Şevket Hüner: Bir Zulüm Başka Bir Zulmü Meşru Kılmaz
Birinin hakkını gasp etmek, bir canı incitmek, bir sesi susturmaktır zulüm. Bu nedenle başka bir haksızlığın varlığı, yeni bir haksızlığı haklı çıkaramaz. Çünkü zulüm, hangi kılıfa bürünürse bürünsün, özünde adaletin yokluğudur.
İnsanlık tarihi, intikamın adalet sanıldığı örneklerle doludur. Bir tarafın yaşadığı acı, diğer tarafın uyguladığı şiddetin bahanesi hâline gelir. Böylece zulüm el değiştirir ama ortadan kalkmaz. Oysa zulmün kim tarafından yapıldığı değil, ne olduğu önemlidir. Bir eylem sırf karşılık olarak yapılıyor diye haklılık kazanmaz. Aksine adalet duygusunu daha da aşındırır.
Eğer bir insan kendisine yapılan haksızlığı yanlış buluyorsa, benzer bir haksızlığı başkasına yapmayı da reddetmelidir. Aksi hâlde adalet evrensel bir ilke olmaktan çıkar, kişisel çıkar aracına dönüşür. Bu da toplumsal güveni zedeler. Çünkü herkesin kendi zulmünü haklı gördüğü bir yerde kimse gerçek anlamda güvende değildir.
Vicdan, zulüm nereden gelirse gelsin tanır ve reddeder. Bir zulmü başka bir zulümle karşılamak, vicdanı susturmak demektir. İnsan, kendi acısını gerekçe göstererek başkasına acı üretmeye başladığında hem kendi yarasını hem de başkasının yarasını büyütür. Gerçek iyileşme, zulmü durdurmak ve adaleti yeniden ikame etmekle mümkündür.
Zulme uğramış olmak insana haklılık payesi vermez. Yalnızca bir mağduriyet durumunu gösterir. Mağduriyetin nasıl karşılandığı ise kişinin ahlaki seviyesini belirler. İntikam, ilk bakışta bir denge kuruyormuş gibi görünse de aslında yeni bir dengesizliğe kapı aralar. Adalet, yeni yaralar açmayı meşrulaştırmak için değil dengeyi sağlamak için vardır.
En tehlikeli an, insanın kendini haklı hissettiği andır. O anda yapılan yanlışlar çoğu zaman ama bana da yapılmıştı gerekçesiyle örtbas edilmeye çalışılır. Halbuki gerçek erdem, haksızlığa uğramışken bile adaletle davranmaya gayret etmektir.
Gerçek adalet, hiçbir gerekçenin ardına sığınmadan kötülüğü olduğu yerde durdurabilen ve yeni yaralar açmayı reddeden asil bir duruştur. Zulüm kimden gelirse gelsin insanlığın ortak vicdanını yaralar. Ve hiçbir yara, başka bir yarayı açarak kapanmaz.
Bugün Gazze’de sivillerin topyekûn cezalandırılması, hayati ihtiyaçlardan mahrum bırakılması ve sistematik bir yıkıma uÄŸratılması, hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın, baÅŸlı başına bir zulümdür. Bir halkın geçmiÅŸte soykırıma uÄŸratılmış olması, kurduÄŸu devletin bugün iÅŸlediÄŸi soykırım suçlarını meÅŸrulaÅŸtırmaz. Aksine, bu acıyı en iyi bilenlerin, benzer bir acıyı baÅŸkasına yaÅŸatmamak konusunda daha hassas olması beklenir. Adalet, zulmün biçim deÄŸiÅŸtirmesiyle deÄŸil, onun tamamen durdurulmasıyla saÄŸlanandır.
Bir daha aslailkesinin anlamı yalnızca bir daha asla bize yapılmasın deÄŸildir. Bir daha asla hiç kimseye yapılmasındır. Kurbanın cellada dönüşmesi, geçmiÅŸteki maÄŸduriyeti deÄŸiÅŸtirmez. Gazze’de sürdürülen katliamları ve soykırımı da aklamaz. Gerçek adalet, failin kimliÄŸine bakılmaksızın zulme zulüm diyerek karşı durmaktır.
Hiçbir soykırıma uğrama iddiası, bir bebeğin üzerine bomba yağdırılmasını veya bir halkın açlığa mahkûm edilmesini meşru kılmaz. Bir halkın mezarlarının üzerine başka bir halkın mezarlığını inşa etmek adalet değil, zulmün sürekliliğidir.
Soykırıma uÄŸramış Bosna halkının, aşırı milliyetçiliÄŸe veya dini fanatizme sürüklenmesi bekleniyordu. Ancak Aliya İzzetbegoviç önderliÄŸindeki BoÅŸnak Müslümanlar “Sırplar bizim öğretmenimiz deÄŸiller. Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşımızın bir anlamı kalmaz. Kitabımıza uyacağız. SavaÅŸ ölünce deÄŸil, düşmana benzeyince kaybedilir”mesajını verdiler.
Gazzeli Ümmü Halid kocası Åžehit Muhammed Dayf’in mücadelesini anlatırken o şöyle derdi;“…Ben Yahudilerle din yüzünden savaÅŸmıyorum, ben iÅŸgalci siyonistlerle savaşıyorum, çünkü onlar beni toprağımdan sürmek istiyorlar…"diye aktardı.
Ey İman edenler! Allah için (hakkı) ayakta tutanlar, (ve) adaletle şahitlik edenlerden olun! Bir kavme olan kin(iniz), sizi asla adaletsizliğe sevk etmesin! Adil olun! Bu, takvaya daha yakındır. Ve Allah'tan gereği gibi sakının! Şüphesiz ki Allah, ne yaparsanız yapın hakkıyla haberdar olandır. (Maide/8)
Şevket Hüner / 23 Şevval 1447

Henüz yorum yapılmamış.