Sosyal Medya

Murat Sayımlar: Başlangıç sistematiği



Hamd duruÅŸu bir bilinci, hayranlığı, korkuyu, haddini ve yerini bilmeyi, teslimiyeti, taraftarlığı kapsamaktadır. 

Hamd duruÅŸuna geçenlere hidayet lütfu bahÅŸedilirse, hakikatin farkındalığı, bilinmesi, bulunması ve içinde amel edilip, olunması gerçekleÅŸebilir. 

Hidayet bahsedilmiÅŸ olanlar, karar ve amellerinin anlam ve nedenlerini, çerçeve ve niteliklerini; varlığın, insanın, hayatın, oluÅŸların ve iliÅŸkilerin hakikati dairesinde gerçekleÅŸtirmek imkânına kavuÅŸurlar. Yani hakikatin hükümlerine tabi olurlar ve sadece, bu hükümleri vaz edebilecek yegâne ilah olan Allah'a kulluk etmekle ÅŸereflendirilirler. 

Bu ÅŸerefe nail olanlar, bu payenin ağırlığı, bilinci ve fıtratıyla; kulluk ettikleri tek ilaha karşı büyük bir baÄŸlılık ve sorumluluk duyarlar. Bunun ismi takvadır. 

Takva, müminlerin hayatlarının her anında aldıkları kararların ve ortaya koydukları davranışların; insanın fıtratına, her ÅŸeyin hakikatine ve Allah'ın belirlediÄŸi hükümlere uygun gerçekleÅŸtirilebilmesinin gerçek motivasyonudur. 

Zira bu nitelikte bir davranışın gerçekleÅŸmesini mümkün kılacak tercihin Allah'a kulluktan yana yapılması, asla zorlama ile deÄŸil, insanın özgürce verdiÄŸi kararla olması da fıtrat hükümlerinden birisidir. Bu durumda insanı hakikat üzere kılan bilinç ve saik, insanın Allah'a olan sevgisi, saygısı, baÄŸlılığı ve sorumluluÄŸudur. 

Bu sorumluluk, Kitabın baÅŸlangıcından itibaren bize bildirilen sistematikle inÅŸa olur. Hamd duruÅŸu, Allah'a verilen ahd yani sadece O'na kulluk edip, sadece O'ndan yardım istemek sözü, doÄŸru yola hidayet duası; Kitap ve takva. 

Bu mümin, kul ve Müslüman olmanın; hayatı, varlık nedenine uygun inÅŸa edip, yaÅŸamanın; itminana ulaşıp, cenneti hak etmek sürecinin baÅŸlangıç sistematiÄŸini oluÅŸturduÄŸu gibi, çok önemli bir fıtrat verisini de ortaya koymaktadır. 

İslâm'ın öngördüğü insan karar ve davranışlarını; hakikatini anlayıp-kavradığı, inandığı, sevgi ve saygı duyduğu ve taraftarı olduğundan dolayı oluşan Allah'a sorumluluk duygusu ile gerçekleştirir. Bu hususta tam bir özgürlük sahibidir.

Artık bundan sonra, hayatın tümündeki bütün sorumlulukların baÅŸlangıcı, membaı, menÅŸei, orijini, baÅŸlangıcı takvadır. 

İnsanın sadece Allah'a kulluk ederek ulaÅŸacağı gerçek özgürlük; yeryüzünde verdiÄŸi kararların, kurduÄŸu sistem ve iliÅŸkilerin temel prensiplerinden ve deÄŸerlerinden birisi olmak zorundadır. 

EÄŸer bir yönetim sistemi geliÅŸtiriliyorsa; sadece Allah'a kulluk etmek hakkına ve mecburiyetine sahip olan insanların, bu sınırlar içerisindeki hak ve özgürlüklerinin neler olduÄŸunun detaylıca analiz edilip, bunların temel veri olarak kullanılması mecburidir. 

Zira insanların karar, davranış, iliÅŸki, katılım ve üretim süreçlerini; takvadan gelen bir sorumluluk bilincinin belirlemesi, sınırlaması ve motive etmesiyle, özgürce gerçekleÅŸtirebilmelerinin lazım ÅŸartı budur. 

Ancak bu biçimde varlık nedenlerini gerçekleÅŸtirebilir, şükredici olabilir, haklarını muhafaza edebilir, adaleti tesis edebilir, yeryüzünden fitneyi kaldırıp, fıtratlarına uygun bir hayat inÅŸa edebilirler. 

İnsanların eÄŸitimi için hedef belirleyen, sistem kuran, çalışma yapanların sınırlarını belirleyen ana ilke budur. 

İnsanın varlık hakikati, sadece Allah'a kulluk etmekse ve bunun gereklerini de Allah'a olan sevgisi, saygısı, baÄŸlılığı ve sorumluluÄŸu ile yerine getirebiliyorsa; ayrıca bu durumda, insanı gerçek özgürlüğüne kavuÅŸturabiliyorsa; insanların eÄŸitimi denilen olgu, öncelikle bunların farkındalığını ve gerçekleÅŸtirilebilmesini hedeflemelidir. Bu öncül veri çerçevesinde diÄŸer eÄŸitim hedefleri üretilmelidir. 

Böylece, takvasının bilinç ve motivasyonu ile özgürce hareket eden insan; genel ve bireysel hayat hedeflerinin ve bunları gerçekleÅŸtirmek için gerekli formasyonun, özgürce belirlenmesine ve inÅŸası süreçlerine destek verecek ve katılacaktır. Kendi hakikatine uygun yaÅŸayıp, bir hayat inÅŸa edebilecektir. 

Ali İmran suresi 79 "Allah’ın kendisine kitap, hüküm ve nübüvvet vermesinden sonra hiçbir insanın kalkıp insanlara; “Allah’ı bırakıp bana kul olun” demesi düşünülemez. Aksine “öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduÄŸunuz kitap gereÄŸince, Rabbaniler olun!” der." 

Allah, Nebilerine bile, insanları Kitap hükmünce, Rabbaniler olmaktan baÅŸka herhangi bir hükme davet etmenin dışında bir yetki vermemiÅŸken; emir sahiplerine, yani bir alanda veya hususta uzmanlaÅŸmış, liyakat kesbetmiÅŸ ve yetki kullanma hakkı elde etmiÅŸlerin, "sizden olanlarına" bile; kendi ideoloji, düşünce, tercih, iltisak, irtibat, mizaç, hedef ve sistemlerine uymaya deÄŸil; öncelikle Rabbaniler olmaya, yetkilerini bu çerçevede kullanmaya ve bu vasıfları ile insanları, sistem ve süreçlere, özgürce katılmaya davetten baÅŸka yetki vermemiÅŸtir. 

Bu durum, kendisini Rabbanilerden olarak tavsif edenlerin en önemli tasarım ve uygulama verisidir. 

Bu, en tepe yönetim sistemi, eÄŸitim kurumları, hizmet müesseseleri, evlilik ve ebeveyn iliÅŸkileri ve benzeri her sistem, iÅŸ ve iliÅŸkinin, istisnasız en temel verisidir. Veri kaynağı olarak hiçbir unsur Allah'ın yerine konulamaz. 

İnsanlar, bütün sistem ve süreçlere, özgürce ve temel bilinç ve motivasyonunu takvadan alarak katılmak hak ve mecburiyetlerine sahiptir. 

Bu nedenle, baskı, zorlama, manipülasyon, aldatma, haksız ikna yöntemleri ve benzeri usullerle gerçekleÅŸtirilen her türlü yönetim, süreç veya iliÅŸki; insanların fıtratına aykırı ve hukukuna tecavüz eder niteliktedir. Allah'ın yaratılış özelliklerine yani yarattığı fıtrata aykırı olduÄŸu için de isyan ve tuÄŸyan hükmündedir. Velev ki çok sofistike gerçekleÅŸtirilmiÅŸ olsunlar ve sanki insanlar bundan razıymış gibi görülseler de. 

Kısaca, sadece Allah'a kulluk tabanlı özgürlük ve takvadan doÄŸan bilinç ve motivasyon; bütün ölçeklerde, alanlarda ve iliÅŸkilerde geçerli bir fıtrat prensibidir. 

Allah'a ve ahirete kavuşmayı umanlar ve köleliği reddedip, tercihini Allah'a kulluktan yana yapanlar için bu hususta, fıtri hükümlerin korunması ve onlara uyulması baş değerdir.

Murat SAYIMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.