Sosyal Medya

Makale

Tahrikler ve Suriye sorunsalı

Cizre’de baÅŸlayıp yayılan olayların provokasyon olduÄŸuna ÅŸüphe yok. Bu tahrik faaliyetlerinin doÄŸrudan baÄŸlantılı olduÄŸu konu Çözüm Süreci. Kürt siyasi hareketini ÅŸiddet kullanmaya teÅŸvik eden gruplar, bir yandan Kürtleri zor durumda bırakırken öte taraftan hükümeti de adım atmamaya zorluyor. Dolayısıyla bu tür olaylar, aynı anda iki tarafı da bloke edecek bir amaç taşıyor.

Bu durumda soruyu yaÅŸanan olayların neden gerçekleÅŸtiÄŸi biçiminde deÄŸil, söz konusu ortamın kimin iÅŸine yarayacağı ÅŸeklinde sormak gerek.

Türkiye içindeki oyunculara bakıldığında Çözüm Süreci’ni kimin istemediÄŸini bulmak hiç zor deÄŸil. Ancak bu istemeyenlerden hangilerinin bir tahrik sürecini desteklediklerini bulmak zor. İnsanların ölümüyle sonuçlanan bu tür olayların ardından kin ve nefret duygularının yatışması mümkün deÄŸil ve bu da muhtemelen “kardeÅŸlik” projesinin yaÅŸama geçmesini istemeyenlerin iÅŸine geliyor.

Tahrik peÅŸinde koÅŸanların “KardeÅŸlik” konusundaki beklentileri faklı olmalı. Muhtemelen bu kesimin anladığı kardeÅŸlik, türdeÅŸ bir kardeÅŸlik. Oysa Türkiye’de etnik ve hatta dini bir türdeÅŸlik yok, tam tersine çeÅŸitlilik var.

Dış boyut

Tahriklerin dolaylı olarak baÄŸlantılı olduÄŸu konu ise, bu türdeÅŸ yapının bir istikrar ortamı vaat etmesine engel olma çabasıyla ilgili. Türkiye’nin çözüm sürecinde yol alması demek yakın coÄŸrafyasındaki, en azından Irak baÄŸlamındaki açılımın sürdürülebilir olmasını garanti etmesi demek. Bu durumun Suriye’deki tüm kesimler üzerinde baskı yaratması da kaçınılmaz.

Çözüm Süreci bölgedeki Kürt halklarının “dış açılımları”nı Türkiye üzerinden gerçekleÅŸtirmeleri demek. Bu da bir dizi devletin, baÅŸta Avrupa ülkelerinin Kürtler üzerinden siyaset üretme imkanlarının kısıtlanması anlamına geliyor. Irak’ta kısmen saÄŸlanan Türkiye güveninin Suriye ayağında sorun var; dolayısıyla kullanılabilecek zayıf halka Suriye’de.

Ancak Suriye’de Türkiye’yi geri çekilmeye ya da bataklığa çekmeye zorlayabilecek baÅŸka bir oyuncu daha var, ki İD bu konuda hazırlıklarını yapıyor gibi. Dolayısıyla Türkiye bir yandan Esad’la, bir yandan PYD ile bir yandan da İD ile mücadele eder hale getiriliyor. Mesele bu mücadeleye aktif olarak sürüklenmeden manevra kabiliyeti kazanmakta.

Önlem

Türkiye manevra yeteneÄŸi kapsamında, üç eksende önlem geliÅŸtiriyor. Birinci eksen Esad rejimi konusunu “büyük güçlere” havale etmekle ilgili yürütülen diplomasi. İkinci eksen, PYD’yi uzaklaÅŸtırma, eylemsizleÅŸtirme giriÅŸimi. Bu çerçevede Türkiye, ileride kurulacak Suriye’nin Irak gibi bir sisteme bürünmesini, Suriye Kürtlerinin de siyaseten kendi ülkelerinde söz sahibi olmalarına çalışıyor. Bu konuda baÅŸka ülkelerin de verdiÄŸi vaatler var; ancak Türkiye vaatlerin “Türkiye’ye karşıt” biçimde gerçekleÅŸmesine izin vermeyeceÄŸini ima ediyor.

Tam bu noktada devreye İD giriyor ve Türkiye’nin Suriye geleceÄŸinden elini çekmesi için yapılan baskı bu yapı tarafından gerçekleÅŸtiriliyor. Türkiye bu baskıyı kırmak için İD içinden kopmalara yol açabilecek faaliyetleri sürdürdükçe de daha fazla İD tehdidine maruz kalıyor.

Türkiye Suriye ile ilgili beklentilerini İD’ye feda edemez. 2 milyona yakın Suriyeli Türkiye’de; siyaseten tarafını seçememiÅŸ Kürtler var ve düÅŸman bir rejim söz konusu. Dolayısıyla İD’nin Türkiye’yi hedefe koyması halinde, hazırlayacağı tuzağı önceden görmek ve önlem almak gerekir. Bu da pazarlık yapmaya yol açıp Türkiye’yi zora sokacak ne varsa, “karşı”tarafın elinden alınmasını,  askeri olarak kendisini bataÄŸa çekecek eylemlere boyun eÄŸmemesini gerektirir. Bugün alınacak önlemler, yarın yapılacak baskıların önüne geçmek demektir.

STAR GAZETE

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.