Sosyal Medya

Makale

Diplomasi ve çatışma ilişkisi

Hangi devletin liderine sorulsa, sorunların çözümü için önce diplomasi der. Hiç bir ülke, “önce bir çatışalım, savaÅŸalım sonra bakarız” demez. Diplomasi, esasen sorunları çatışmaya varmadan çözme arayışlarının ifadesidir. Diyalog, müzakere, pazarlık, ikna, hatta zaman zaman zorlama yöntemlerini de içerse, diplomasi savaÅŸmadan sorun çözme amacı taşır. Daha basit ifadesiyle, trafikte aracını hafifçe kaydırıp kendi aracına vurdu diye bir sürücünün karşısındakinin burnuna yumruk atması yerine, hasarın telafisi için konuÅŸmasına diplomasi denir. 

 Ne yazık ki bazen de diplomasi, çatışma ortamlarından beslenir. Önce birbiriyle tarihsel olarak husumeti bulunan toplumsal katmanlar arasında gerilimler yaÅŸanır, sonra bu kesimler arasında münferit çatışmalar yaÅŸanır, daha sonra iÅŸler büyür. İster toplumsal gruplar arasında, ister farklı halklar arasında olsun sonunda büyüyen her çatışmaya devletler bir biçimde taraf olur. Hatta bazen bizzat devletler toplumsal çatışmaları destekleyen taraflar oldukları için iÅŸin içinde doÄŸrudan yer alırlar.

Böyle durumlarda diplomasi, çatışmaları takip eden süreçte kullanılan araç durumuna düÅŸer.

Rusya sorunu

Bugün Rusya ile süren bir diplomasi var. Ancak, bu diplomasi çatışmaları önlemeye yönelik bir diplomasi deÄŸil, çatışmaların içinden pazarlık yapmayı amaçlayan bir diplomasi.  

Minsk Zirvesi baÄŸlamında diplomasinin alenen görünen tarafları Rusya, Ukrayna, Fransa ve Almanya. Ukrayna, Fransa ve Almanya bir tarafta, Rusya öteki tarafta. Bir taraf, Rusya’nın Ukrayna’daki askeri desteÄŸini çekmesini, çatışmalara son vermesini, karşılığında Ukrayna yönetiminin “yerel yönetim” özerkliÄŸini kabul edeceÄŸini savunuyor. Bu yerel yönetim Kırım gibi Rusya’ya baÄŸlanmak isterse ne olur diye bir soru akıllarında var mıdır bilinmez, ama Fransa ile Almanya’nın bu çabalarıyla Putin ve Obama’nın epeyce eÄŸlendiÄŸi tahmin edilebilir.

Neden mi? Emin olmak zor ama Obama ile Putin’in gündemi Minsk’te görüÅŸenlerden farklı gibi gözüküyor. ABD Yemen’deki büyükelçiliÄŸini boÅŸaltıyor; yani sahayı Åžii eksenine terk ettiÄŸini duyuruyor. Tam bu sırada Rusya da Mısır ile yeni bir silah anlaÅŸması yapıyor. Muhtemelen tesadüf, ama aynı anda Suriye’de Esad, IŞİD ile mücadele koalisyonuna katılmayacağını beyan ediyor.

Avrupa sorunu

Esad, bu açıklamasıyla “Batı” ittifakında olmadığını alenen beyan etmiÅŸ oluyor. Ukrayna yönetimi ise “Batı”da kalmakta ısrarlı. Büyük resme bakıldığında görünen o ki, ABD Rusya’nın bazı noktalardan güneye inmesine göz yummuÅŸ durumda. Bu göz yumma halinin Avrupa ülkelerinin Akdeniz ve üzerinden doÄŸuya intikallerini sınırlayacağına kuÅŸku yok.

İsviçre’deki gizli hesapların deÅŸifresi, Ukrayna krizi, oynayıp duran petrol fiyatları, hatta İŞID büyük ölçüde Avrupa’yı denetemeye yönelik. Minsk görüÅŸmelerinden ne sonuç çıkarsa çıksın, Avrupa’nın doÄŸusunda Rus korkusu dinmeyecek. Dolayısıyla Almanya’nın yatırım yaptığı DoÄŸu Avrupa ülkeleri, Rusya-Avrupa bağını güçlendirmek yerine bu bağın kopması yönünde bir eÄŸilime sürüklenebilecekler.

Emin olmak zor ama, ABD’nin kurduÄŸu ve Putin’in de bilerek ya da bilmeyerek oynadığı bu oyunun en temel beklentisi, AB-ABD serbest ticaret anlaÅŸmasının imzalanması. G-20 çerçevesinde Yunanistan kurtulur mu, İspanya ne talep eder, İtalya itiraz eder mi ya da Almanya neye razı olur türünden AB sorunları tartışılıyor olabilir; ancak esas konu iki büyük piyasanın birleÅŸmesi meselesi.

Türkiye’nin G-20 dönem baÅŸkanı olması boÅŸuna deÄŸil; çatışma bölgelerinin ortasında kalması da boÅŸuna deÄŸil. Türkiye ya diplomasiyi çatışmalar olmasın diye önceden kullanacak, ki böyle bir ÅŸansı mevcut; ya da çatışmalar sonrasındaki pazarlıklarda.

HABER.STAR.COM

STARGA

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.