Sosyal Medya

Makale

İran Büyük Şeytanla Beraber Mi?

1967 ve 1973’te adına Arap - İsrail savaşı dedikleri yenilginin yarattığı buhran..

İki kutuplu dünyada tüm mazlum halkların hali perperişan..

İslam lafını ettin mi 'Böyle zamanda olur mu böyle şeyler müslüman!'

İtibar görmüyordu Kuran..

Gerici, yobaz, mürteci olarak anılıyordu müslüman…

Her türlü hakareti, zulmü reva görüyordu bize düşman..

Yıl 1979 yer İran..

Haberlerde 'İranda İslam inkilabı olmuş' coşuyordu bunu duyan..

Şaşkına dünüyordu düşman..

Molla, mürteci diye horladıkları kesim olmuştu hükümran…

Tüm ümmet coğrafyasındaki gençlerde yaratmıştı büyük ümit ve heyecan..

'Ne şiilik, Ne sünilik İslamdı' dillerde ki slogan..

Emperyalizmdi tek düşman..

Kalplerde iman, amelde coşku, dillerde slogan: 'Kahrolsun büyük şeytan.'

Dostlar!

Şehitler geceleri düzenlenirdi, hınca hınç dolardı salonlar..

Önce şehitlerin slayt gösterileri yansırdı sahneye, öfke tavan yapar..

Sonra biri 'TEKBİR' der, bütün salon tek ses 'ALLAHU EKBER' heyecan tavan yapar..

O an artık ne İsrail kalmıştır ne emperyalizm zira sesimiz hepsini parçalar..

Ardından İran İslam inkılabının kahramanlıklarını anlatan ateşli konuşmalar..

Sloganlar bir birini kovalar..

Sesimiz kısılana kadar..

Gece yarısı olurdu, zaman beklemezdi durmadan akar..

Yoktu hiçkimsenin altında lüks arabalar, ne fark ederki yürürdük eve kadar..

Her birimiz birer Fatih gibi kahramandık, taşırdı bizi bulutlar..

Artık İran İslam inkilabı olmuş, dağılacaktı gönül coğrafyamızda ki tüm kara bulutlar..

Şuurlu müslümanın kriteri, inkılabı anlıyan ve anlayamayanlar..

Ah!! 'Şu gafiller de anlasalardı inkilabın önemini' bitecekti coğrafyamızda tüm eza ve cefalar..

İnkılabın önemini anlatırdık, kırılırdı bize Anneler Babalar..

Ama biz davamıza bağlıydık onları kim takar..

Dava arkadaşlarımız herşeyimizdi  aha sağımızda İmranlar, solumuzda Durmuşlar, (rahmetli) İbrahimler var..

Dostlar!

Zaman sessiz bir değirmen gibi öğüttü günleri..

Tarihler 2010 gösterdi..

Adına 'Arap Baharı' diyeceklerdi..

Gerçekteyse, bir halkın özgürlük talebiydi..  

Ülkeler, Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemendi..

Gizli mahfillerde konuşulan neydi, halk bunu bilmezdi..

Halkın bildiği ve istediği tek şey hakın ve halkın hakimiyetiydi..

Zira batı destekli diktatörler yılarca kanlarını emmişti..

Amaçları buna bir son vermekti..

İnsanca yaşamak, kaynaklarını korumak, tek hayalleriydi..

Dostlar!

Ümidimiz zannetiğimiz İran, Suriyedeki halkın özgürlük arayışına destek vermek bir yana, üzerine karabasan gibi çökmüş Esad rejimine yardım etti.

Emperyalizme karşı olduğunu söylüyordu; gördük ki Irak’ta Amerikayla, Suriye’de Rusya’yla iş tuttu.

Zülme karşı olduğunu söylüyordu oysa şimdi zalimlerle bir olmuş..

Suriye'de Esad'ın yaptığı zulmün İsrail'in zulmünden bir farkı varmı?

Şimdi İran'ın, düştüğü bu duruma mı üzülelim?

Mazlum müslüman halkı uğrattığı hayal kırıklığına mı üzülelim?

Asırlara dayanan mezhepçilik düşmanlığının büyümesine sebebiyet verdiğine mi üzülelim?

Gençlik yılarımızda İran için kırdığımız kalplere mi üzülelim?

Dostlar!

Acımız büyük! Ne zaman bu yanlışları dile getirdik mi bazı kardeşlerimiz hemen tepki gösteriyorlar.

Artık klişe hale gelmiş 'Amerika, İsrail'i, İngiltere'yi unuttunuz mu?' yada 'Neden tefrika yapıyorsunuz?'

Bu kardeşlerimize şunu soruyorum: Bu söz konusu ülkeler, kendilerine İSLAM CUMHURİYETİ diyorlar mı?

Bahsedilen ülkelerin zalim oluşu İran'a yada başka ülkeye zalimle beraber olma hakkı verirmi?

Kaldıki Amerika, Rusya’yla beraber değil mi?

İran şiilik yaparken, tefrika olmuyorda biz mezhepçiliği eleştirdiğimizde mi tefrika yapmış oluyoruz?

Bu nasıl bir taasup bu nasıl bir akıl tutulmasıdır?

Anlamak mümkün değil...

Dostlar!

İranın yanlışlarını elbette eleştireceğiz.

Zalimler arasında ayrım yapmayacağız.

Ancak başka bir tehlikeye dikkat çekmek istiyorum.

Şu an batı medyasında, yansıyan bir takım yorumlardan anladığım kadarıyla İran'la Türkiye'nin çatışmasından söz ediliyor. Bu bize Türkiye ve İran'ı karşı karşıya getirmeye çalıştıklarını gösteriyor.

Ne kadar İran'ı eleştirirsek eleştirelim, ama İran'la Türkiye'nin savaşması demek iki ülkenin bitmesi demektir.

Ümit ederim ki ne Türkiye'nin devlet aklı buna izin verir, nede İranın devlet aklı buna izin versin..


 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.