Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: Bisiklet kervanımız Tahran’da



Bisiklet kervanımız Tahran’da, Ab-ı Ateş Parkı’na varmadan, Tahran Bisiklet Federasyonu üyelerinden bir grup bisikletçi tarafından karşılandı. Tahranlı bisikletçilerin rehberliğinde, Kur’an-ı Kerim’deki Hz. İbrahim kıssasının tasvir edildiği, hem görsel hem de sakinliği ile huzur veren Ab-ı Ateş Parkı ya da Su ve Ateş Parkı’na giriş yaptık. Paten süren çocuklar, bisiklet süren öğrenciler de kervanımıza karışınca parkın içinde oldukça heyecanlı, coşkulu tur atmaya başladık. Görülmeye değer bir tablo çıktı. Ve tabii ki bir hatıra fotoğrafı çektirerek ana programın yapıldığı alana doğru hareket ettik. Yine Tahranlı bisikletçilerin rehberliğinde pedal çevirmeye devam.

Tahran’da şehir içinde otoban niteliğinde çok sayıda yol var. Bunlardan biri de Ayetullah Müderris Otobanı. Otobanın bir tarafında (batı tarafında) Ab-ı Ateş Parkı, akşamları ışıl ışıl ve renkli görselleriyle gözleri büyüleyen bir park. Ve bu parkın karşı tarafında (doğu tarafında) ise hem Şehit Hakkani Parkı hem de Mukaddes Savunma Müzesi olarak kullanılan açık hava müzesi bulunuyor. İran’ın 8 yıl süren savaşı ve savaşın izleriyle ABD ve Siyonist rejim tarafından İran’a yüklenilen savaş ve saldırılara dair cinayet kalıntıları. Özellikle nükleer bilim insanlarına yapılan bombalı saldırılarda hasar gören araçlar, yakın dönem cinayetleri; 8 yıllık İran-Irak Savaşı’nda ise cephelerde yaşananları tasvir eden görüntülerden oluşuyor. Müzeyi ziyaret edenler dinlenmek amacıyla parka gidip dinlenirken, parka gelenler de müzeyi gezerek yaşananları unutmamaya çalışıyor. Oldukça iyi düşünülmüş bir park-müze ilişkisi.

İşte bu müze ile Ab-ı Ateş Parkı’nı kesen Ayetullah Müderris Otobanı’nın üzerinde, mimarı İranlı bir bayan mühendis olan demir bir köprü var. Demir köprü oldukça geniş ve bazı etkinliklerin de yapıldığı muhteşem bir mühendislik harikası; iki katlı ve üst katında şehri kuzeyden güneye kuş bakışı görebiliyorsunuz. Alt katta kafeler, restoranlar vs. var. İkinci katta köprünün ortasında, 168 öğrencinin şehit olduğu Minab şehitlerine ait resim ve görsellerden oluşan okul mizanseni ve saldırılara dair görsellerle hazırlanmış.

Ve tabii unutmadan, asıl karşılama çok daha anlamlı. Ab-ı Ateş Parkı’ndaki köprü girişinde kızlı erkekli çocukların, İran’daki etnik kimliklerin temsil edildiği yöresel kıyafetleriyle bisiklet kervanını karşılaması, ellerindeki çiçekleri kervan üyelerine vermesi çok çok güzeldi. Adeta “Biz kültürlerimizle biriz, renklerimizle zenginiz, farklılıklarımızla güçlüyüz” mesajı verdikleri gibi “bir ve beraberiz” diyorlardı. Tahran basın mensuplarının merkezi olması nedeniyle yoğun bir basın mensubuyla karşı karşıya kalmıştık. Hem çocukların hem yetkililerin hem de basın mensuplarının sorularıyla karşılaşmak, onların ilgisini çekmek bizi şaşırttı. Mahcup etti. Sevindirdi. Yolumuzun doğru olduğunu, çevirdiğimiz pedalların da dönen tekerleklerin de bizi kardeşliğe götürdüğünden bir kez daha emin olduk.

Tahran şehir turumuz bununla da bitmedi. Eğitim Bakanı ile görüşmemiz var. Gittiğimiz her yerde yaptığımız sembolik yoklamayı Ab-ı Ateş Parkı’nda da yaptıktan sonra gittiğimiz Eğitim Bakanı ziyaretinde de gerçekleştirdik yoklamamızı. Bakan bey dahil salonda bulunan herkesin gözyaşlarını tutamadığını söylemem abartı değil. Duygusal ortamın hâkim olduğu bir ziyaretti. Çocukça ve anlamlı yoklama bizim yüreklerimize kadar işlemişti.

Ve akşam saatlerinde artık klasikleşen meydanları ziyaret turumuzda İnkılap Meydanı’ndayız. İnkılap Meydanı benim yabancı olmadığım bir meydan aslında. Fakat ilginin fazlalığı, basın mensuplarının koşuşturmacaları bizi ayrı bir telaşa sürüklüyordu adeta...

Gerek meydan içinde ilerleyişimiz sırasında gerekse de platforma çıkışımız anında Azeri arkadaşların “Yaşasın Türkiye”, “Gardaş Türkiye” gibi sözlerle bize karşılık vermeleri, “Var olun”, “Yaşayasınız” gibi tek kelimelik kardeşlik bağlarını güçlendiren tepkiler, çevirdiğimiz pedalların, dönen tekerleklerin amacına doğru ilerlediğini de gösteriyordu.

Her akşam bu meydanda, ABD ve Siyonist rejimin cinayetleri telin ediliyor, ABD ve işgal rejiminin cinayetleri karşısında birlik ve beraberlik mesajları veriliyordu. Bizim bisiklet kervanımızın da akşamları yapılan meydan toplantılarına bir katkısı olmuş, kardeşliğin sınır tanımadığını anlatmaya çalışmıştı. En azından kendi anlatımızla, gönül diliyle ifade etme gayretimizi göstermiştik.

Ve sabah saatlerinde, İran’ın sembolü olduğu kadar İslam inkılabının da sembolü olan Azadî Meydanı’nda attığımız turla Tahran’a veda ediyor, güzergâhımıza doğru yola revan oluyoruz. O görkemli Azadî Meydanı’nı turlayarak Kum güzergâhına yöneliyoruz.

Çevrilen her pedal, dönen her tekerlek, bisiklet kervanını kendi içinde “İyi ki yola çıktık ve doğru yoldayız” düşüncesinde güçlendiriyor. Şehit ailelerine kavuşmaya, ellerimizdeki emanetleri teslim etmeye daha bir yaklaşıyoruz.

Emanet ehli olmaya, dostluk eli uzatmaya, gönül dostu olmaya doğru çevrilen pedallar durmuyor, çevrilmeye devam ediyor. Gönül dili konuşanlardan olmaya doğru ilerliyoruz.

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM