Sosyal Medya

Mehmet Kaman: Doğru Yaşanmadığında Yanlış Normalleşir



İnsana bağlı olumlu ya da olumsuz herhangi bir gelişmeyi tek bir sebebe indirgemek doğru değildir. Bu yaklaşım ne vicdanı rahatlatır ne de gerçeği anlamaya yardımcı olur. Sadece meselenin üzerini örter. Özellikle toplumu derinden etkileyen elim hadiselerde sorumluluğun kişiselleştirilmesi, dönüş ihtimalini de ortadan kaldırır.

Yanlış kurgulanan hiçbir zemine doğru bir hayat inşa edilemez. Çünkü yanlış bir kurguda; yanlış inanç, yanlış niyet, yanlış ilke, yanlış amaç ve yanlış hedef vardır. Dolayısıyla ortada kaybedilmiş bir hayat vardır. İnsan, inandığını sandığı şeye göre şekillenir.

Buradaki en temel problem “ilke” bozukluÄŸudur; yani ahlâk bozulmasıdır. Modern insanın en büyük problemi sadece yönsüzlük deÄŸil, ilkesizliktir. Hedefler var. Hayaller var. BaÅŸarma arzusu var. Ama o hedefe giderken neye basacağı belli deÄŸil.

Oysa insanı şekillendiren şey hedef değil, ilkedir.

Hedef sadece yön gösterir. Ä°lke ise o yolda “nasıl” yürüneceÄŸini belirler.

Ve ilkesiz bir yürüyüş, insanı mutlaka yanlış bir yere götürür.

Bugün yaşadığımız sorunların çoğu bilgisizlikten değil, ilke ve ahlâk mahrumiyetindendir.

“İyilik”, “haklılık” ve “baÅŸarı” adına kimse kendini kötü görmüyor. Herkes, kendi yanlışını meÅŸrulaÅŸtıracak bir gerekçe bulmuÅŸ durumda. Ä°nsan, yanlışını savunmaya baÅŸladığında artık sadece hatalı deÄŸildir… tehlikelidir.

Çünkü bu savunma, yaptığını düzeltme çabası değil; yaptığını haklı çıkarma çabasıdır. Ve bu hâl, bireysel bir sorun olmaktan çıkar; toplumsal bir felakete dönüşür.

Sorun biziz. Sorun insan…

Dışarıdan bakıldığında her şeye sahip görünen insanın en büyük problemi, anlamsız ve amaçsız bir hayat yaşamasıdır. Ama aynı insan, sorunun kaynağı olduğu gibi çözümün de başlangıcıdır.

Mesele sadece bir teÅŸhis meselesi deÄŸil.

Herkes dışarıya bakıyor: Aileyi, okulu, toplumu, ekonomiyi, siyaseti konuÅŸuyor.

Ama kimse ÅŸu soruyu kendine sormuyor:

Ben neyi temsil ediyorum?

Benim dilim neyi inÅŸa ediyor?

Benim tavrım neyi normalleştiriyor?

Benim sessizliğim neyi büyütüyor?

Çünkü bir toplum, önce insanda başlar.

Bir birey deÄŸiÅŸmeden aile deÄŸiÅŸmez.

Bir öğretmen değişmeden eğitim değişmez.

Bir insan deÄŸiÅŸmeden toplum deÄŸiÅŸmez.

Ve en zor olan da budur:

İnsan, dünyayı deÄŸiÅŸtirmek ister…

Ama kendini değiştirmekten kaçınır.

Eğer öfkeyi meşrulaştırıyorsa, bir süre sonra öfkenin kendisi olur.

Eğer saygısızlığı tolere ediyorsa, bir süre sonra saygısızlaşır.

Eğer haksızlığı görmezden geliyorsa, bir süre sonra o haksızlığın parçası olur.

Çünkü insan, sadece yaptıklarıyla deÄŸil… göz yumduklarıyla da ÅŸekillenir.

Bu yüzden mesele artık sadece çocukları kurtarmak değil.

Mesele, insanı yeniden inşa etmektir.

İlkeyi yeniden hatırlamak…

Ölçüyü yeniden kurmak…

Ve en önemlisi, inandığını hayata indirmek…

Çünkü inanç, yaşanmadığında sadece zayıflamaz: Bozulur!

Ve bozulmuÅŸ bir inanç, insanı korumaz… yanlışını meÅŸrulaÅŸtırır.

Belki de artık en doÄŸru yerden baÅŸlamanın zamanı: Kendimizden.

Çünkü bir çocuk, en çok duyduÄŸuna deÄŸil… en çok gördüğüne dönüşür.

Ve eÄŸer biz;

Sevgiyi tesis edemiyorsak,

Saygıyı geliştiremiyorsak,

Sabrı kuşanamıyorsak,

Öfkemizi kontrol edemiyorsak,

Dilimizi terbiye edemiyorsak,

Adaleti gözetmiyorsak,

Kanaati kuşanamıyorsak,

Merhameti yaÅŸatmıyorsak…

O çocuklardan bunları bekleyemeyiz.

DoÄŸru yaÅŸanmadığında yanlış sadece çoÄŸalmaz, normalleÅŸir.

Ve bir gün…

Kimse yaptığına “yanlış” demez.

Herkes yaptığını “gerekli” görür.

Bir toplum için en büyük tehlike budur:

İnsanın kaybolması deÄŸil… kaybolduÄŸunu inkâr etmesi.

İşte tam da bu yüzden bu mesele;

Bir çocuk meselesi değil.

Bir güvenlik meselesi değil.

Sadece bir eÄŸitim meselesi de deÄŸil.

Bu…

Meselenin insan olduÄŸunu fark edip; niyeti, ilkeyi, amacı ve hedefi yeniden gözden geçirme meselesidir.

Acıdan anlam çıkarma meselesidir.

Ve o anlam…

Hakikatin kendisidir.

Onu ise ancak vahiy inÅŸa eder.

Mehmet KAMAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.