Sosyal Medya

Güncel

Adım adım tahliye kavgası

Polislerin tahliyesine ilişkin kavga bitmiyor. Peki kim haklı? Bir görüş ‘Asliye Ceza hakimlerinin yetkisi var’ derken diğer bir görüş ise ‘Sulh Ceza Hakimliklerinin itirazına yine aynı hakimler bakar’ diyor. Günlerdir yaşanan krizi derledik.



Tutuklu polislerden Yunus Emre Uzunoğlu’nun Ocak ayında Silivri Cezaevi’nden yolladığı dilekçe tahliye krizinin ilk adımıydı. 

Uzunoğlu, dilekçesinde İstanbul Adliyesi’ndeki 10 Sulh Ceza Hakimi için de ‘reddi hakim’ talebinde bulundu.

3. Sulh Ceza Hakimi İslam Çiçek, 19 Ocak’ta bu dilekçe için ‘reddi hakim talebinin hakimliklere değil mahkemelere yapılabileceği’ yönünde karar verdi. Bu karar, Sulh Ceza hakimlikleriyle ilgili reddi hakim taleplerinin değerlendirmesi için Asliye Ceza mahkemelerine giden yolun açılmasına neden oldu.

Tutukluların avukatları da, 19 Ocak’tan sonra tüm ‘reddi hakim’ başvurularına Çiçek’in verdiği kararı da eklediler.

Ağır Ceza Mahkemesi: ‘Asliye Ceza bakabilir’ dedi

Böylece Asliye Ceza Mahkemeleri’nin soruşturma dosyalarında yetkisi olup olmadığı yönünden bir ‘usul’ tartışması başlatılmış oldu.

Bazı Asliye Ceza Mahkemeleri’nin başvuruları reddetmesiyle de ‘yetki’ tartışması  büyüdü.

Reddedenlerin dayanağı CMK 26. Madde

Talebi reddeden mahkemeler kararını CMK’nın 26 maddesinin 1. bendine dayandırdı. Bu maddeye göre, ‘reddi hakim talebinde bulunulması hakimin mensubu olduğu mahkemeye verilebilecek bir dilekçe ile başvurulması’ öngörülüyor.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Fevzioğlu da konuya ilişkin geçtiğimiz günlerde bir değerlendirme yaptı. Bir Asliye Ceza Mahkemesi’nin “Sulh ceza hâkimliklerinin tümü birden tarafsız değil” diyerek reddi hâkim kararı verdiğini belirten Fevzioğlu, “Asliye Ceza, Sulh Ceza’nın taraflı olduğuna karar verebilir. Bu yetkisi var. Karar doğrudur, yanlıştır. İçeriğine giremem. Fakat kanun ona bu yetkiyi vermiş. Sulh Ceza hâkimlerini taraflı bulup “bu soruşturmaya bakamazsınız” diyen Asliye Ceza’nın ya HSYK’dan yeni Sulh Ceza hâkimi görevlendirmesini istemesi ya da Çağlayan Adliyesi’ne en yakın Kartal Adliyesi’nde bir Sulh Ceza hâkimine işi göndermesi lazım.”dedi. Yani itiraza bakmak için yeni bir Sulh Ceza Hakimi gerektiğine dikkat çekti.

30 Ocak 2015: Tutuklu avukatları ilk başvurularını o gün nöbetçi olan 48. Asliye Ceza Mahkemesi’ne yaptılar. Nöbetçi mahkeme başvuruyu 32. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Ancak iki mahkeme arasında yetki anlaşmazlığı yaşandı. 32. Asliye Ceza, ‘başvuru size yapıldı siz bakın’ diyerek geri gönderdi.

20 Şubat 2015: İki mahkeme arasındaki yetki anlaşmazlığını İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi çözdü: “İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi’nin nöbetçi mahkeme olarak evrakı İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’ne tevzi ettiği anlaşılmakla, tevzi edilen evrakla ilgili İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yetkisizlik, görevsizlik kararı verilmesine yer olmadığına, talebin kabulü veya reddine dair bir karar verilmesi gerektiğine, bilgi ve gereği için evrakın İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’ne iadesine karar verildi” dedi. Bu karar, aynı zamanda reddi hakim taleplerinde  Asliye Cezalar  ‘yetkilidir’anlamına da geliyordu.

Tutuklu avukatları farklı tarihlerde farklı mahkemelere ‘reddi hakim’ talebinde bulunmayı sürdürdüler.

Ama mahkemeler ve gerekçeler değişse de, talepleri hep reddedildi:

3 Şubat 2015: İstanbul 68. Asliye Ceza Mahkemesi ,‘Sulh Ceza Hakimleri ile ilgili reddi yönündeki taleplerin yine aynı mahkemelere yapılabileceği’ gerekçesiyle talebi reddetti.

4 Şubat 2015: İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesi ‘Sulh Ceza Hakimleri ile ilgili reddi hakim yönündeki taleplerin yine aynı mahkemelere yapılabileceği’ gerekçesiyle reddetti.

5 Şubat 2015: İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesi ‘usül hükümlerine uygun başvuru yapılmadığı’ gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

19 şubat 2015: İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi ‘topluca reddi hakim talebi olmayacağı’ gerekçesiyle red yönünde karar verdi.

10 hakimi de reddettiler

Şubat ayında bir çok mahkemenin ret kararı alan avukatlar Mart ayında herhangi bir girişimde bulunmadılar.

Nisan ayına ise ‘reddi hakim’ talepleriyle ilgili başvurular yeniden başladı.

20 Nisan 2015 : Avukatlar nöbetçi İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi’ne giderek  ’hem 10 Sulh Ceza hakiminin tamamının reddi ve tutukluların tahliyesi talebinde’ bulundular. Dilekçeleri alan mahkeme, reddi hakim talepleri için önce tüm Sulh Ceza Mahkemelerinden görüş istedi. Tahliye taleplerini için de soruşturma savcılarından ‘dosyaları’ talep etti.

21 Nisan 2015:  Hakim Metin Özçelik’e Sulh Ceza Hakimleri ‘siz yetkili değilsiniz’ yazısı gönderdi. Soruşturma savcıları da ‘Tahliye talebini değerlendirme yetkisi Sulh Ceza Hakimlikleri’nde’ diyerek soruşturma dosyalarını  göndermeyi reddetti.

Reddi hakim talebi kabul edildi

24 Nisan 2015: Hakim Metin Özçelik, beklediği yanıtlar gelmeyince  On (10)  Sulh Ceza hakiminin tamamının ‘reddi’ yönünde karar aldı. Hakim Metin Özçelik, reddi hakim kararıyla birlikte tahliye talepleri de için ertesi gün nöbetçi olan İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’ni  görevlendirdi.

25 Nisan 2015: İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mustafa Başer, elinde soruşturma dosyası olmadığı halde akşam saatlerinde aralarında Samanyolu TV yöneticisi Hidayet Karaca ile polis müdürleri  Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer ve Ömer Köse’nin de bulunduğu 62 tutuklunun  tahliyesine karar verdi.

Hakim Başer, soruşturma savcıları ilgili dosyaları göndermediği için kararını  tutuklu avukatlarının verdiği ve resmi niteliği olmayan dosyalar üzerinden verdi.
Sulh Ceza ‘yetki ben de’ dedi ve kapısını kilitleyerek tahliyeler için İnfaz savcılığına müzekkere yazdırdı.

Bu sırada Nöbetçi İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği devreye girdi ve  Asliye Ceza Hakimliği'nin yetkisiz olduğu gerekçesiyle verilen tahliye kararlarının geçersiz olduğunu karar bağladı.

Hakimlik, kararın usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle "yok hükmünde" olduğuna hükmetti. 

10. Sulh Ceza hakimliği ayrıca, Silivri Cezaevi'nin bağlı olduğu Bakırköy Savcılığı'na yazı yazarak tahliyelerin gerçekleştirilmemesini de istedi.

Başsavcı ‘tahliyeler geçersiz’ dedi

Karar sonrası adliyeye geldiği iddia edilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu ise 10. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararının ardından gece yazılı bir açıklama yaptı.
Başsavcısı Hadi Salihoğlu açıklamasında  “6545 sayılı kanunda bu konuda tahliye taleplerinin görevli ve yetkili mahkemesinin Sulh Ceza Hakimlikleri olduğu açıktır. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24 Nisan günü 2015/92 değişik iş sayılı kararının Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebiyle vermiş olduğu bu kararla İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği'nin 25 Nisan günü aldığı kararlarla İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği değişik iş sayılı kararın bu konuda karar verilmesine yer olmadığı kararıyla hukuken geçersiz olduğuna dair kararın verildiği ancak İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nin soruşturma dosyalarını temin etmeden ve incelemeden halen Cumhuriyet Başsavcılığımıza göndermediği kararlarla tahliyeler yapılmasına karar verdiği ve bu kararları avukatlara tebliğ ettiği ancak bu karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığımızca yeniden 25 Nisan günü yazıyla bu verilen kararların yerinde olmadığı ve infaz edilmemesi ve şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi istenmiştir” dedi.

Başsavcı açıklamasının devamında 10. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararını hatırlattı.

İnfaz savcısı işleme koymadı

26 Nisan 2015: İnfaz Savcısı Orhan Güldiker, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nin tahliye müzekkerelerini  gün boyu bekletti ve akşam saatlerinde iade etti. Güldiker’in iade gerekçesi de Mahkemenin tahliyeler için yetkili olmadığıydı.

Sonunda tutuklu avukatlarının 4 aydır boyunca çaba gösterdiği tahliyeler gerçekleşmedi. Toplu Reddi hakim kararı veren Hakim Metin Özçelik ile tahliye kararı veren Hakim Mustafa Başer, HSYK tarafından açığa alındı.

28 Nisan 2015: 32. Asliye Ceza Mahkemesi’ne yeni atanan hakim, tahliye kararlarının 'yok hükmünde' olduğunu belirterek geri çekti.

30 Nisan 2015: HSYK Müfettişi Yunus Hadi Konuk, açığa alınan hakimler Metin Özçelik ve Mustafa Başer hakkında gözaltı kararı verdi. Terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla verilen gözaltı kararı İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirildi. Polisler tarafından gözaltına alınmayan iki hâkim telefon ile aranarak Bakırköy Başsavcılığı’na davet edildi. Adliyeye giden hâkim Metin Özçelik, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderildi.

1 Mayıs: 2015: Hakim Metin Özçelik'in tutuklanmasından bir gün sonra Bakırköy Adliyesi'ne giden hakim Mustafa Başer de "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" ve "Silahlı örgüt üyesi olmak" suçlamasıyla tutuklandı. 

Tahliye tartışmasından geriye büyük bir tartışma kaldı. Şimdi sulh hukuk hakimlikleri için yapılacak reddi hakim taleplerine kimin bakması gerektiği sorusuna net cevap aranıyor. Sulh Ceza hakimleri, 17- 25 Aralık operasyonları sonrasında kurulmuştu. Ve hakimliklerin kuruluş aşamasında kanuni düzenleme yapılırken bugün yanıtı aranan sorunun ‘ihmal’ edildiği konusunda herkes hemfikir.    

Kaynak: Al Jazeera

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM