Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: Tehlikeli Dönemdeyiz



Bölgede yaşanan gelişmeler çok hızlı. Adeta baş döndürecek şekilde hızlı. Bu hızlı gelişmelerde kimin nerede durduğunu, kimin ne yaptığını ya da ne için yaptığını sorgulamaktan geri kalıyoruz. Doğru gibi görünen hareketlerin sonuçlarının, siyonist-emperyalist siyasetlere hizmet ettiğini daha sonra görüyoruz. Doğru gibi görünen söylemlerin arkasında nelerin gizlendiğini daha sonra fark edebiliyoruz.

DireniÅŸi sahada yok edemeyenler; diplomatik dillerle ve süslü söylemlerle direniÅŸi kuÅŸatma altına alma stratejileri geliÅŸtiriyorlar. Önce Gazze’de yaÅŸananlara bakalım. Dost ülkelerin araya girmesiyle HAMAS’a baskı yapılarak sözde ateÅŸkes saÄŸlandı. Adına barış konseyi/kurulu denilen yapılanmaya gidildi. Aradan günler geçti, haftalar geçti, aylar geçti; hiçbir hareketlilik olmadı. Yılları geride bırakıyoruz ama yerlerinden edilen Gazzelilerin çadırlarına yönelik saldırılar durmuyor. Her gün gerçekleÅŸtirilen ve suikast denilen vahÅŸi katliamlar can almaya devam ediyor. Vadedilen gıdalar bir türlü ulaÅŸtırılmıyor. İçme suyuna bile eriÅŸilmesine izin verilmiyor. İşgal ise adına güvenlik koridoru denilerek, renkli hatlar çizilerek geniÅŸletiliyor. Arabulucu ülkelerde ses yok, barış kurulu üyesi ülkelerde tepki yok. Olması da beklenmemeli; çünkü barış kurulu üyelerinden biri de bizzat saldırgan siyonist iÅŸgal rejiminin kendisi. AteÅŸkesten bu yana ÅŸehit olanların sayısı onlar, yüzler deÄŸil; binlerle ifade ediliyor.

Ve Lübnan... Tehlikeli bir dönem içinde. Milli ve siyasi özgür iradeden yoksun, siyonist ve emperyalist projeleri hayata geçirmede kararlı bir yönetim var. Daha doÄŸrusu yönetimin, ülke sınırlarını korumaktan ziyade, iÅŸgal rejimi İsrail'in yayılmacı iÅŸgal siyasetlerine karşı yıllardır direnen Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına odaklandığı görülüyor. İşgal rejimi İsrail'in yıllardır silahlarla yapamadığını, siyasi ve diplomatik baskılarla yapmaya çalışıyor. Adeta ABD’nin diplomatik oyunlarına paralel olarak, iÅŸgal rejimi İsrail'in Hizbullah’ı silahsızlandırma yükünü paylaÅŸma gayreti içinde.

Lübnan hükümetinin Hizbullah’a baskı yapma yükünü biraz da Suriye yönetimine vermek için Trump’ın fitne siyasetleri hâlâ gündemde. Bu tehlikeli teklif ÅŸimdilik Åžara’nın açıklamalarıyla rafa kalkmış gibi görünse de Suriye DışiÅŸleri Bakanı'nın Lübnan ziyaretinde yaÅŸananlar, tehlikenin hâlâ geçmediÄŸi izlenimini veriyor.

Bölge, tehlikeli bir dönem ve süreçten geçiyor. İşgal rejimi İsrail'in yayılmacı siyasetlerine hizmet edecek adımlar çok sinsi bir ÅŸekilde yürütülüyor. ABD BaÅŸkanı Trump’ın birçok defa sunduÄŸu fitne tekliflerinin ardından, Suriye DışiÅŸleri Bakanı'nın Beyrut temaslarında bu konunun yeniden gündeme geldiÄŸi anlaşılıyor. Lübnan BaÅŸbakanı Necip Mikatî* ile Suriye DışiÅŸleri Bakanı Esad Hasan Åžeybani arasındaki görüşmede ikili birçok konu ele alınmış. Ve tabii ki iki komÅŸu ve İslam ülkesi arasındaki bu görüşmeler memnuniyet verici; ama "ama, fakat, lakin"li bir görüşme olduÄŸunu da belirtmek gerekiyor. Dedik ya, bölge çok tehlikeli bir süreçten geçiyor. Tehlikeli bir dönem içindeyiz.

İkili görüşmeden ayrı olarak, Lübnan Dürzi lideriyle yapılan görüşme de önemli. Ümit ederiz, Suriye Dürzi sorununun çözümüne de katkı sağlanır. Ümitler ve beklentiler ile yaşananlar dikkate alındığında pek iyimser bir tablo ortaya çıkmıyor. Bu görüşmelerin basına, sahaya ve kitlelere yansıması da önemli.

Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve siyasi yalnızlığa sürüklenmesi yönündeki çabalar bütün hızıyla sürüyor. Bu çabalar ise siyonist iÅŸgal rejimi İsrail'in ABD üzerinden yürüttüğü bir proje. ABD ise Fransa, BAE ve Suudi Arabistan koordinesinde, Åžam yönetimiyle yük paylaşımı ÅŸeklinde bir çaba ortaya koymaktadır. Türkiye’nin de ulusal çıkarlarına aykırı olan böyle bir çaba daha yakından izlenmeli. Åžam yönetimini tahrik edecek fitne siyasetlerine dikkat edilmeli. Terör eylemleriyle mezhepsel ve etnik çatışmalara zemin hazırlama projelerinin devreye sokulmak istendiÄŸi görülmeli.

DireniÅŸin silahsızlandırılması ve siyasi yalnızlığa itilmesi; Gazze’nin ve Batı Åžeria’nın iÅŸgalinin de devam etmesi demektir. DireniÅŸ ise siyonist-emperyalist yayılmacılığın önündeki en büyük engeldir. Hatta Türkiye’nin ulusal güvenliÄŸi için ciddi bir dalgakırandır.

Fitnelere karşı uyanık, siyonist-emperyalist projelere karşı duyarlı, kardeşlik bilinci içinde bir ömür olsun.

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.