Sosyal Medya

Veysel Tepeli: Maktülün Gülüşü Katilin Ölümüdür



Takvim yaprakları, 2013'ün mübarek Ramazan'ını gösteriyordu.

Myanmar'ın kanayan yarası Arakan'da, henüz soğumamış bir vahşetin izlerini sürüyorduk.

Dünyanın ikiyüzlü sessizliğine, insanlığın sağır eden suskunluğuna inat, arşa yükselen sessiz ama devasa bir çığlığın tam ortasındaydık.

Sittwe'nin ardından vardığımız Mektila'da da hava ölüm ve acı kokuyordu. Kül olmuş yuvaların, talan edilmiş hayallerin arasından, isli duvarların gölgesinden geçerek; eski bir askeri alana iliştirilmiş o sığınma kampına ulaştık.

Burası, katliam cehenneminden sağ çıkabilen canların, sığındığı birkaç derme çatma limandan biriydi.

Etraf çocuk kaynıyordu. Yetişkinlerin göz bebeklerine sinmiş derin bir endişe ve korku vardı. Yaşananların ağırlığıyla omuzları çökmüştü.

Ancak çocuklar... Onlar her yerde, her koşulda çocuktu. Yıkıntıların, yokluğun ortasında bile oyunun, koşuşturmacanın, o saf yaşam cıvıltısının peşindeydiler. Fakat Arakan'ın çocuklarında başka bir hal, tarifi zor bir derinlik vardı.

Objektifi onlara çevirdiğinizde karşılaştığınız şey sadece çocuksu bir merak değil; yaşlarından çok daha büyük bir olgunluk, acıyla bilenmiş sarsılmaz bir özgüvendi.

İşte, hafızalara kazınan o fotoğraf karesi... O çocuğun, gözlerinin içi parlayarak, kendinden emin ve mağrur bir tavırla yaptığı o zafer işareti, tüm zulme tek başına meydan okuyordu sanki.

O an, onlara ölüm kusan düşmanlarının aslında ne kadar zavallı, ne kadar aciz olduğu düştü aklıma.

Düşünün; yok etmek istediğiniz bir bedenin yüzünde açan o mağrur gülüşü, o "ben buradayım ve korkmuyorum" diyen umursamaz direnişi hangi kurşun silebilir?

Hangi silah, bu onurlu duruşu devirebilir ki? Maktulün yüzünde beliren o gülüş, katilinin manevi ölümüdür aslında. O çocukların birbirine kenetlenişi, o enkazın ortasında birer anıt gibi dimdik duruşları, katliamın zifiri karanlığında yüreğimize serpilen bir teselli ışığı oldu.

Veysel TEPELİ

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.