Sosyal Medya

Abdülaziz Tantik: İnsan varlığını ‘güven’ üzere kurar…

Allah’a güvenmek, O’nun yarattığı şeylere güvenmektir, O’nun gönderdiği bilgi ve elçiye güvenmektir. O’nun oluşturduğu imtihanı başarılı bir şekilde vermeyi zorunlu kılar. O’nun hesaba çekmesinin adaletine olan güvendir.



Ä°nsan, varlığını güven üzere kurarken, korkularından hareket etmez. Güven, korku üzerine bina edilemez. En alt düzeyde güven korkunun yokluÄŸuna tekabül eder. Yeni korkular yeni güven kapılarını açar. Ama temel de güven çok insani ve insanın temelini kuran bir özellik olarak öne çıkmaktadır. Ä°man etmek, baÅŸlı başına bir güven meselesidir.

Ä°nsan, iman ederek kendi varlığının anlamını bulur. Buradaki iman, bir alt düzeyde inanca dönüÅŸerek diÄŸer bütün inançların kiÅŸinin varlığının anlamını kurmasına zemin oluÅŸturur. Olgusal düzeyde bu böyle olsa da buradaki inanç deÄŸiÅŸime açık inançtır. Ä°man ise kendini bulduÄŸu andan itibaren bir deÄŸiÅŸime uÄŸramaz!

Güven duygusunun insanın geliÅŸiminin temel bir dinamiÄŸi olduÄŸu tartışılmaz bir olgudur. Hangi insani sahada güven yoksa orada zaaf baÅŸ gösterecektir. Siyasal zeminde güveni kaybeden iktidar kaybetmeye mahkûmdur. Ä°ster fiilen iktidardan düÅŸmeye sebebiyet, ister halkın nezdindeki meÅŸruiyetini kaybetme baÄŸlamında olsun kaybedecektir. Ä°ktisadi zeminde yaÅŸadığı korku, kiÅŸinin zarara uÄŸramasına neden olacaktır. Korku ile hareket eden kiÅŸi yanlışa düÅŸmekten kaçınamaz! Benzer bir durum toplumsal zeminde de geçerliliÄŸini sürdürür. Topluma güvenini kaybedenin topluma yönelik yapılacak bir eylemde bulunması beklenemez, güveninin kaybolduÄŸunu gören kiÅŸilerin ise o kiÅŸiye yönelik bir güven kaybı yaÅŸaması ise kaçınılmaz. Böylece toplumsal dirliÄŸin kendi lehine olumsuzlaÅŸtığını yaÅŸayacaktır.

Güven sorununun en önemli mekânı ise kiÅŸinin kendisine yönelik duyduÄŸu güvensizliktir. Ä°nsan, kendisine, bilgisine, yaptıklarına, duygularına, düÅŸüncelerine güveni kaybettiÄŸi zaman sarsıntı üzerine sarsıntı yaÅŸamaya baÅŸlayacaktır. Usunu kaybetmenin en önemli amili ise güvenini kaybetmesidir. Çatışma ve kaotik bir benin varlığı sorunlu bir varlığa delalet eder.

Yukarıdan itibaren söylemeye çalıştığımız ÅŸey; insanın uzanımı olan her sahada bir güven kaybı soruna tekabül eder. Güveni inÅŸa ise o sorunların çözümüne yönelik bir umudu açığa çıkartır. Güven umudu besleyen, büyüten ve güçlendiren bir ÅŸeydir. Umudu diri tutmak ise kiÅŸiyi güçlü kılar ve eylem gücü kazandırır. Güven ve umut bir birini besleyen iki olgudur. Güveni kaybedenin umutsuzluÄŸa duçar olması kaçınılmazdır. Umutsuzluk ise bitmiÅŸliÄŸi beraberinde taşır.

Modern dünya umut üzerinden deÄŸil korkular üzerinden kiÅŸiliÄŸi inÅŸa etmeye çalışır. Korkuları üzerinden insanları biçimlendirmeye yönelir. Asli bir özellik olarak güven yoksa insanın korkularının esiri olması kaçınılmaz olur. Bu yüzden modern düÅŸünce ve psikoloji, önce umudu, ardından güveni yok ederek korkuyu temel bir duygu durum olarak inÅŸa ederek, korkuları üzerinden insanları yönetmeye çalışmaktadır. BaÅŸarılı olduÄŸu da gözlenebilmektedir.

Güven ve korku bir birinin karşıtı duygular deÄŸildir. Güven temel bir duygu durumdur. Ä°nsan olmanın yaratılışında var olan bir duygudur bu… Korku ise temel bir duygu durum deÄŸildir. Korkular sürekli deÄŸiÅŸkenlik arz eder. Korkunun da kendi iç bünyesinde farklı anlamlarına iÅŸaret edilebilir. Hatta saygı olayını da korkunun bir türevi yerine umudun ve güvenin bir türevi olarak görmek daha doÄŸrudur. Bu düzlem üzerinden kiÅŸinin Allah ile iliÅŸkisi de bir korku zemini üzerinden deÄŸil bir güven zemini üzerinden kurulmalıdır.

O zaman güvenin varlığının oluÅŸumunu dikkate sunalım…

Güven, kendi varlığından çok varlığı meydana getiren gücün, kudretin varlığının kendisinin yarattığı yaÅŸamın insanın lehine oluÅŸuna olan derin güvendir. Bu güven Allah’ın kudretinin aşılamaz bir boyut taşıdığı gibi salt Yaratıcı bir Kudret olarak Allah’ın varlığına olan güvendir. Allah’a olan güven, Allah’ın yarattığı her ÅŸeye güvene dönüÅŸerek her ÅŸeyin bu güven dairesi içinde insanın yaÅŸamını kolaylaÅŸtıran bir unsura dönüÅŸtüÄŸü inancına dair güçlü imandır.

DüÅŸünelim, insan rüzgâra güven duyuyor. Onun insana zarar vermeyeceÄŸine olan inancı tamdır. Rüzgâr sertleÅŸti ve insana zarar vermeye baÅŸlayan bir anafora dönüÅŸerek korkuttu. Ä°nsan bu korkunun nedeninin imanında oluÅŸan zaafa yönelik bir eleÅŸtirel tutuma yönelerek, kendi yaptığı hatanın bir bedeli olarak rüzgârın kendisine zarar verecek bir pozisyona geldiÄŸi görüÅŸünü öne çıkararak güveninin temelini saÄŸlam tutar. Åžeylerde meydana gelen olumsuzlukların nedeninin insanların yaptığı kötülüklerin neden olduÄŸuna yönelik güven, kiÅŸiyi saÄŸduyuyu, adaleti, hakkı ve hakkaniyeti elden bırakmamaya yöneltir. Olabilecek bir kötülüÄŸün müsebbibi olmamaya dair kendisine ait duyacağı güven sorunu çözüme kavuÅŸturur. O bilir ki karşılaÅŸtığı ÅŸey yüzünden hesaba çekilmeyecek, karşı karşıya kaldığı ÅŸeye yönelik gösterdiÄŸi tepkiye dair hesaba çekilme olacaktır. Bu güven, kendine olan güveni temellendirir ve perçinler.

Ä°nsanın kendi imanına olan güveni onu yanlıştan, günahtan, fısktan ve fücurdan korur. Ä°nsanın Allah’a olan güveni ise bir hata yaptığı zaman hemen tövbe ederek o hatanın sonuçlarının giderileceÄŸine olan imanı ile itminan üzere yeni hatalardan vazgeçer. Böylece güven duygusu onu saÄŸlam bir karakter sahibi kıldığı gibi yanlışa yönelik eÄŸilimi de ortadan kaldırmaya imkân saÄŸlar.

Ä°nsan, yaratılmışlığı baÄŸlamında bir güven sahibi kılınmıştır. Bu güven, ruhun üflenmesi ve meleklerin kendisine secdeye davet edilmesi ile birlikte oluÅŸmuÅŸ ve sürekli devam edegelmiÅŸtir. O ruhu taşıdığı sürece bu güven var olacaktır. Bu öyle bir güven ki insanın ana rahminde yaÅŸadığı güven gibidir. Rahman isminin taşıdığı anlam katmanları ile birlikte deÄŸerlendirildiÄŸinde insana düÅŸen güven saÄŸlam bir zemine sahiptir. Bunu bizatihi yaÅŸayan insan olarak bu güvenin yaÅŸamın bütün olumsuz koÅŸullarına raÄŸmen varlığını sürdürmesi asli bir hüviyete sahiptir. Ä°nsanın bu güvene ulaÅŸtığında ve yaslandığında kendi otantik benine kavuÅŸtuÄŸu gibi güven üzere umudu diri tutarak kendi varlığının anlamını izhar etmesi mümkün hale gelir.

Güven, yukarıdan aÅŸağıya doÄŸru bir seyir izler. Aslında her kavramsal ÅŸema biraz böyle olmakla yükümlüdür. Kutsal ve aÅŸkın olan Varlık, kendisinden neÅŸet eden her ÅŸeyde de bu izler bulunur. Ä°ÅŸte bu izin istikamete dönüÅŸmesi ve yolu belirleyen bir ilke olarak öne çıkması elzemdir. Vahiy, inzal olmuÅŸ bir hakikatin insana tekabül eden yönü olarak ona istikametin ilkelerini, sakınması gereken ÅŸeyleri ve yapması gerekenleri emreder. Bu emir, güvenin pekiÅŸtirilmesine ve ona ulaşılmasına da aracılık eder. KiÅŸi, bu temel güvene ulaÅŸabilmek için emir ve nehiylere riayet etmeli, zikir ile meÅŸgul olmalı, iyilikle dolmalı, hayatına da iyiliÄŸi mesken kılmalıdır.

Güven, kiÅŸiyi ikili bir yapıya sahip kılar. Ä°lki, güveni elde etmenin imkânlarını yoklamak ve o güveni elde edecek düÅŸünce ve eylemi yerine getirme iradesine sahip çıkmak, ikincisi ise; temel güven üzerinden, güvenini pekiÅŸtirecek salih amellere yönelmek ve zikrederek mukarrebun olmaya matuf çabalara devam etmektir.

Güven, bu döngüselliÄŸi bir hasara mahal bırakmadan aÅŸmaya ve asli güven ile birlikte her ÅŸeyin kendisi için yaratıldığı o zemine yaslanarak mukarrebun olmanın bütün aÅŸamalarını yaÅŸayarak tecrübeye konu edinmesi ki böylece ÅŸahsiyetinin varlığı kendi anlamını derinden kavrayarak asli hüviyetine sahip olsun…

Hayatını karmaÅŸa üzere yaÅŸayan birinin bu asli güven ile bir baÄŸ kurma ihtimali hep zayıf olacaktır. Giderek de uzaklaÅŸacak bu ihtimal… O yüzden güven, temel güven olarak kendisini ifÅŸa edene kadar çalışmalara ve çabalara devam etmek insani hasletin en temel çabası olmalıdır.

Korkuyu bir haÅŸyete, Rabbe yeterince kulluk edememenin kendisine tevdi edebildiÄŸi zaman insan, o temel güveni yakalama imkânına da sahip olur. HaÅŸyetle ürperen kalp, temel güvenin varlığının esintisini duyar ve onu görür hale getirdiÄŸinde o temel güven üzere kulluÄŸunu en güzel ÅŸekilde yerine getirme zeminine sahip olur.

Bir insanın itminan ile yaÅŸamını sürdürmesinin garantisi de bu temel güven duygusuna sahip olabilmekten geçer. Ä°tminan ise yapılacak olan ÅŸeyi en güzel ÅŸekilde yapmayı mümkün kılar. Bir ÅŸeyi estetik düzeyde yapabilmek ona olan güvenle birebir iliÅŸkili bir durumdur. Temel güven duygusu insanın sahip olduÄŸu varlığının derununda saklıdır. Bu saklı ÅŸeyi açığa çıkarmak ise insana düÅŸen sorumluluktur.

Allah’a güvenmek, O’nun yarattığı ÅŸeylere güvenmektir, O’nun gönderdiÄŸi bilgi ve elçiye güvenmektir. O’nun oluÅŸturduÄŸu imtihanı baÅŸarılı bir ÅŸekilde vermeyi zorunlu kılar. O’nun hesaba çekmesinin adaletine olan güvendir. O öyle bir güvendir ki baÅŸtan aÅŸağı güven ile var olur ve o güven ile yaÅŸar ve o güven üzere yaÅŸamı terk ederek yeni bir yaÅŸama geçmeyi pürüzsüz tadar…  

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.