Şevket Hüner: Yapılan her şeyin gelecekte bir maliyeti vardır
Bugün yaptığınız her eylem, zamanın sırlı suyunda beslenir, filizlenir ve bir gün karşımıza çıkar. Kimse ektiği dikenden gül toplamayı bekleyemeyeceği gibi, zamanın akışına bıraktığı bir gamsızlığın da faturasız kalacağını umamaz. Şehirler ve insanlar, erteledikleri her sorumluluğun bedelini geleceğin harabeleri arasında öderler. Bugünün kolaycılığı, yarının ağır yüküdür. Bugün feda edilen hakikat, yarın karanlık bir gecenin habercisidir.
Zaman, hiçbir şeyi bütünüyle kaybetmez. Sözleri saklar, davranışları saklar, ihmalleri saklar, iyilikleri saklar. Gün gelir, insan geçmişini karşısında bulur. O zaman anlar ki ödediği en büyük bedeller, çoğu zaman eylemlerin içinde saklanan gizli niyetlerin karşılığıdır.
Hayat, insanın önüne iki kapı koyar. Biri yaptıklarının devam ettiği yola açılır, diğeri ise yapması gerekirken yapmadıklarının. Çoğu zaman yalnızca yaptıklarımızın sonuçlarını düşündüğümüz için yanılırız. Oysa susmanın da bir bedeli vardır, konuşmanın da. Bir insanı affetmenin de geleceği vardır, affetmemenin de. Adaleti korumanın da, ihmal etmenin de…
Geçmiş nesillerin yaptığı tercihler bugün yaşadığımız dünyanın duvarlarını oluşturmuştur. Bizim tercihlerimiz de henüz doğmamış insanların geleceğini etkileyecektir. Bir nesil toprağa yalnız ağaç dikmemeli, aynı zamanda meyvesini ve gölgesini hesap etmeli. Bir nesil yalnız bina yapmamalı, bir şehir tasavvuru kurmalı. Bir nesil yalnız kitap yazmamalı, kendisinden sonra geleceklerin düşünme biçimine bir kapı aralamalı…
İnsanın yaptığı her şey, kendi zamanından taşarak geleceğin zamanına da müdahale eder.
Bir anlık öfke, kuşaklar boyu sürecek bir kan davasına dönüşebilir. Bir insanın hayatına dokunan küçük bir iyilik, onun yeniden ayağa kalkmasını sağlayabilir. O insan, başka birine aynı iyiliği yaptığında, iyilik adı verilen hayırlı çığır diğer zamanlara iletilir.
İnsan, sıradan bir varlık olmaktan çok daha büyük bir sorumluluğun taşıyıcısıdır. O, yalnız bugünün içinde yaşayan bir canlı değil, geçmiş ile gelecek arasına kurulan bir köprüdür. Bu açıdan her davranış, insanın dünyadaki konumunu belirleyen bir tercihe dönüşür. Bir medeniyetin yükselişi de çöküşü de bir anda gerçekleşmez. Önce küçük ihmaller başlar, sonra alışkanlıklar oluşur, ardından alışkanlıklar kader gibi görünmeye başlar.
İşte geleceğin maliyeti bazen burada ortaya çıkar. İnsan, dün verdiği küçük tavizlerin yarın nasıl büyük bir bedel oluşturacağını göremez.
Bir duvarın yıkılması, çoğu zaman son taşın düşmesiyle açıklanır. Oysa duvarda yıllar boyunca biriken çatlaklar, ihmal edilen temeller ve fark edilmeyen aşınmalar vardır. İnsan hayatı da böyledir. Büyük sonuçların çoğu, küçük nedenlerin zaman boyunca birikmesinden doğar.
Bir kez yalan söyleyenin ikinci yalanı söylemesi kolaylaşır. Bir kez haksızlığa alışan toplum, ikinci haksızlık karşısında daha az şaşırır. Böylece davranış, eylem olarak kalmaz, insanın iç dünyasında bir iz bırakır. Her iz de geleceğe giden bir yolun başlangıcıdır.
İnsan geçmişin bütün sonuçlarına mahkûm değildir. Gelecek aynı zamanda bir imkânı da barındırır. Yeni bir seçim, eski bir zincirin halkasını kırabilir. Bir insanın kendisini değiştirmesi, bazen çevresindeki insanların hayatında da değişimlere yol açabilir.
Gerçek manada umut, geçmişin üzerine yeni bir gelecek inşa edileceğine inanmaktır.
Gelecek, geçmişin biriktirdiği borçların tahsil edildiği çetin bir mahkemedir. Bugün yapılan hiçbir eylem yok olmaz, sadece şekil değiştirir, demlenir ve günü geldiğinde kapımızı çalacak olan o ağır hesaba dönüşür. Görünmez şahitler tarafından tutulmuş sicilimizden çıkarılıp önümüze konur. Ve işte o an, insan kendi geçmişinin borcunu öder.
İnsan bunu anlayabildiği ölçüde sorumluluğunun farkına varır.
Gelecek, insanın önünde boş bir sayfa değil geçmişte yazdığı cümlelerin devamıdır.
Ve insan, yarının ilk cümlesini aslında bugün yazmaktadır.
Şevket Hüner / 1 Rebiülâhir1448

Henüz yorum yapılmamış.