Şevket Hüner: Tamamlanmış Kitapla Hayatı Okumak
Kur’an yirmi üç yılda hayatın akışı içinde celse celse nazil oldu. İnen her ayet bir acıya teselli, bir soruya cevap, bir yanlışa tashih, bir imtihana rehber ve bir toplumsal krize çözüm olarak nazil oldu. Bu yönüyle Kur’an, hayatın tam merkezine inerek Resulullah’ın(sav)ÅŸahsiyetinde ete kemiÄŸe bürünmüş, ahlâka dönüşmüş, topluma yansıyarakinsanlığa örnek olacak bir hayat modeli sunmuÅŸtur.Bugün ise vahyin nüzul süreci tamamlanmış, Kur’an iki kapak arasında muhafaza edilen eksiksiz bir Mushaf olarak elimizdedir. Artık bizim görevimiz, geçmiÅŸin anlatımı olmanın çok ötesine geçen tamamlanmış kitabımızla kendi hayatımızı yeniden nasıl anlamlandıracağımızın, yönlendireceÄŸimizin ve tefsir edeceÄŸimizin yollarını bulmaktır.
Nüzul sürecinden öğrendiğimize göre Allah, muhatabını adım adım eğitmiştir. İnançtan ahlâka, bireyden topluma uzanan bu inşa süreci, insan fıtratını gözeten bir terbiyedir. Bugün elimizde bulunan Mushaf, bu tedricî eğitimin tamamlanmış hâlidir. Bu nedenle biz, Kur'an'ı kendi iç tutarlılığı içinde anlamalıyız. Çünkü tamamlanmış bu kitabın en önemli özelliği, parçalarının bütünü açıklaması, bütünün de parçaları anlamlandırmasıdır.
Kur’an'ı, yaÅŸanan hayattan bağımsız sadece lafızların, rivayetlerin veya klasik yorumların tekrarıyla yetinilen bir tefsir faaliyetiyle sınırlamak, onu toplum için rehber olma iddiasından uzaklaÅŸtırırken, güncel sorunlara çözümler üreten ve çaÄŸa yön veren dinamik yapısını körelterek onu tarihsel bir arÅŸiv belgesine ya da entelektüel bir egzersize dönüştürür. Oysa hayat, Kur’an'ın anlaşılmasının alternatifi deÄŸil, aksine onun anlam ufkunu açan ve yorumunu sürekli sınayan en önemli zemindir. Bu nedenle saÄŸlıklı bir tefsir faaliyeti, metni hayatın ışığında, hayatı da Kur'an'ın deÄŸer ve maksatları doÄŸrultusunda birlikte okuyabilen bütüncül bir perspektifi esas almalıdır.
Kur’an’ı hayatımıza taşımak, onu bir bilgi kaynağı olarak okumaktan öte, bir ölçü, bir kıstas olarak kabul etmeyi gerektirir. Hayatı Kur’an ile tefsir etmek demek, karşılaÅŸtığımız her durumda vahyin ilkeleriyle düşünmek, karar vermek ve buna uygun davranmaktır. Bu, bireysel ahlaktan toplumsal adalete, ibadetten muamelata kadar geniÅŸ bir alanı kapsar.Ayetlerin nüzul sebepleri bize o günün koordinatlarını verir ve murad-ı ilahiyi anlamamız için vazgeçilmez birer fenerdir. Ancak Kur’an’ın tamamlanmış bir bütün olması, onun eskidiÄŸine deÄŸil, aksine, bütünsel bir evrensellik kazandığı anlamına gelir.
Bizler bugün hayatı tefsir ederken, ayetlerin yerel ve dönemsel sebepleriyle sınırlı kalmayıp, arkalarındaki evrensel illetleri, ahlaki ilkeleri ve varoluşsal yasaları (sünnetullah) anlamakla mükellefiz. Hayatı Kur'an ile tefsir etmek, yeni meseleleri eski kalıplara hapsetmek değil, değişmeyen ilkelerle değişen şartlar arasında hikmetli bir bağ kurabilmektir. Böylece ilk nazil olduğunda bir kabile asabiyesini eleştiren ayet, bugün modern dünyanın ırkçılık ve yabancı düşmanlığı çıkmazını tefsir eden bir aynaya dönüşebilir.
Dolayısıyla bize düşen, hayatı Kur’an'a onaylatmaya çalışmak deÄŸil, vahyin rehberliÄŸinde hayatı yeniden anlamak ve anlamlandırmaktır. Bu da baÅŸarıyı yalnızca kazanmakla deÄŸil, emaneti korumakla, özgürlüğü yalnızca dilediÄŸini yapmakla deÄŸil, hakka teslim olmakla, zenginliÄŸi yalnızca mala sahip olmakla deÄŸil, infak edebilmekle, kaybı yalnızca eksilmek olarak deÄŸil, sabır ve hikmet için bir imkân olarak görebilmektir. Kur’an, olayları deÄŸiÅŸtirmekten önce insanın olaylara bakışını dönüştüren bir ÅŸuur sunar. Vahyin ışığıyla deÄŸiÅŸen her bakış, zamanla dönüşecek hayatın da müjdecisidir.
Bugün Müslümanın karşı karşıya olduÄŸu en büyük açmazlardan biri, Kur’an'ı hayatı tefsir eden ve yol gösteren bir kitap olmaktan çıkarıp yalnızca okunacak veya saygı gösterilecek bir metne dönüşmesidir. Oysa sahabeler, ayetleri ezberlemeden önce onları yaÅŸamaya çalışıyorlardı. Böylece onların hayatı, vahyin aynası hâline geliyordu. Biz ise tamamlanmış kitabın muhatapları olarak, o aynayı yeniden hayatımıza tutmakla yükümlüyüz. Bunun yolu da Kur'an'ı parçacı okumaktan deÄŸil, onun inÅŸa etmek istediÄŸi insanı tanımaktan geçer.
Hayat, önümüze her gün yepyeni meseleler, karmaşık ahlaki ikilemler ve modern krizler çıkarıyor. Bu krizlerin ortasında Kur’an’ı doÄŸru okumak, cımbızla ayet seçip rıza üretmek deÄŸil, kitabın adalet, merhamet, tevhid ve ahlak eksenli büyük resmini hayata rehber kılmaktır. Vahiy dün yaÅŸanmakta olan hayatı inÅŸa ediyordu, bugün ise bizler elimizdeki o tamamlanmış inÅŸa planıyla kendi çağımızın harabelerini yeniden imar etmek zorundayız.
Kur’an celse celse inmeyi bitirmiÅŸtir ama onun insan ruhuna ve zamana tefekkürü, her bir müminin kalbinde kıyamete kadar celse celse inmeye devam edecektir…
DoÄŸrudan doÄŸruya Kur’an’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm'ı.
Mehmet Akif Ersoy
Şevket Hüner / 19 Muharrem 1448

Henüz yorum yapılmamış.