M. Ali Akbulut: Bilinmeyen; unutulmaz isimler: Cevad Rıfat Atilhan
Ülkemizin yakın geçmişinde adı unutulan nice isimler var. Kendi alanında mücadele etmişler, doğru bildiklerini kamuoyuna anlatmak adına çırpınıp durmuşlar. Bu mücadele dönemlerinde bedeller ödemişler. Bazen canlarıyla, bazen makamlarıyla, bazen mallarıyla ödemiş oldukları bedellerin o dönem şartları içinde değerlendirilmesi zor. Zor diyorum çünkü unutulmuşlar. Bazıları kitapların sayfalarında, bazıları kütüphanelerin tozlu raflarında kalmış. Rahmet ve minnetle hatırlanması gereken o şahısları yeni nesillerin bilmiyor olması da acı.
İşte o isimlerden biri Cevad Rıfat Atilhan.
Siyonizm ve Siyonizmle mücadele denildiğinde isimlerini hatırlamamak ne acı. Bu ismin hem de yakın tarih isimleri olmasından dolayı unutulmaya yüz tutmuş olmaları beni çok daha üzüntüye sevk eden bir durum.
Cevad Rıfat Atilhan; Osmanlı'nın karşı casusluk teşkilatında önemli görev üstlenmiş, Filistin cephesinde üstün başarılar göstermiş, Siyonistlerin faaliyetlerine ciddi darbeler vurmuş Osmanlı paşası, Siyonizm ve Yahudiliğin tehlike ve tehditleri konusunda halkı bilinçlendirmek adına yoğun çaba sarf etmiş aktivist, Filistin davasına adanmak üzere kendince yürüttüğü çabalar kapsamında Hint Müslümanlarından lejyoner birliği oluşturma çabasında olan bir Filistin fedaisi, İslam birliği ve emperyalist siyasetin ülkede yürüttüğü çalışmalara dikkat çekmek amacıyla üç parti kurup üçü de kapatılan bir siyasetçi. Ve çalışmalarına rağmen hiçbirinden hak ettiği karşılığı almamış, Siyonist ve Yahudi çevrelerin doğrudan ve dolaylı engellemelerine maruz kalmış, mağdur olmuş, mahpus olmuştur.
Cevad Rıfat Atilhan; İstanbul doğumlu, Kuleli Askeri Mektebi'ni bitirdikten sonra Balkan Savaşları'na katılır. Burada önemli başarılar gösterse de üstleriyle askeri taktikler ve stratejiler konusunda farklı düşünür. Balkanlar'da yaşadığı tecrübeler ve yaptığı başarılar sonrası Filistin-Suriye cephesine gönderilir. Cemal Paşa'nın yaveri olarak görev alır. Bu süre içinde bölgede İngilizler ve İngilizler ile Fransızların şemsiyesi altında faaliyet yürüten Siyonistlerin çalışmalarına tanık olur. Siyonistlerin Filistin topraklarında işgal çalışmalarını fark eder. Bu çalışmaları koordine eden, daha sonraları adı MOSSAD olacak NİLİ isimli Siyonist casusluk teşkilatını çökertir.
Birinci Dünya Savaşı bütün yıkıcılığı ile devam eder. Koca imparatorluk yavaş yavaş çözülmeye başlar. Cevad Rıfat Atilhan, yaveri olduğu Cemal Paşa ile birlikte İstanbul'a gelir. İstanbul'da yaşanan gelişmeler Cevad Rıfat Atilhan'ı da etkiler. Zira bölgede yaşanan gelişmeler hakkında padişaha bilgi vermesi ve İstanbul'da Siyonist ve Yahudi karşıtı faaliyetleri dikkat çektiği için tutuklanır. Araya Cemal Paşa'nın girmesiyle serbest bırakılır. İngiliz, özellikle de Fransız ordusunda bulunan Müslüman askerlere gizli yollarla bildiri gönderir. Bu askerlerin Osmanlı saflarına geçmesi sağlanır. Fakat Osmanlı'nın dağılması önlenemez.
Osmanlı dağılmış, yerine yeni cumhuriyet kurulmuştur. Cevad Rıfat Atilhan ise emekli olmuştur. Askerlik görevi bitmiş, yeni hayatında ticarete atılmıştır. Önemli iş adamlarından biri olmuştur. Fakat rakipleri ise o dönemin İstanbul Yahudileridir. Özellikle Albert Saltiel isimli Yahudi'nin ticari hayatta iflasının sebebi olduğunu söyler. Siyonizm ve Yahudi karşıtlığındaki tutumu onu birçok alanda Siyonistlerin hedefine oturtur. Boş durmaz. Her fırsatı Siyonizm ve Yahudilerin Filistin topraklarında oynadıkları oyunlar, Osmanlı'nın yıkılması sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde yürüttükleri faaliyetleri anlatmak için kullanır.
Ticarete atılır, başarılı olur. Yahudiler bir engel çıkarır. İflas eder. Yayın hayatına atılır. Daha doğrusu farklı yerlerde yazılar yayınlar, kitaplar kaleme alır. Konferanslar verir. Bütün bunlar, Siyonistlerin Filistin topraklarındaki oyunlarına dikkat çekmek içindir.
Askeri mahkemede yargılanır, tutuklanır. Yayınlarına yasak getirilir. Konferansları engellenir. Fırsatını bulur, Almanya'ya gider. Uluslararası alanda Siyonist karşıtı toplantıya katılır. Tehlikenin büyüklüğünün farkında olsa da başkalarına anlatmakta zorluk çeker.
Filistin'de Siyonist işgal devam eder fakat henüz devletleşme boyutuna ulaşmamıştır. 1946 yıllarında Filistin-Suriye cephesine gönderilmek üzere Hindistan Müslümanlarından oluşan bir lejyoner birliği oluşturma çabasına girer. Bu planı da başarılı olamaz. Daha doğrusu, Hintli Müslümanlardan gelen teklifle Türkiye'de emekli askerlerden oluşan bir birlik kurar; gerek yasal izinler gerek ekonomik sebepler planı gerçekleştirmez.
Türkiye'de çok partili aşamaya geçilme sancılarının yaşandığı dönemdir. Düşüncelerini, daha doğrusu tehlikenin boyutlarını anlatmak adına parti kurar. İlk kurduğu parti Millî Kalkınma Partisi'dir. Partinin kurucularından biri de Nuri Demirağ olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Partinin dış siyasetinde İslam Birliği vurgusu çok dikkat çeker. İki yıllık ömrü olur Millî Kalkınma Partisi'nin. Ardından ikinci partisi Türk Muhafazakâr Partisi'dir. Bu partinin de dış politikasında Türk-Arap Birliği vurgusu dikkat çeker. Hatta Kudüs Müftüsü el-Hüseyni ile yakın ilişki içinde olduğu ifade edilir. Bunun da ömrü uzun sürmez ve kapanır. Üçüncü partisi hemen kurulur. İslam Demokrat Partisi, Cevad Rıfat Atilhan'ın kurduğu üçüncü partisidir. İslam ülkeleriyle yakın ilişki kurulması yönünde dış siyaseti benimseyen parti, Türkiye'deki hükümetlerin Arap ve İslam ülkeleriyle ilişki kurmamasını eleştirir. İki partisi idari sorunlardan dolayı kapanırken, üçüncü partisi hukukî olarak kapatılır. Kurucularına para cezası da verilir.
1965'te dönemin muhalefet partilerinden olan Millet Partisi'nden Konya milletvekili adayı, aynı partiden 1966'da Afyon senatör adayı olur. Her iki seçimde de kazanamaz.
Siyonizm tehdit ve tehlikesine karşı asker olarak başladığı mücadeleyi her fırsatta anlatmaya çalışmış, her platformu değerlendirmeye çalışmıştır. Ömrünü Siyonizm'e karşı mücadele yolunda geçirmiştir.
Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti, Mehmet Şevket Eygi gibi dönemin kalem ve siyaset erbaplarıyla yakın ilişki içinde olur.
İslam birliği, ümmet birliği konusunda ise Somali'de kurulan Dünya İslam Birliği Konferansı'na katılır, bu konferansta icra komitesi üyesi olur. Ümmetin birliği, İslam dünyasının sorunları da onun dertleri arasındadır çünkü.
Bir asker olarak cephelerde, bir siyasetçi olarak politikanın izin verdiği alanlarda, bir aktivist olarak dernek ve vakıflarda, bir yazar olarak kalem oynattığı her dergi ve kitapta dikkat çektiği konu Siyonizm tehlikesi olmuştur. Yayınladığı zamanlarda kitaplarının yayınevlerinin tehdit edilerek basımını durdurma çabaları bugün de devam ediyor. Kitaplarının hiçbirini basılı olarak bulmanız mümkün değildir. Yüzlerce makale, isimlerini bile bilemeyeceğiz. Hatta duymadığımız kitapları bugün okuyucu ile buluşamıyor.
Rahmetle, minnetle anıyoruz.
M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.