Sosyal Medya

Şevket Hüner: Hamamböceği İsyanı



Bir sabah Gregor Samsa uyandığında kendisini dev bir böceÄŸe dönüşmüş olarak bulur. Kafka’nın bu tuhaf ve ürpertici dönüşüm ile insanın içine sakladığı böceÄŸi görünür kılar. O artık ailesinin geçimini saÄŸlayan biri deÄŸil, kapının arkasında saklanması gereken bir “haÅŸere”dir.

2026’da. Hindistan’da “Cockroach Janta Party” adıyla ortaya çıkan gençlik hareketi, baÅŸlangıçta internette siyasi bir hiciv olarak doÄŸdu. Hareketin adı, Hindistan Yüksek Mahkeme Reisinin iÅŸsiz gençlere “hamam böcekleri” ve “parazitler” hakaretine, karşı bir cevap olarak ortaya çıktı. Gençler kendilerine yöneltilen aÅŸağılayıcı sıfatı reddetmek yerine onu tersine çevirdiler. Madem bize öyle deniyor, öyleyse hamam böcekleri bir araya gelsin.

Gregor Samsa, böceÄŸe dönüştüğünde toplumun gözünde insanlığını kaybeder. Hintli gençler ise kendilerine edilen hakareti bir kimliÄŸe dönüştürdüler. Böylece Kafka’da böceÄŸe dönüşmek sindirilmiÅŸ bir ferdin simgesiyken, Hintli gençler hamamböceÄŸinin, nükleer bir felaketten bile saÄŸ çıkabilecek o sarsılmaz yaÅŸama tutkusunu ve koloniler halinde hareket ettiÄŸinde taşıdığı o durdurulamaz enerjiyi ortaya çıkardılar.

Gregor Samsa çalıştığı sürece ailenin vazgeçilmez üyesidir, çalışamaz hâle geldiğinde ise odasında saklanan bir yüke dönüşür. Hintli gençlerin öfkesi ise sınavların adaletsizliği, işsizlik ve liyakat konusundaki kaygılar, eğitim sisteminin vaat ettiği geleceğin ellerinden kaydığı endişesinden kaynaklanmıştı.

Gregor böceÄŸe dönüştükten sonra giderek konuÅŸma yetisini, ailesiyle bağını ve sonunda yaÅŸama hakkını kaybeder. Onun odası bir hapishaneye dönüşür. Hintli gençler ise kendilerine layık görülmüş hücrelerden çıkarak “böcek” olarak görülmenin utancını kolektif bir güce çevirirler.

HamamböceÄŸi karanlıkta yaÅŸayabilen, çatlaklardan sızabilen ve koloni olarak birlikte hareket edebilen bir canlıdır. O, sistemin görmek istemediÄŸi yerde ortaya çıkar. Sistemin kiÅŸiyi deÄŸersizleÅŸtiren “hamam böceÄŸi” hakareti, Hintli gençlerin elinde “Bizi yok sayabilirsiniz ama ortadan kaldıramazsınız. Birimizi sustursanız diÄŸerimiz çıkar. Bir çatlağı kapatsanız baÅŸka bir çatlak buluruz.” anlamına kavuÅŸmuÅŸtur.

Kafka’nın kahramanı böceÄŸe dönüştüğü için insanlığını kaybetmez, asıl dönüşüm, çevresindekiler onu artık insan olarak görmediÄŸinde gerçekleÅŸir. Hintli gençler ise kendilerine yakıştırılan “böcek” hakaretini tersine çevirerek insanlıklarını yeniden görünür kılmaya çalıştılar. Böylece hamamböceÄŸi insanın fıtratına yabancılaÅŸmasının iç karartan bir anlatısı olmaktan çıktı ve direniÅŸin simgesi haline geldi.

Kafka’nın kahramanı ile Hintli gençler arasında yüz yılı aÅŸan bir zaman mesafesi vardır. Ancak ikisini aynı sorunun karanlığında buluÅŸturan ÅŸey deÄŸiÅŸmemiÅŸtir. Sistem, insanlarından ne zaman vazgeçer? Daha da önemlisi, Kim insan sayılır, kim bir böceÄŸe, parazite, yüke, fazlalığa dönüştürülür? Zira insanlıktan çıkarılmak çoÄŸu zaman bir anda gerçekleÅŸmez. Önce bir isim verilir, sonra bir sıfat, ardından bir etiket… Ve sistemin gözünde insan, kurtulunması gereken bir “fazlalık” haline gelir.

Kafka’nın böceÄŸe dönüşen Gregor’u ile dışlanan Hintli gençlerin hikâyesi, tam da bu noktada kesiÅŸir. Bir sistem, bazılarını insanlığın sınırları dışına ittiÄŸinde, geriye yalnızca ÅŸu sorular kalır; Asıl dönüşen kimdir?  Dışlanan mı, yoksa onu dışlayan toplum mu?

Kafka, Gregor’un hikâyesi ile yalnızca “insan böceÄŸe dönüşürse ne olur?” sorusunu deÄŸil “İnsanlar birbirlerini böcek olarak görmeye baÅŸladığında ne olur?” sualini de sorar.

Kafka’nın kahramanı ölürken bile ailesine yük olmanın mahcubiyetiyle kabuÄŸunun içinde küçüldükçe küçülürken, sokaklardaki Hintli gençlik sistemin mahcup olması gerektiÄŸini haykırdılar. Yani sistem bir kelimeyi sana hakaret olarak fırlatabilir. Sen onu yerden kaldırıp bayrak yapabilirsin. O zaman sinmiÅŸ Gregor ölür. Ama yerine bir diriliÅŸ baÅŸlar.

İnsan, baÄŸlı olduÄŸu sistemi dünyanın sahibi sandığında bir gün Gregor Samsa gibi bir hamamböceÄŸine dönüştürülmesine engel olamaz. Zira sistemin içinde kendisine ayrılmış küçücük bir yere sahip olduÄŸunu, o konforu(!) kaybolduÄŸunda kendisinin de yok olacağını sanarak sindikçe siner. Hayata dair ümit ise tam da ışığın ulaÅŸamadığı yerde direnenler sayesinde devam eder…

Şevket Hüner / 2 Rebiülevvel 1448

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.