Makale
Küçük kıyamet
İslam dünyasının “küçük kıyameti” mezhep ve din savaşıdır. Büyük tehlike yaşıyorduk zaten, ÅŸimdi daha da arttı bu tehlike. Korkmanın ve acil önlemler almanın vaktidir.
İran-Suudi Arabistan geriliminden bahsediyorum. Yıllardır perde arkasında süren bu iki ülkenin kavgası, ilk kez açıktan ve doğrudan bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya geldi.
İran-Suud rekabeti pahalıya mal oldu
İslam ülkeleri arasında yapılan tüm organizasyon ve çalışmalarda İran ve Suudi Arabistan hep rekabet halindedir, her zaman ayrı kutuplardır. Tek sebebi vardır, mezhep farklılıkları.
Bu iki ülkenin ve onların uydu ülkelerinin rekabeti nedeniyle İslam dünyasında her zaman sorunlar yaşandı, tartışmalar oldu ve bir çok girişim bu nedenle başarısız kaldı.
İslam İşbirliği Teşkilatı bunun en önemli örneğidir. İslam dünyasının, Avrupa Birliği olacak potansiyele sahip bu organizasyon, şu anda tamamen bitme noktasına geldi. Sebebi de mezhep ve siyasi çıkar rekabetidir.
İran'ın son beş yılda, hırçın ve agresif mezhep yayılmacılığı yaptığını herkes görüyordu. İran, her ülkede Şii damarı destekleyerek kendisine bir habitat oluşturduğu doğru. Ancak asıl motivasyon kaynağının, Pers İmparatorluğu'ndan kalma bir yayılmacı dürtü olduğunu söylemek, sanırım daha doğru bir tanımlama olabilir.
İran Devrim Muhafızları komutanın gururla söylediği, 'İran artık 5 başkentli bir imparatorluktur' sözü tam olarak eski imparatorluk özlemlerine tekabül ediyor. İran'ın ihtiraslı yayılmacı tutumu ayrıca, Rusya ve Çin'i Ortadoğu'nun içine, uzun yıllar çıkmayacak şekilde çekti.
İran'ın bu tutumuna karşı, yıllardan beri, Suudi Arabistan bir denge olarak karşı koyardı. Gelin görün ki o da Selefi/Vahabi mezhebinin yayılması için yoğun çaba harcadı. İran ve Suudi Arabistan'ın mezhep yayılmacılığı için harcadığı parayla, bir çok İslam ülkesi fakirlikten kurtulurdu sanırım.
Her ülkede Şii ve Sünni var
Dünyada 1 milyar 300 milyonluk Müslüman nüfusun, yaklaşık 130 milyonu Şii. İran'da %90, Azerbaycan'da %74, Bahreyn'de %70, Irak'ta %65, Yemen'de %45, Lübnan ve Kuveyt'te %35, Pakistan ve Afganistan'da %20, Birleşik Arap Emirlikleri'nde %18, Suriye'de %14, Suudi Arabistan, Amman ve Katar'da nüfusun yüzde %10'u Şiilerden oluşuyor.
İran tüm bu Şii nüfusuyla bir şekilde irtibatlı ve etkileşim içinde.
İdamlar mezhep savaşını tetikleyebilir
Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan'da idam edilenler Şii. Özellikle din adamı Şeyh El Nimr, Şiirler için önemli bir isimdi.
Bu idamlar, yıllardan beri devam eden gizli gerginliÄŸi ilk defa gün yüzüne çıkardı ve ciddi bir çatışmanın eÅŸiÄŸine getirdi. İslam dünyası için “küçük kıyamet” sayılacak mezhep çatışması, hiç bu kadar alarm zili çalmamıştı.
İslam dünyasında bir süredir “kaos” projesi yürütenlerin, bu çatışmayı körüklemek için ellerinden geleni yapacağına kimsenin şüphesi olmasın. Sünni din adamlarına suikast, Sünni camilerinin yakılması, intihar saldırıları, toplu katliamlar arka arkaya gelecek maalesef. İlk vakalar duyulmaya baÅŸladı bile.
Az önce saydığım, içinde Şii nüfusu barındıran tüm ülkelerde büyük bir tedirginlik hakim şimdi. Pakistan, Afganistan, Bahreyn, Irak, Yemen, Lübnan en çok risk taşıyan ülkeler. Allah korusun sokaklara yayılacak bir mezhep savaşında, İslam dünyasında kan gövdeyi götürecektir.
Türkiye devreye girmeli
Türkiye, tam olarak bu kavgada saf tutmayan ve her zaman, mezhep taassubundan kaçan bir ülkedir. Bu yönüyle de İran'la da, Suudi Arabistan'la da iyi ilişkileri vardı. Açık söylemek gerekirse, nükleer krizde döneminde tek başına İran'ı savunmasına, ambargoyu tanımamasına rağmen, Türkiye aynı dostluğu İran'dan görmedi.
Yine de Türkiye, Suudi Arabistan ve İran gerginliğinde taraf tutmamalı. İkisini barıştırmak ve bu yangın yayılmadan sönmesi için çaba harcamak zorunda. İslam dünyasında sözüne itibar edilen ve saygı duyulan en önemli ülke Türkiye'dir.
Kaos teorisi yürütenlere fırsat vermemek adına acilen arabulucu rolü üstlenmeli Türkiye.

Henüz yorum yapılmamış.