmaya devam ediyor. Kerkük bunun en küçük ve tipik örneÄŸidir.
Mezhep açısından bakanların, etnik kimlik açısından bakanların bölge için çözüm önerileri de, stratejileri de kısa sürede iflas ediyor. İflas ederken de coğrafyayı daha küçük parçalara ayırıp, yaşanmaz hale getiriyor.
Kaybettiğimiz şey, yüzlerce yıldır bölgenin temel taşı olan fikirdir: Bu coğrafya çok dinli, çok kültürlü, çok etnisiteli, çok renkli bir yerdir ve tüm bunlara ortak yaşam hakkı verildiğinde ancak huzur bulunur.
Buna, ‘Müslüman bakış açısı’ denir. Tıpkı Osmanlı'da olduÄŸu gibi.
IRAK’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ BAÄžDAT’TAN BAÅžLAR, KERKÜK’TEN DEĞİL
İngiliz ve Fransızların, Sykes-Picot ile yaptığı ÅŸey, bu coÄŸrafyayı din, mezhep, etnik kimlik, inanç, aÅŸiret, cemaat kriterlerine göre bölmek, ayrıştırmak ve yönetilmez hale getirmekti. Yüz yıldır acısını çektiÄŸimiz bu haritalara, bu projelere karşı diyeceÄŸimiz tek söz, “Kerkük Türklerindir, Kerkük Kürtlerin kalbidir, Kerkük Arap toprakların parçasıdır” mı olmalıydı? Onların istediÄŸi ÅŸey de bu zaten.
Kerkük sadece Türklere, sadece Kürtlere ya da sadece Araplara ait bir yer değildir. Kerkük Müslümanlara aittir. Müslüman olan herkesin özgürce yaşadığı ve söz sahibi olduğu yerin adıdır Kerkük. Oradaki petrol de, şehrin ve bölgenin sahibi Müslümanlara aittir. Amerikan, İngiliz, İsrail, Fransız, Alman şirketlerinin ait olamaz.
Kerkük meselesi bir prototiptir. O ÅŸehir tek başına hiçbir etnik ve mezhep grubu tarafından yönetilmemeli. Bu kural aynı ÅŸekilde Irak’ın bütünü için de geçerlidir.
Irak’ın toprak bütünlüğü Kerkük’ten deÄŸil, BaÄŸdat’tan geçer. İşgalci ABD anayasasını bir kenara bırakıp, Irak’ın, mezhep ve ırk ayrımı yapılmaksızın, nasıl iyi yönetileceÄŸini tespit etmekle baÅŸlanmalı.
Yani daha büyük vizyona, daha büyük stratejilere, daha uzun vadeli çözümlere ihtiyacımız var.
kaynak: YENİ ŞAFAK

Henüz yorum yapılmamış.