Sosyal Medya

Zeynep Yücel: Dostluk ve Düşünmek



İnsanın gerçek manada yaşaması; kabiliyetlerini ortaya çıkarması, düşünce dünyasını geliştirmesi, buna uygun eylemler ortaya koyması demek. Fıtratına uygun zeminde ve bu minvalde hareket halindeyse insan, enerjisini elleriyle tutabilir, gözleriyle görebilir adeta. Kendini bulmak, bulmaya devam etmek, bulmak için doğru yerde olmak iyi hissettirir. Bu varoluşsal huzuru tadan kişi onu neden terk etsin ki? Devam eder yoluna…

Yoldan bahsedince yoldaştan etmeden olmaz. İnsanın gelişiminde içsel, kendinden neşet eden boyutla birlikte, dışarıdan içeriye doğru akan ve iç dünyasındaki denizi besleyen nehirler vardır. Hatta içeri ve dışarı bu konuda öyle iç içedir ki ayırmak adeta mümkün değil... İnsanın yaşadıkları, okudukları, ailesi, tüm sosyal çevresi sürekli ona doğru akar. Gelişimine katkıda bulunur. Her zaman geliştirir mi, tam tersine engel olduğu, ket vurduğu da olur mu? Olabilir elbette. Ama bu tür tecrübeler dahi bir ders olarak algılanmaya başlandığında bulanan sular durulur ve gelişime bir katkı hanesine yazılır. Bu yolculukta düşünce paylaşımı yapabildiğimiz insanların rolü büyüktür.

Dostluk genelde zor zamanda yardımlaşmak, iç dünyanı açabilmek, birlikte etkinlik yapabilmek gibi algılanır. Rahat latife yapabilmek, içinden geliyorsa yanında ağlayabilmek, herkesin bilmediği bir özelliğini çekinmeden aşikâr etmek dostluğun özelliklerindendir. Böyle bir yakınlık, yapıcı eleştiri hakkına başkalarına göre daha çok sahip olur. Böylece duygusal gelişimimize samimi ve hakiki bir katkı sunar, çünkü dost dosta yürekten konuşur. 

Ama burada bırakırsak dostluğu duygusal bir ilişki olmakla sınırlandırmış oluruz. Peki ya düşünce boyutu? Düşünsel gelişimimiz? Dünya görüşümüz, hayata bakışımızda dostlarımız nasıl bir yer tutar? Karşılıklı etkileşimden, benzeşmekten bahsetmiyoruz. Tabi ki bunun ciddi bir gerçekliği var. Ama meselemiz "bana dostunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" değil. Önyargıdan uzak, cesaretli olabileceğimiz, birlikte sınırları zorlayabileceğimiz, yapaylıktan uzak, sahici bir muhatap. Çünkü gerçek ve sağlam bir bağ vardır iki dostun arasında. Bu ünsiyet, iyi niyet ve muhabbet, yanlış anlama ihtimalini ciddi anlamda düşürür. Nasıl ki bir konuyu anlamak için önce bağlamını bilip, o çerçeveden bakmak gerekirse, bir kişiyi anlamak için de mümkün mertebe onun hayata bakışını, kişiliğini, tecrübelerini, sosyal çevresini tanımak önemlidir. Bu aşinalıktan genellikle en çok dostlar nasiplidir ve sonuç olarak dost dosta ciddi bir ayna tutar, ışık olur, zihin açar. 

Sadece şahsi konuları değil, düşünsel konuları da herkesle konuşmak mümkün olmadığı gibi bir ihtiyaç da değil elbette. Görüşlerin şahsî algılanmadığı, özellikle birbirinin hassasiyetleri konusunda yanlış anlama ihtimali düşük olan, böyle bir durum olursa dahi toparlanması büyük ihtimalle en kolay diyalog, dostlarla sohbet olsa gerek. Çünkü dostluk bir mertebe ve oraya gelene kadar yanlış anlama konusu olacak şeyler büyük ölçüde aşılmıştır. Bazı insanlar yalnızlığımızı bozmaz. Kendimizle konuşur gibi konuşabiliriz onlarla. Derinlere gerçek bir dostun ipiyle dalmak, çıkarken güç birliği yapma imkânı sağlar. Dostlarımızla birlikte düşünmek, yorucu ve lüzumsuz münakaşa ihtimali barındıran durumlar yerine, dünya görüşümüz ne kadar farklı olursa olsun bizi anlamaya gönüllü olan dostlara kulak vermek, sözlerimizi onları yere düşürmeyecek kişilere emanet etmek, entelektüel gelişimin en sahici, içten ve muhabbetli yollarından olsa gerek. 

Sözlü ya da sessiz konuşabildiğimiz, birlikte düşünüp, yürüyebildiğimiz dostlar, iyi ki varlar...

Zeynep YÜCEL

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM