Sosyal Medya

Kürsü

M. Ali Akbulut: Meydanlar bizde, caddeler sizde



İran’a yönelik saldırılar bütün hızıyla sürüyor. ABD ve Siyonist iÅŸgal rejimi ikilisinin her gün daha bir hırçın saldırısına raÄŸmen İran halkı sokaklardaki yerini alıyor. Bir yandan Allah’ın rahmeti, kırkikindi yaÄŸmurları; diÄŸer yandan zalim emperyalist Siyonist birlikteliÄŸin her saldırısında zevk aldığını ifade eden açıklamalarıyla yaÅŸanan füze saldırıları.
 
Kırkikindi yaÄŸmurları bu yıl sadece Tahran’da deÄŸil, İran genelinde adeta rahmet olarak geliyor. Geçen üç dört yılın kuraklık dönemini telafi edercesine ÅŸiddetli yağışlar ülke barajlarını doldurmuÅŸ bulunuyor. Uzmanlar, bir yıl içinde alması gereken yağış miktarını son iki haftada aldı, diyorlar. AkÅŸamları bu yoÄŸun yağışlara raÄŸmen, hatta caddelerde ayak bileklerine kadar suyun içinde olmalarına raÄŸmen meydanları terk etmeyen insanlar. Ellerinde İran bayrakları (bayrak konusunun ayrı bir anlamı var, bu konuyu baÅŸka bir yazıda ele almak gerekiyor), meydanları, dört yol kenarlarını terk etmeyerek “ülkemi her zorlukta destekleyeceÄŸim” mesajı veriyor.
 
Ülke genelini yansıtan tablo: meydan ve caddelerde toplanan, ellerinde yeÅŸil, beyaz, kırmızı renkli, ortasında “Allahü ekber, lâ ilâhe illallah” lafzı yazan bayrakları bir saÄŸa bir sola sallayarak, bazen tekbir, bazen kahrolsunlu sloganlarla dik duruÅŸ ve tavır ortaya koymaya devam ediyorlar.
 
Ve diğer yandan, her gün gece ya da gündüz fark etmiyor, ABD ve Siyonist rejim birlikteliğinin bombardımanları devam ediyor. Hedef alınan yerler: üniversiteler, okullar, hastaneler, tarihî binalar ve yerleşim yerleri. İnsanlarda korku oluşturmak, moralleri düşürmek genel olarak izlenen strateji. Tabii ki üst düzey yöneticilere yönelik suikastlar da bunlara eklenen vahşi saldırıların başında geliyor.
 
Saldırılarla eÅŸ zamanlı Tahran’da önemli meydanlardan birindeyiz. Daha doÄŸrusu, araç konvoylarına takıla takıla ÅŸehir turu yaparak önemli meydanlardan birine gidiyoruz. Güzergâh üzerinde caddelerde insanların kurdukları ikram çadırlarında çay, çorba, ekmek-peynir dürümü gibi oldukça basit ve bir o kadar da birlik ve beraberliÄŸin, dayanışmanın enerji kaynağını oluÅŸturan ikramlar var. İkram eden, “Buyurun, zafer yakındır” ya da “Buyurun, ÅŸehitlerin ruhuna” gibi cümlelerle araçtakilere ikram ederken, ikramı alanların da “Allah yardımcınız olsun”, “Kabul olsun” yahut “Salavat” diyerek salavat getirmesi ayrı bir ruh hâlini yansıtıyor.
 
Caddeler araç konvoylarının yoğunluğuyla çok yavaş hareket ediyor. Her 7 ya da 8 araç aralığı olacak şekilde sık sık araçların üzerinde büyük ses cihazları ve halkın heyecanını, moralini yükseltecek mersiyeler, marşlar çalınıyor.
 
Bu görüntüler, her gün yaşanan sıradan görüntüler. Caddelerdeki insan kalabalıkları ile araç yoğunluğu içinde geçerek girdiğimiz meydanda ise ellerinde bayraklarla meydanı renklendiren insanların sık sık, platformdaki kişinin yönlendirmesiyle getirdikleri tekbirler, attıkları sloganlar dikkat çekiyor.
 
“İnnâ fetahnâ leke” ayeti her fırsatta ve sürekli dillerde. Ve ayetin ardından İran’ın askerlerini, devrim muhafızlarını öven cümlelerle devam ediyor: “İran’ın aslanlarını korumak bize, ülke topraklarını korumak bize; Sahib-i Zaman’ın askerleri, hadi bismillah, ÅŸok etkisinde vur. Meydanlar size, caddeler bize; ne bir hafta, ne bir ay, ne de bir yıl, tâ imam Mehdî’nin zuhuruna kadar, kefenleri giyip geliriz meydanlara. Kefensiz defnedilenlerin (Kerbela ÅŸehitlerine atıf) aÅŸkına meydanlar size, caddeler bize (emanet).” Åžeklindeki mersiye ile insanlara coÅŸku veriliyor. Biraz hamaset, biraz maneviyat veriliyor. Vatanı korumada görev dağılımı yapılıyor. Askerî alanda olduÄŸu kadar huzurun saÄŸlanması ve gövde gösterisinden bilince eviriliyor. Hedef belirlenirken yapılması gerekenleri de ÅŸekillendiriyor.
 
Ve bir baÅŸka aracın hoparlöründen çıkan ses: “Vur kardeÅŸim vur. Çok iyi vuruyorsun. Rehberi ÅŸehit edenleri vur, İslam düşmanlarını, ülke düşmanlarını vur. Vur kardeÅŸim vur, çok iyi vuruyorsun. Tel Aviv’in kalbine vur, çocuk katillerini vur. Vur kardeÅŸim vur.” Åžeklinde mersiye temposuyla ve coÅŸkusuyla halkın heyecanını ve motivasyonunu canlı tutuyor.
 
Bir yandan “birliktelik mesajı ile meydanlarda varız” derken, diÄŸer yandan ellerindeki bayraklarla –bu bayrak tevhid bayrağıdır, lâ ilâhe illallah, Allahü ekber inancıdır ve yere düşman düşürmeyiz anlayışı–, öte yandan ikramlarla “aç kalsak da paylaÅŸmayı biliriz, az da olsa var olana şükrederiz” diyebiliyorlar. Ve son söz: Biz bir yönüyle Hayber’in kapısını açarak zaferi müjdeleyen Ali Haydar’ın, bir yönüyle zulme boyun eÄŸmeyen, kanın kılıca galip geldiÄŸi Kerbela’nın Hüseyin’i ve diÄŸer yönüyle de Yezid karşısında hakkı haykıran Zeyneb’in takipçileriyiz mesajı.
 
Yediden yetmiÅŸe, her kesimden insanlar meydanlarda, caddelerde. Bir millî duruÅŸ, bir ÅŸer’î görev bilinci içinde; ama en çok da sokaklara, caddelere ve meydanlara çıkışımız bir duruÅŸtur. Bir tavırdır. İşgale, saldırıya, cinayete ve katliama karşı görevdir. En azından tavrımızla zafer kazanıyoruz demektir.
 
Dik duran ve direnenlerin zaferi dileÄŸiyle.
 
M. Ali AKBULUT 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.