Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: Hürmüz Boğazı



28 Åžubat’ta ABD ve iÅŸgal rejimi İsrail’in İran’a yönelik saldırıları istenildiÄŸi gibi gitmedi. Daha doÄŸrusu saldırganlar, istediklerini istedikleri zaman ve istedikleri ÅŸekilde alamayacaklarını anladılar. Ya da şöyle; istemek ile almak arasındaki farkın ne olduÄŸunu gördüler.

İran’a saldırarak rejimi deÄŸiÅŸtirmek, nükleer faaliyetleri sonlandırmak ve İran’ın gücünü kırmak istiyorlar. İstekler o kadar çoktu ki saymakla bitmiyordu.

Hayal kurmak ile hayalci olmak arasındaki fark gibi...

Saldırı öncesinde içeriden yıpratma taktikleri, halkı sokaklara dökme siyasetleri, komşu ülkelerin topraklarını kullanarak ayrılıkçı unsurları silahlandırıp ülkede kaos çıkarma çabaları gibi birçok yöntem denendi.

Bunların hiçbiri istenilen hedefleri gerçekleştirmeye yetmedi. Ve sonunda askeri yöntemlere başvurdular. 40 gün boyunca en gelişmiş silahlarını en acımasız şekilde kullandılar.

Ülkenin lider kadrosunu şehit ettiler, askeri kadroyu katlettiler. Ülkenin başıboş kalacağını ve daha rahat işgal edileceğini tasavvur ettiler.

İstenilen hiçbir şey, istenildiği gibi gitmedi.

Büyük hedeflerin peşindeydiler. Çok geniş bir alanda büyük oyun oynamak istemişlerdi. Komşu ülkelere kurdukları askeri üslerle, bölgedeki nüfuz alanlarını kullanarak yürüttükleri geniş çaplı askeri operasyonların hedeflerine ulaşmada etkili olmadığını gördüler.

Ve tam tersi oldu... İran, her saldırıya ayrı ve etkili karşılık verdi. Hem de şaşkına çeviren bir karşılık verdi. Direniş gösterdi. Direnerek de bütün oyunları bozdu.

Ve İran, “olmaz” dedikleri ÅŸeyi yaptı... BoÄŸazı kapattı.

Dünya enerji sevkiyatının %20’sinin yapıldığı Hürmüz BoÄŸazı, İran silahlı kuvvetlerinin kontrolü ve denetimine geçti. Daha doÄŸrusu, uluslararası hukuktan doÄŸan haklarını kullanıma açtığını duyurdu.

Hiç beklemedikleri bir denklem oluÅŸtu. Askeri yollarla diz çöktürmek istedikleri İran, ekonomik yollarla sadece ABD ve iÅŸgal rejimini deÄŸil; bölge ülkelerini ve ABD’nin müttefiklerini de içine alan küresel bir krize sürükledi.

Hatta İran bile, 47 yıldır kendisine uygulanan yaptırımları ve ambargoları tersine çevirdi. 40 gün içinde bütün dünyaya uygular hâle geldi. 47 yıldır İran’a yönelik uygulanan ekonomik ambargoların karşılığını 40 günde alabilecek bir denklem oluÅŸturdu. Bunu yaparken de hukuk kurallarına baÄŸlı kaldığını duyurdu.

İran, uluslararası hukuk kapsamında bölgedeki partneri olarak Umman ile koordineli şekilde boğazın denetimini sağlama yollarını inceledi. Hem ulusal hem de uluslararası yasalar çerçevesinde düzenlemelere gitti. Sessiz ama etkili düzenlemeler...

ABD BaÅŸkanı Trump’un boÄŸazına, Hürmüz BoÄŸazı’nın kılçıkları takıldı. Bölgedeki müttefiki ülkelerin tepkileri İran’dan çok ABD’ye yönelik olsa da Trump’un tavırlarına karşı sessiz kalmayı tercih etmeye baÅŸladılar.

Trump, seyrüsefer serbestliÄŸi saÄŸlamak adına bazı adımlar atsa da hem attıkları adımların iÅŸe yaramadığı hem de attıkları her adımın devamının gelmediÄŸi görüldü. Zira İran’ın sert tepkileri ve kararlı tutumu, Trump’un canını sıkmaya baÅŸladı. BoÄŸazında düğümlenen lokmayı ne çıkarabildiÄŸi ne de yutabildiÄŸi bir pozisyona düştü.

Yutamıyor; boğazına büyük geliyor. Çıkaramıyor; dünya genelindeki prestiji yerle bir oluyor. Hürmüz Boğazı, boğazında düğümlenip kaldı...

Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk çabalarında da Hürmüz BoÄŸazı ana gündem konusu olmaya devam ediyor.

Zaman zaman BAE ile koordineli ÅŸekilde boÄŸazdaki denetimi bypass etme çabaları da sonuç vermiyor. NATO’ya yönelik yardım çaÄŸrıları karşılık bulmamış; Avrupalı müttefikleri içindeki çatlaklar derinleÅŸerek devam etmiÅŸ olsa da boÄŸazda düğümlenen sorunun çözümü için adım atılmıyor.

İran, “Tüm seçeneklere hazırız. Her türlü saldırıya karşı koyabilecek kapasitemiz de hazırlığımız da var.” diyerek blöf çıkışların önünü kesiyor.

SavaÅŸ meydanında yenilgi alan Trump’un; diplomasi yoluyla, blöflerle, tehditlerle ve baskılarla istediÄŸini alamayacağını bilmeli mesajı veriliyor.

“Savaşı biz baÅŸlatmadık. SavaÅŸta galip gelen taraf da biziz. Tazminatta hak bizimdir. BoÄŸazın kontrolü de güvenliÄŸi de bizden sorulmalıdır. BoÄŸazda bizim için tehdit oluÅŸturacak hiçbir geçiÅŸe izin vermeyeceÄŸimiz anlaşılmalıdır.” görüşü hâkim.

Bölgenin enerji koridoru olmasının yanı sıra Hürmüz BoÄŸazı’nın altından geçen fiberoptik aÄŸlar ve internet ulaşım hatları, boÄŸazın önemini daha da artırıyor. Çünkü küresel ekonominin internet üzerindeki bağımlılığı dikkate alındığında olayın ciddiyetini anlamak mümkün. Küresel ekonomik hareketliliÄŸi saÄŸlayan internet ağının %95’inin Hürmüz BoÄŸazı sularından geçtiÄŸi belirtiliyor.

Bir yandan enerji koridorunun kontrolü, diÄŸer yandan ekonomik iletiÅŸimi saÄŸlayan internet hatlarının kontrolü... Dünya, 47 yıldır İran’a yönelik uygulanan ambargo karşısında çaresiz. Daha doÄŸrusu İran, “Çözüm konusunda diyaloÄŸa hazırız. Tavrımız dünyaya deÄŸil; ABD ve iÅŸgal rejimi İsrail’in saldırılarınadır.” diyor. Ve ekliyor: “Saldırıyı destekleyenler ve ABD ambargosuna destek verenler düşünsün.”

İran’ın isteÄŸi; boÄŸazın üstünden geçen gemilerden de boÄŸazın altından geçen fiberoptik aÄŸlardan da ücret almak ve denetim saÄŸlamak...

ABD ve iÅŸgal rejimi İsrail’in beklemediÄŸi bir durum bu... ABD üslerine ev sahipliÄŸi yapan Arap ülkelerinin hiç tahmin etmediÄŸi, düşünmediÄŸi bir durum bu... Onlar daha çok ABD’nin kendilerini koruyacağını düşünüyor, bunun için de dünyanın parasını ödeyerek silah satın alıyorlardı. Åžimdi ise kendilerini koruyacak ülkenin korunacak duruma düşmüş olması onları ÅŸaÅŸkına çevirmiÅŸ durumda. SavaÅŸta galip çıkan ve isteklerini kabul ettiren taraf karşısında ne yapacaklarını bilemez hâle geldiler.

İran’a karşı mahcubiyetleri var. ABD’ye karşı umut kırıklıkları var. Halklarına söyleyecek sözleri yok. DiÄŸer İslam ülkelerine bakacak yüzleri yok.

Peki ne olacak?

Fars Körfezi’nin güney bölgesinde yer alan Irak, Kuveyt, Katar, Bahreyn, BAE, Suudi Arabistan ve Umman; İran’ın isteklerine boyun eÄŸmek zorunda kalacaklar. İran, “ABD bölgeden çekip gitmeli.” görüşünde ısrarcı. “Bölgedeki üslerini toplayıp gitmeli. Bölgenin güvenliÄŸini birlikte saÄŸlayalım.” diyor.

“Fars Körfezi bizim yaÅŸadığımız bölge. Buraya gelen ve buradan geçen gemilerin çevreye bıraktığı atıklar bizim coÄŸrafyamızı, yaÅŸam alanlarımızı kirletiyor. Buna izin vermeyelim.” diyor.

“ABD ve iÅŸgal rejimi bizim aramızda fitne çıkarmaya çalışıyor. Buna izin vermeyelim. Aramızda düşmanlık oluÅŸturmasına müsaade etmeyelim.” diyor.

Diyor demesine de kim ne kadar nasibine düşeni alır bilinmez. Ama bilinen bir gerçek var:

ABD ve işgal rejimi İsrail, bölgeyi ateş çemberine çevirdi. Bu ateşin yayılmasına izin verilmemesi gerekir. İran üzerinden İslam ülkelerinin kaynaklarının yağmalanmasına müsaade edilmemelidir.

Düşman oyunlarının farkına varmak ve oyuna gelmemek temennisiyle...

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.