Sosyal Medya

Mehmet Kaman: Bir İyilik Hareketi Olarak ACİLDER



Bir insanın derdini biraz olsun hafifletmeye çalışmak, kimi dünyaları deÄŸiÅŸtirme gayretindeki çabalara namzettir. Ve an olur küçük merhametler ayakta tutar mazlum ve garip sineleri…

Bir çocuÄŸun ayağına geçirilen ayakkabıyla…

Bir annenin mutfağına bırakılan erzak kolisiyle…

Bir yaÅŸlının üşümemesi için yakılan sobayla…

Bir yetimin yüzünde beliren sessiz tebessümle…

Modern dünya bize sürekli daha fazlasını istemeyi öğretiyor.

Daha yeni olanı…

Daha gösteriÅŸli olanı…

Daha pahalı olanı…

Fakat aynı dünya, paylaşmanın insanı insan yapan en büyük değerlerden biri olduğunu da unutturdu.

Evlerimiz büyüyor ama sofralarımız küçülüyor. Dolaplarımız doluyor ama kalplerimiz aynı hızla geniÅŸlemiyor. Bir tarafta kullanılmadan eskimiÅŸ eÅŸyalar… DiÄŸer tarafta en temel ihtiyaçlarına ulaÅŸamayan insanlar…

Merhamet sahipleri, vicdanıyla burada karşılaşıyor.

Her ÅŸey çöp deÄŸildir. Sizin için kullanımını tamamlamış bir eÅŸya, baÅŸka bir evde yeniden ihtiyaca dönüşebilir. Hatta sizin “fazlalık” dediÄŸiniz ÅŸey, bir baÅŸkasının “acil ihtiyacı” olabilir.

ACİLDER’in hikâyesi de böyle bir yerden doÄŸuyor.

2016 yılında “Bizi bekleyenler var…” diyerek yola çıkan bu iyilik hareketi, bugün 10. yılına girerken yalnızca yardım dağıtan bir yapı deÄŸil; kaybolmaya yüz tutmuÅŸ “infak ahlakı”nı yeniden hatırlatan güçlü bir “vicdan çaÄŸrısı”na dönüşüyor.

On yıl…

Bir takvim için kısa olabilir.

Ama bir yetimin hayatında koca bir çocukluk…

Bir muhacirin hafızasında unutulmayan bir kapı…

Bir mazlumun duasında yıllarca yaÅŸayacak bir merhamet izi…

İnfak yalnızca vermek değildir. İnsanla sahip olduğu şey arasındaki ahlaki ilişkinin adıdır.

Bugün dünya büyük bir tüketim çağının içinde yaşıyor. Eşyalar eskimeden yenileniyor, kullanılabilir olan şeyler değersiz sayılıyor.

ACİLDER, bu noktada yalnızca yardım eden bir kurum olarak deÄŸil, israfa karşı “ahlaki bir itiraz” olarak da öne çıkıyor.

“İsraf etme, infak et.” çağımızın ruhuna yapılmış güçlü bir uyarı aslında.

Bugün dünyanın en büyük yoksulluğu, merhamet eksikliğidir. Bir yanda tonlarca eşya çöpe gidiyor, diğer yanda insanlar en temel ihtiyaçlarına ulaşmaya çalışıyor. İyilik ise iki dünya arasında kurulan köprüde anlam kazanıyor.

ACİLDER medeniyet kodlarımızdan aldığı referansla; bugüne kadar kendi vatandaşlarımızın yanı sıra, 63 farklı ülkeden ülkemize sığınan binlerce muhacire de ulaşarak acil ihtiyaçlarını gidermeye devam ediyor. Üstelik bunu yaparken din, dil, ırk ve mezhep ayrımı gözetmiyor.

Binlerce kurban… Sayısız gıda kolisi…

Milyonları aÅŸan kıyafet ve ayakkabı…

Yetim çocuklar için hazırlanan çeyizler…

Oyuncaklar…

Hasta yatakları…

Engelli araçları…

Afet bölgelerine gönderilen yardım tırları…

Fakat burada asıl kıymetli olan rakamlar deÄŸil; bir insanın derdini kendi derdi gibi hissedebilmek. Zira merhamet, mesafeyi ortadan kaldırabilme yeteneÄŸidir. 

Bu iyilik hareketinin mensupları da öyle yapıyor, yaptıklarını sayıyla değil; dokundukları kalplerle ölçüyor.

Bugün yardım etmek çoğu zaman büyük maddi imkânlarla ilişkilendiriliyor. Oysa evinizde unuttuğunuz bir mont, kullanılmayan bir masa ya da küçülen bir çocuk ayakkabısı başka bir evde umuda dönüşebilir. Bu sayede iyilik yalnızca alanı değil, vereni de iyileştirir.

Modern insanın en büyük “mahrumiyet”i burada baÅŸlıyor. Çok ÅŸeye sahip oluyoruz ama gittikçe daha az paylaşıyoruz. Kalabalıkların içinde yaşıyor, birbirimizin acısına daha az dokunuyoruz. Asıl büyük lütuf, içinde yaÅŸadığımız toplumun kılcal sorunlarını hissedebilmek ve görebilmek…

Bir çocuÄŸun üşümesini…

Bir babanın çaresizliÄŸini…

Bir yaÅŸlının sessizliÄŸini…

Bir muhacirin yorgunluÄŸunu…

Şahit olup hiçbir şey yapmamak, insanın kendi vicdanından uzaklaşmasıdır.

Bu nedenle iyilik yalnızca “sosyal” deÄŸil, aynı zamanda “manevi” bir meseledir. Yardım etmek, bir insanın cebinden önce kalbini açabilmesidir.

ACİLDER’in yaptığı ÅŸey de budur aslında: İnsanları yalnızca yardıma deÄŸil, iyiliÄŸin parçası olmaya çağırmak…

Toplumlar, iyiliği organize edebildikleri kadar ayakta kalırlar. Bugün dünyanın en büyük problemi yalnızca savaşlar ya da ekonomik krizler değildir. Asıl problem, insanların birbirinin acısına yabancılaşmasıdır.

Bir yetimin başını okşayan el, bir ihtiyaç sahibinin kapısını çalan kişi çok kıymetli bir erdemi temsil eder. Tam tersinde ise merhametini kaybeden toplumlar çürür, yozlaşır. Bu yönüyle iyilik, yalnızca yardım etmek değildir. İyilik, insan kalabilme mücadelesidir.

Ve bazıları bu mücadeleyi sessizce sürdürür.

GösteriÅŸsiz…

Alkış beklemeden…

Bir insanın yükünü hafifletebilmek için…

Şimdi kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Evlerimizde biriken şeyler gerçekten bizim mi, yoksa bize emanet mi?

Sahip olduğumuzu düşündüğümüz birçok şey, ihtiyaç sahiplerine ulaşmayı bekleyen bir emanetten ibarettir.

Dünya, bizden önce gönderdiklerimiz ve geride bıraktığımız iyiliklerle anlam kazanır.

ACİLDER’in hikâyesi de budur:

Kaybolan merhameti yeniden hatırlatan, on yıldır sessizce büyüyen bir iyilik ve vicdan hareketi…

Mehmet KAMAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.