Sosyal Medya

Yasin Aydoğan: Emanet ve Mülkiyet Yol Ayrımında İnsan



İki sınıf insan var:

  1. Sahip olduÄŸu her ÅŸeyi emanet bilenler.

  2. Sahip olduğu her şeyi mülkiyet addedenler.

Ayet-i kerimeden öğreniyoruz ki, insan, Hâlık-ı Zülcelal'in ihsanıyla irade ile donatılmış ve bir kavÅŸak/ayrım noktasına bırakılmıştır: "Şüphesiz biz ona (ömür boyu yürüyeceÄŸi) yolu gösterdik. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder." (İnsan Suresi, 3)

İnsanın hayatı içerisinde sahip olduğu her şey emanettir. Sağlık, sıhhat, afiyet, güç, kuvvet, nefes, bilgi, gençlik, hayat, ömür, aile, eş, çoluk çocuk, akraba, mal, mülk, servet, şöhret, makam, mevki, etki, yetki, rütbe, statü, hava, su, toprak, ilâ âhir... Yani sahip olduğumuz her şey bir emanettir. Emanet, güven duyulan birine muvakkat bir zaman için, iade şartıyla teslim edilen bir değerdir. Emanet, yed-i emin olana, geri almak şartıyla teslim edilmiştir. Emanet mülk değildir. Kalıcı değildir.

Mülkiyet addedenler için yukarıda sayılan tüm değerler özel mülktür. O sahiptir. Elinde mevcut ne varsa ona aittir, mutlak tasarruf yetkisini haizdir. Dilediği gibi kullanabilir, kazanabilir, elde edebilir, harcayabilir. Hiç kimseye hesap vermek zorunda değildir, çünkü mülkün maliki odur.

Bu iki yaklaşım, paradigma ve bu paradigmanın sahipleri arasında zerreden küreye çok fark vardır.

Hayatın akışına etki noktasında birinci sınıf, son derece müspet, iyi, hayırlı, faydalı, ıslah edici, paylaşımcı, diğergâm, mütevazı, merhametli, vicdanlı, adil, sorumlu, sosyal hayata nefes aldıran bir misyona sahipken; ikinci sınıf mezkûr sıfatların tam zıddı bir menfi karakteri yüklenmiştir. Bu sınıf, çoğaltma hırsına mahkûm, toplumun damarlarında akan kanı pıhtılaştıran, hatta damarları tıkayan, krizlere ve kaosa yol açan bir arsızlığın zebunu olmuştur. Bu hoyrat tip, nihilist bir tavırla parasal güç, silah gücü, ekonomik güç, siyasal güç, sayısal güç devşirerek, mülkiyeti alanına giren her asta (halka) tahakküm uygulayarak fesadın, bozulmanın, kokuşmanın banisi olmuştur.

Ayetteki "şükredenler" ifadesi, emanet bilincini kuşanmışları ifade ederken; "nankörler", mülkiyet iddiasına sahip azgınları, azgınlaşanları nazara veriyor.

Aynı arzı, sahayı, sahneyi kullanan bu sınıflar için hayat hem bir imtihan hem de bir mücadele alanıdır.

Emanet bilincini kuşananların isimleri, salih amelleri bereketli kıyamete kadar mer'i (geçerli) iken; mülkiyet iddialı nankör kâfirlerin esamesi dahi okunmuyor.

Yasin AydoÄŸan

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.