Sosyal Medya

Makale

Kimsesizlik

Sokakta bulunan çocuklara

Anne, baba, sevgi, kimsesizlik, yurt, ocak, dertleşme, ziyaretçisiz kalmak, bir aileyi özlemek…

Bir insan en çok neyi ister?

Nedir kimsesizlik? Bunu yalnızlık diye düşünenler fena halde yanılır. Yalnızlık bir tercih konusu olarak da ortaya çıkabilir. Ama kimsesizlik!? Şu fani dünyada kimsesi olmamak, beklediği, bekleyeceği kimsesi, hiç kimsesi olmamak!.. Gideceği yeri olmamak kadar bir umarsızlık hâli…

Düşünün, ana rahminden çıkıp dünyaya bakmaya başlayalı henüz üç gün olmuş, üç güncük… Kundağa sarılı halde, kundak yağmurdan sırsıklam olmuş, minicik yanacıklar soğuktan morarmış, orada, bir hastane duvarının dibinde bulunan bir bebek… Birileri onu buluyor ve polise haber veriyor: ana baba araştırılıyor: yok! Ona kucak açabilecek bir aile araştırılıyor: yok! O, hayatı boyunca, bir kere olsun, bir kerecik olsun, ana kucağı tanımıyor. Onu göğsüne bastıran, onunla ağlayabilen, sunduğu gülücükten mutluluk duyan, dişlerini çıkartırkenki zamanında çektiği sıkıntılara ortak olabilen bir anne, bir yakın, ne bileyim ona “kızım” ya da “oğulcuğum” diyen bir hami yok! Yok! Yok!

Devlet mi? Elbette hiç yoktan iyi… Ama o, sıcaklık istiyor. Sıcaklığı kitaplardan öğrenmiş değil, sıcaklık içinin en derinlerinden yekinen bir duygu halinde ona bağırıyor. Çocuk yuvası ortamında ne kadar ihtimam da gösterilse, orada, sonuçta kelle hesabı olarak var olunur. Orada gösterilen ilgi herkese dağıtılır. Ortalık kesesinden dağıtılır. Aile ortamında paylaştıkça çoğalan ilgi ve sevgi, orada, dağıtıldıkça eksilir, son kişiye gelinceye kadar belki de silinip gider. Yanaklara yapıştırılmış gülücükle, ciğerden yırtılıp çıkan gülücüğün arasındaki fark hemen ayrımsanır.

Her şeye rağmen şimdi ne mi istiyor o? Elbette sıcaklık. Bir kere daha ve gene sıcaklık… Özel bir ilgiye ihtiyaç duyuyor. Onun nasıl bir şey olduğunu bilmediği için bu duyguyu özlem kelimesiyle ifade etmek zor. O, özel bir ilgi, paylaşılmayan, herkesin ortak çıkamayacağı bir ilgi… Bir şeyin sırf ve saltık senin için yapıldığını bilmek hoş bir duygu olmalı. Bu duygu paylaşılacaksa onu paylaşıma açmalıdır; yoksa herkes paylaşırken işte bana da bu düştü fikrine kapılmamalı insan: müstakil, başkalarına teğet geçmeyen bir duygu… O, kimseye kimsesiz olduğunu söylemiyor, kimseden merhamet dilenmiyor, ama her nasılsa bir şekilde öğreniyorlar: o, kimsesizdir! O kendini biliyor, ama durumu öğrenenlerin yaşadığı şok, her defasında insanı şaşırtıyor… Birileri bu şaşkınlığa ömür boyu katlanıyor, onu ömür boyu yaşıyor…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.