Sosyal Medya

İşgal rejiminin idam yasasına ve Avrupa’nın çifte standartçı tutumuna tepkiler



Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye ve Endonezya’nın da aralarında bulunduÄŸu bir grup İslam ülkesi, bugün (2 Nisan PerÅŸembe), iÅŸgal rejiminin sözde parlamentosu Knesset’in Filistinli esirlere idam cezası uygulanmasına imkân veren bir yasayı onaylamasını kınadı. Ülkeler, bunun bölgesel istikrara etkileri konusunda uyarıda bulunurken, sınırlı uluslararası eleÅŸtirilerin öne çıktığı ve Batının tutumlarında çifte standart olduÄŸu yönünde deÄŸerlendirmeler yapıldı.

Bu, Mısır, Suudi Arabistan, BAE, Katar, Türkiye, Endonezya, Ürdün ve Pakistan dışiÅŸleri bakanlarının ortak açıklamasında yer aldı. Açıklamada, yeni yasanın özellikle ayrımcı niteliÄŸi nedeniyle “tehlikeli bir tırmanış” anlamına geldiÄŸi, çünkü idam cezasının yalnızca Filistinlilere uygulanmasına imkân tanıdığı vurgulandı.

Açıklamada, söz konusu yasanın mevcut gerilimleri daha da körükleyeceği ve bölgeyi daha fazla istikrarsızlığa sürükleyebileceği belirtildi. Ayrıca bu politikaların, Filistin halkının temel haklarının inkârına dayanan ve apartheid rejimine daha yakın bir fiili durumun yerleşmesine katkıda bulunduğu uyarısında bulunuldu.

Knesset’in kabul ettiÄŸi metne göre yasa, bir İsrail vatandaşına ya da İsrail’de ikamet eden birine zarar verme amacıyla ve devletin varlığına kast niyetiyle bir kiÅŸinin kasten öldürülmesi durumunda idam cezası veya müebbet hapis öngörüyor. Ancak iÅŸgal altındaki Batı Åžeria’da uygulanışı farklı bir nitelik taşıyor. Burada eylemin İsrail askeri yargısı tarafından “terör eylemi” olarak sınıflandırılması halinde idam cezası uygulanması daha güçlü bir ihtimal haline geliyor.

Gözlemcilere göre yasa açık bir hukuki ikiliği pekiştiriyor. Buna göre bir Filistinlinin bir İsrailliyi öldürmesi halinde idam uygulanabilirken, aynı ilke bir İsraillinin bir Filistinliyi öldürmesi durumunda işletilmiyor. Bu da Filistinlilerin askeri mahkemelere, yerleşimcilerin ise sivil yargıya tabi tutulduğu ikili bir yargı düzeni içinde gerçekleşiyor.

Yasa, BirleÅŸmiÅŸ Milletler ve Avrupa BirliÄŸi dahil bazı uluslararası çevrelerden de eleÅŸtiri aldı. Bu taraflar, düzenlemenin insan hakları üzerindeki etkileri konusunda kaygılarını dile getirdi. Buna karşılık ABD, “İsrail’in kendi yasalarını çıkarma yönündeki egemen hakkı” olarak tanımladığı tutuma destek verdiÄŸini açıkladı ve yasanın içeriÄŸine dair herhangi bir itiraz belirtmedi.

Bu Batılı tutum, 9 Ekim 2023’te Kassam Tugayları’nın Gazze’de sivillerin hedef alınmasına karşılık olarak İsrailli esirleri idam etme niyetini duyurduÄŸunda ABD ve Avrupa ülkelerinin verdiÄŸi sert tepkilerle kıyaslanıyor. O dönemde bu ülkeler, tehdidi hızla kınamış ve bunu uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak deÄŸerlendirmiÅŸti.

Aynı yaklaşım, 2025 yılı boyunca sonraki Batılı tutumlarda da tekrarlandı. İsrailli esirlerin hayatını tehdit eden her türlü açıklama yeniden kınanırken, onların korunması ve serbest bırakılması gerektiği vurgulandı. Buna karşılık, bağlayıcı yasal nitelik taşımasına rağmen Filistinli esirlerin idamını öngören düzenleme konusunda benzer bir tutum ortaya konmadı.

Bu farklılık, Batı’nın ölçütlerinde bir çifte standardı yansıtıyor: İsrailli esirleri hedef alan her türlü tehdide kesin bir ret gösterilirken, Filistinli esirlerin yasal çerçevede idam edilmesinin önünü açan İsrail politikalarına karşı daha hoÅŸgörülü bir yaklaşım sergileniyor. Bu da uluslararası insan hakları söyleminin güvenilirliÄŸi konusunda soru iÅŸaretleri doÄŸuruyor.

Bütün bunlar, Batı Åžeria’daki ikili hukuk düzeni ortamında yaÅŸanıyor. Burada Filistinliler İsrail askeri mahkemelerinde yargılanırken, İsrailli yerleÅŸimciler sivil mahkemelerde yargılanıyor.

Yasa ayrıca, nihai hükmün verilmesinden sonra idam cezasının 90 günü aşmayan bir süre içinde infaz edilebilmesini, infazın ise en fazla 180 güne kadar ertelenebilmesini öngörüyor.

Filistin Enformasyon Merkezi

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.