Sosyal Medya

Makale

Stratejik zorunluluklar

Uluslararası sistem hızla değişirken hiçbir devlet değil sistemi, yakın çevresini bile tek başına şekillendirme imkanına sahip değil. Zaten var olan keskin rekabet de, kimin kiminle işbirliği yaparak sistemi belirleyeceği kavgasına dayanıyor. Yeni ittifaklar konusu hem devletleri hem örgüt ya da grup gibi oyuncuları kapsıyor; hem de haritalar dikkate alınarak yaşama sokulmaya çalışılıyor.

Haritalar söz konusu olduğunda ise konu stratejik alanlara, geçitlere dayanıyor. Stratejik alanlar, enerji kaynaklarının ya da zenginliklerin yoğunlaştığı yerler değil; buralara en kısa ve en az maliyetli biçimde ulaşma alanları. Zenginliklere ulaşma ise ille gidip buraları ele geçirme, işgal etme anlamına gelmiyor. Her ne kadar Rusya bunun tersine girişimlerde bulunsa da, esas eğilim geçerliliğini koruyor. Bu eğilim, zenginliklerin bulunduğu bölgelerdeki oyuncularla ortaklık kurarak buralara ulaşmak ve her şeyi alma politikası yerine, zenginlikleri paylaşarak kazanmak.

Bu genel eğilim içinde işbirliği kuran oyunculardan en az birinin devlet olduğunu, her ortaklığın da ikiden fazla oyuncu arasında kurulduğunu hatırlatmak gerekiyor.

İttifaklar değişti

Türkiye, hem stratejik bir bölgede hem de yeniden kurulan ortaklıkların coğrafyasında. Dolayısıyla çevresindeki hemen her ülke ya da grupla sorunlar yaşaması son derece doğal. Zira yakın geçmişte kurulmuş ortaklıklar değişiyor ve yeni ittifaklar kuruluyor.

Hatırlayalım. ABD, Irak Kürdistan bölgesi ile ittifak kurmuÅŸ, BaÄŸdat yönetiminin İran-ABD iliÅŸkilerini dengelemesi öngörülmüş, İran’ın ‘Batı’ dünyası ile iliÅŸkilerinin normalleÅŸtirilmesi beklenirken Åžam yönetiminin de Türkiye üzerinden ‘Batı’ya kazandırılması öngörülmüştü. Bu dönemde Türkiye’nin AB ile iliÅŸkileri donmuÅŸ, İsrail ile arası açılmış, Rusya ile stratejik iÅŸbirliÄŸi artmış, Kürt açılımı baÅŸlamıştı.

Åžimdi ise Türkiye’nin AB ile iliÅŸkilerinin canlanması, Kıbrıs sorununda tünelin ucunun görünmesi gibi olumlu geliÅŸmeler yaÅŸanırken, Rusya, İran, Irak ve Suriye yönetimleriyle çatışma ve Kürt açılımının dondurulması söz konusu. Bu da, yeni dönemdeki yeni ittifakların hem biçimini hem niteliÄŸini hem de etkinliÄŸini belirleyecek en önemli oyunculardan birisinin Türkiye olduÄŸunu göstermeye yetiyor.

Müttefikler değişiyor

Türkiye’nin AB ve ABD ile iliÅŸkilerinin, sancılı ve zorluklarla dolu da olsa olumlu bir fotoÄŸraf verecek düzeyde olduÄŸu söylenebilir. Ancak ‘batı’ ittifakı, tek başına Irak-Suriye krizlerini ve İran-Rusya etkilerini bertaraf etmeye yetmiyor; Türkiye’nin yeniden bölgesel iÅŸbirliÄŸi kuracak oyunculara ihtiyacı bulunuyor.

Yeniden işbirliği konusuna öncelikle tüm bölgedeki Kürt halkları giriyor; ama ne yazık ki bu gerçeği göremeyen gruplar, uyguladıkları şiddetle başkalarının da görmesine engel oluyor. İçerideki ve dışarıdaki Kürt halklarının Ankara ile ilişkilerini geliştirdiklerinde, bunun Türkiye-Batı ilişkilerine katkısı olacağına ve daha demokratik bir bölgesel rejime işaret ettiği gibi, Rusya-İran ekseninin hareket alanını daraltacağına da kuşku bulunmuyor. Ancak bu konuda bazı Kürt gruplarının hala tercihlerini değiştirmediği anlaşılıyor.

Bu koÅŸullar altında Türkiye’nin yeniden diÄŸer bölgesel oyunculara ağırlık vermesi gerekiyor. Bu diÄŸer oyuncuların başında da öncelikle İsrail’in olduÄŸunu, ardından Mısır’ın ve hatta Libya’nın geldiÄŸini söylemek mümkün. Adı geçen ülkelerdeki iktidarlar, kendileri için çok daha büyük avantajları olacak bu iÅŸbirliÄŸine uygun politikalar uygulamaktan imtina ettikleri sürece de Rusya’nın ilerlemesi durdurulamayacak, çatışma riskleri de artacak.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.