Makale
Sosyoloji çıldırdı
Kasım seçim sonuçlarını bir türlü çözümleyemediler. Keyifle izliyorum. Siyaset bilimciler, sosyologlar, kamuoyu araÅŸtırmacıları, üniversite hocaları çıkardılar ekranlara. “Ama nasıl olur, yani nasıl olur gerçekten, AK Parti nasıl yüzde 50 oy alır yanee?” Soru, bazı zamanlar dramatik yüz ifadeleri, hüzünlü bakışlar, aÄŸlamaklı ses tonlarıyla soruldu, soruldu durdu.
Sosyolojiye iÅŸkence, siyaset bilimine darp
Memleketin en baba sosyal bilimcileri çaresiz. Yılların saha araÅŸtırmacıları, siyaseti ilmini yalayıp, yutmuÅŸ bilim adamları ÅŸaÅŸkın. “Eee” deyip durdular ama durumu bir türlü açıklayamadılar.
Sosyoloji hiç bu kadar iÅŸkence görmemiÅŸti. Siyaset bilimi çarmıha gerildi, davranış bilimleri lime edildi, istatistik, metodoloji darp edildi, aÄŸlatıldı. Yok, yok, yine cevap yok. Televizyon ekranları, yüzde 50 oyu açıklayamayan, açıklayamadığı için de hop oturup, hop kalkan, fikri kabızlıktan kıvranan tiplerle doldu taÅŸtı. Çayımı yudumluyorum, kestane yiyorum, CNNTÜRK ekranlarındaki bu sahneleri izliyorum. Çok zevkli.
Aynı fikri kabızlık, ÅŸaÅŸkınlık ve dumura uÄŸramışlık Batı basınında da var. Alman basını çıldırdı, ABD basını ÅŸaÅŸkın ve diplomasi endiÅŸeli halde. Hala korku kazandı diyorlar, 'Türkiye periÅŸan olacak' diye yırtınıyorlar.
Cevap İngiltere'den geldi: “ErdoÄŸan sihirbaz”
İngiliz Times gazetesi, sorunun cevabını buldu, meselenin içinde çıktı: “ErdoÄŸan siyasetin Houdini'sidir”. Kim bu adam derseniz, sihirbaz kendisi. Yüz yıl önce yaÅŸamış, Macar asıllı, Amerikalı bu illüzyonistin numarası ÅŸu: Houdini kollarından, bacaklarından, boynundan, belinden zincire vurup, kilitliyorlar. Sonra bir sandığa koyuyorlar. Sandığı da çeÅŸit çeÅŸit zincirle sarıp, sarmalayıp, kilitler vuruyorlar. Sandığı tekneye koyup, denize ortasına götürüyorlar ve suya atıyorlar.
Adam denizin dibinden, o sandıktan, o zincirlerden, o kilitlerden kurtulup, 'ÅŸap' diye suyun üstüne çıkıyor. Fesuphanallah... İnanılacak gibi deÄŸil! İşte ErdoÄŸan bu İllüzyonist Houdini gibi, kilitlendiÄŸi yerden kurtulmuÅŸ, suyun yüzüne çıkmış. BaÅŸka açıklama bulamayınca, Times meseleyi böyle çözmüÅŸ. Bence mantıklı. Ne gerek var sosyolojiyi aÄŸlatmaya, ne gerek var siyaset bilimini hadım etmeye, siz de Times gazetesi gibi, 'ErdoÄŸan siyasetin sihirbazı' deyin, çıkın iÅŸin içinden. Ama yok bizimkiler inat etti, illa sebep bulacaklar.
'Her ÅŸey Bahçeli yüzünden'
Sonunda AK Parti'nin yüzde 50 oy almasının sebebini buldular: Devlet Bahçeli. “Her ÅŸey Devlet Bahçeli yüzünden oldu” dediler resmen. Åžaka deÄŸil, yaÅŸlı gözlerle izliyorum ekranı. Bahçeli'yi, tüm seyircilerin önünde masaya yatırdılar. Ellerde kör testere, kıtır kıtır doÄŸradılar adamı.
“Evet efendim, aynen öyle efendim” nidaları eÅŸliÄŸinde, sosyolojik çözümleme yaptılar: “AK Parti, O'nun her ÅŸeye 'hayır' demesiyle yüzde 50 oy aldı, ErdoÄŸan, O'nun CHP ve HDP ile koalisyon kurmaması yüzünden kurtuldu, ülkücüler O'nun yüzünden AK Parti'ye gitti...” daha neler, neler. DoÄŸramaya doymadılar. Kolunu bir profesör, bacağını bir doçent, başını programın sunucusu acımadan kesti, attı.
Sonunda bir lokma adamı doÄŸramaktan yoruldular. MHP'den 5. parti çıkmasına, Bahçeli'nin siyasi hayatının bitmesine, ülkücülerin davalarını sattığına hükmettiler, rahatladılar. Ben de kestaneyi bitirdim bu arada, kuru üzüm yiyorum.
Ülkeyi terk edenler, mesleÄŸi bırakanlar, tövbe edenler...
Yazılı basında durum daha dramatik. İşin içinden çıkamayanlar periÅŸan. Fabrika ayarlarına dönenler, çirkeflik yapmayacağına tövbe billah, yemin edenler, kendini sanata, özellikle vals yapmaya adayanlar, Yoga'da, Pilates'te huzur arayanlar... Daha ağır vaka olanlar da var. Millete cahil diyenler, fakir diyenler, bela okuyanlar...
Bitmedi. Åžairin biri ülkeyi terk edip Paris'e gitti, oradan küfretmeye devam kararı aldı. Bir köÅŸe yazarı mesleÄŸi bıraktı, organik tarım yapacak sanırım. Birisi Türkçe yazmamaya yemin etti (Türkçe'nin suçu neyse)... Tavuk besleyecek olanlar, üniversite hocalığından istifa edecekler, başına huni takıp Taksim'e çıkacaklar sırada. Bekliyoruz.
Bu arada amiral gemisi buz dağına çarptı adeta. Sosyolog olan yazarı, 'tamam size o kadar muhalefet yaptık, hakaret ettik, iç savaÅŸla tehdit ettik ama bak ne iyi oldu, yüzde 50 oy aldınız' diyerek, buz dağına ilk kafasının çaptığını gösterdi. Geminin sahibi, sanki seçimi o kazanmış gibi öÄŸüt verip, sakın intikam almayın diye mektup yazdı. İttifak ettiÄŸi herkesi sattığını ilan etmeyi de unutmamış. Hepsi buzdağına çarpmaktan.
Paralel evren de (The Cemaat) karıştı. 'Kayıp İmam' (FG), oy verenleri, kitapsızlar, hadis bilmezler, sünnetsizler (yok, o anlamda deÄŸil) diye suçladı. BaÅŸka bir tanesi sonucu, ErdoÄŸan'ın 'cinci hocasının' sandıkta oyları deÄŸiÅŸtirmesine baÄŸladı. Buradan sonra koptum, takip edemedim artık.
Sosyoloji çıldırdı anlayacağınız. Ben de bundan sonra mizah yazmaya baÅŸlayacağım, haberiniz olsun. Malzeme ganimet gibi.
Alıntı - Yeni Şafak

Henüz yorum yapılmamış.