Sosyal Medya

Güncel

Hayrettin Karaman / Azdırılan para piyasasına çare

Hayrettin Karaman / Yeni Åžafak



Ä°çeriden ve dışarıdan ErdoÄŸan’ı düÅŸürmeyi dava edinmiÅŸ olanların oyunları yüzünden altın ve döviz fiyatları çok hızlı bir ÅŸekilde yükselmeye baÅŸlayınca o çevreler ellerini ovuÅŸturmaya; bir kısmı iktidar, bir kısmı intikam bir kısmı da sömürü hesapları yapmaya koyuldular.

Alınan zamanında ve yerinde tedbir ile fiyatlar normalleşme yoluna girdi.

Bu defa da devletin ödemesinin faiz olup olmadığı tartışması ortaya çıktı.

Bazı hocalar, devletin ödemesinin faiz olduÄŸu kanaatindeler. Ben bu kanaatte deÄŸilim, “devletin ödemesi hibedir” diyorum. Aynı kanaatte olan hocalardan bir kısmının yazdıklarını aÅŸağıda kısmen vereceÄŸim.

Orhan Çeker

Devletin hibede bulunması elbette caizdir, ona diyecek bir ÅŸey yok; fakat hibede döviz kurunun ölçü alınması sanki uygulaması çok zor veya mümkün deÄŸil gibi… Kanaatimce TEFE-TÜFE ortalaması ölçü alınmalıdır.

Faruk BeÅŸer

Bu durum karşısında benim anladığım şudur:

1. Devlet buna mecbur gözüyor. EÄŸer öyleyse, akıllı diyemesek de rasyonel bir çözüm bulmuÅŸtur. Devlet adına bir zaruret vardır ve yapılanlara bu yönüyle bakmak gerekir.

2. Faize duyarlı müminler açısından bu uygulama bir faizden kurtuluÅŸ deÄŸildir. Faizli bankalar açısından düÅŸünürsek, parası olan bankadan yüzde on faiz artı yüzde kırk kur farkı alacaktır. Ancak bankaya para yatıran fukara deÄŸil parası olanlardır. Onlar da yine sermayedarlar ve banka çevreleridir. Kaldı ki kur farkı hibe/atiyye sayılsa da iÅŸin bankayla olan yönü faizli bir iÅŸlemdir.

3. Bu iÅŸin katılım bankalarıyla olması halinde bizce uygulamanın bir engeli gözükmemektedir. Yüzde 10’a yakını (belirsiz bir miktarı) kâr payı, kur farkı ise devletin hibesi/atiyyesidir…

Mehmet Odabaşı

…mevcut karar bir yangın yerinde acilen alınması gereken bir tedbirdi ve elhamdülillah gördüÄŸümüz kadarıyla baÅŸarılı oldu.

Devletin desteÄŸi kesinlikle faiz deÄŸildir. Ancak bu desteÄŸin faizli muameleler için teÅŸvik edici yönü bulunmaktadır, denebilir. Gerçi ister teÅŸvik edici yönü olsun ister olmasın vatandaşın ezici bir çoÄŸunluÄŸu zaten bankalarla çalışıyor. Bir bahs-i diÄŸer ve garip bir bela…

Devlet ÅŸu ana kadar kredi ayağında kredi kullananlara hayvancılık kredisi (sübvansiyonlu krediler) vererek destek saÄŸladı. Ben mevduat tarafında ilk defa böyle bir destek görüyorum.

1. Devletin desteÄŸi faiz deÄŸildir. Üçüncü taraftır. Herkese deÄŸil bir kısmına bu desteÄŸi verme hakkı vardır. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in atiyye uygulamaları, Resulullah’ın savaÅŸa katılmadıkları halde bazı sahabilere ganimetten pay vermesi, yine savaÅŸta yararlılık gösterip düÅŸmanı öldürenin üzerindekilere sahip olabileceÄŸi gibi uygulamalar maslahat esas olmakla birlikte bunun deÄŸiÅŸik ÅŸekillerde yapılabileceÄŸini gösterir. Åžu anın maslahatı da bunu gerektirmiÅŸtir.

2. Faizli bankaların bu tür mevduat hesabına uygulayacağı faiz oranının Merkez Bankası’nca belirlenen bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının altında olamayacağı hükmü zaten izahtan varestedir. Bu bankanın vatandaÅŸa verdiÄŸi faizdir.

3. Katılma hesaplarına saÄŸlanacak getirinin katılım bankalarının Merkez Bankası ile açık piyasa iÅŸlemleri kapsamında yaptıkları bir hafta vadeli repo iÅŸlemlerinde oluÅŸan maliyetten düÅŸük olması halinde aradaki farkı katılım bankası tek taraflı olarak karşılayacağı hükmü ise tartışma mevzuudur.

Odabaşı, bu tartışma konusunun da çözüm formüllerinden bahsediyor ve bunlardan biri ÅŸöyledir:

Katılım bankası ile hesap sahipleri arasında yatırım vekâleti iliÅŸkisi tesis edilir. Bu iliÅŸkide mutabık kalınan kâr oranı, katılım bankaları ile Merkez Bankası arasında gerçekleÅŸen açık piyasa iÅŸlemlerine uygulanan oran olarak belirlenir. Buna muhalefet halinde katılım bankası vekil olarak ÅŸarta muhalefet ettiÄŸi için tazmin yükümlüsü olur.

TebliÄŸde

MADDE 5:

(1) Vade sonunda Türk lirası mevduat veya katılma hesabı sahibine anapara ile faiz veya kâr payı banka tarafından ödenir.

(2) Vade sonu kurunun dönüÅŸüm kurundan yüksek olması ve kur farkı üzerinden hesaplanan tutarın banka tarafından ödenecek faiz veya kâr payından yüksek olması durumunda, kur farkı üzerinden hesaplanan tutardan faiz veya kâr payı düÅŸülerek hesaplanan tutar Merkez Bankası’nca mevduat veya katılma hesabı sahibine ödenmek üzere ilgili bankaya aktarılır.

Deniyor.

(Merkez Bankası’nın ödediÄŸi) ÅŸartlı bağıştır. Bu bağışın herkese aynı seviyede olması ÅŸartı yoktur. TeÅŸvik niteliÄŸi taşır. Kamu yararı vardır. Devletin böyle bir yetkisi vardır.

Ahmet Yaman

Kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı ile ilgili olarak ÅŸu hususlar mütalaa olunmuÅŸtur:

1. Konvansiyonel bankalarda vadeli ya da vadesiz hesap açmak, bunların faiz esaslı kurumlar olması sebebiyle caiz deÄŸildir.

2. Caiz olmamakla birlikte konvansiyonel bankalarda açılan vadeli mevduat hesaplarına, ilgili vade sonunda “Merkez Bankası’nca belirlenen bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı” baz alınarak verilen faiz ile USD döviz kuru arasında döviz lehine bir fark meydana gelirse bu farkın devlet tarafından ödenmesi, Ä°slâm hukukunun klasik faiz teorisine göre “faiz” olarak nitelendirilemez. Zira bu fazlalık mevduat hesabının tarafları dışında üçüncü bir kiÅŸi tarafından belli bir amaçla verilmektedir. Bu amaç da ülke ekonomisinin menfaatleri doÄŸrultusunda, “birikimlerini Türk lirası mevduatı olarak deÄŸerlendiren vatandaÅŸların kurlardaki oynaklık karşısında maÄŸdur olmamasını” saÄŸlamaktır. Devlet, gördüÄŸü kamu menfaati ekseninde belli alanlara teÅŸvik verebileceÄŸi gibi belli niteliÄŸi taşıyan kiÅŸilere Hazine’den fon transferi de yapabilir…

3. Bu yolun faizli mevduat hesabı açmayı teÅŸvik edeceÄŸi öngörülebilir. Fakat zaten faiz esaslı bir ekonomik düzende bu hesaplar hem TL hem de döviz ya da kıymetli maden cinsleri ile açılabilmekte, buna engel bir durum bulunmamaktadır. Çıkarılan bu yeni ürün ile ehven-i ÅŸerrayn ihtiyar olunarak milli para TL’nin korunması umulmaktadır ki, bir devlet kendi halkını, ekonomisini ve parası dâhil millî varlıklarını meÅŸru olan etkili ve verimli yollarla koruyabilmek için zor ÅŸartlarda kötü/gayrı meÅŸru çözümler arasından en az zararlı olanı tercih edebilir.

4. Katılım bankalarındaki mudârebe esaslı TL hesaplarına benzer bir uygulamanın yapılması da mümkün ve caizdir. Zira devlet, reel ekonomiyi canlandırıp yatırımların artırılması için mudârebe yani emek-sermaye ortaklığını teÅŸvik edebilir ve bu çerçevede söz konusu ortaklığın zarar ile sonuçlanması halinde bu zararı telafi edeceÄŸi vaadinde bulunabilir. Hatta sektörel bazda kâr tahmininde bulunup bu tahminlerin altında kalan kârları tamamlayacağını da beyan edebilir. Mudârebenin tarafları dışında üçüncü kiÅŸinin verdiÄŸi bir garanti olduÄŸu için bu, ortaklığın baÅŸtan kâr garantisi taşıması anlamına gelmez.

TKBB DANIÅžMA KURULU GÖRÜÅžÜ

21 Aralık 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 2021/14 sayılı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına DönüÅŸümün Desteklenmesi Hakkında TebliÄŸ’in 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “… Katılma hesaplarına saÄŸlanacak getirinin katılım bankalarının Merkez Bankası ile açık piyasa iÅŸlemleri kapsamında yaptıkları bir hafta vadeli repo iÅŸlemlerinde oluÅŸan maliyetten düÅŸük olması halinde aradaki farkı katılım bankası tek taraflı olarak karşılar” ifadesi, mudarebe akdi esası üzerine kurulu katılma hesaplarında kâr getirisinin baÅŸtan garanti edilemeyeceÄŸi ilkesine doÄŸrudan aykırılık teÅŸkil etmekte ve katılım bankacılığının esasını oluÅŸturan faizsizlik ilkesi ile çeliÅŸmektedir.

Buna göre yukarıdaki maddede yer alan ifadenin ÅŸu ÅŸekilde deÄŸiÅŸtirilmesi önerilmektedir:

“Katılım bankalarının bu tebliÄŸ kapsamında açacağı katılma hesaplarına vade sonunda dağıtacakları kâr payları, katılım bankacılığı ilke ve standartları doÄŸrultusunda hesaplara tahakkuk ettirilecektir.”

(Hazine ve Maliye Bakanlığı 24 Aralık’ta ÅŸu açıklamayı yaptı: “…Bu maddede belirlenen uygulama esası Katılım Bankaları açısından katılım bankacılığı esasları çerçevesinde uygulanacaktır” Böylece problem çözülmüÅŸ oldu. H.K.)

Bununla birlikte katılım bankalarında açılacak kur korumalı mudarebe esaslı katılma hesaplarına ilgili vade sonunda tahakkuk edecek kâr payı ile USD döviz kuru arasında döviz lehine bir fark meydana gelirse bu farkın devlet tarafından ödenmesi, Ä°slâm hukukunun klasik faiz teorisine göre “faiz” olarak nitelendirilemez. Zira bu fazlalık mevduat hesabının tarafları dışında üçüncü bir kiÅŸi tarafından belirli bir amaçla verilmekte olup, ortaklığın baÅŸtan kâr garantisi taşıması anlamına gelmez. Bu amaç da ülke ekonomisinin menfaatleri doÄŸrultusunda, “birikimlerini Türk lirası (TL) olarak katılma hesaplarında deÄŸerlendiren vatandaÅŸların kurlardaki oynaklık karşısında maÄŸdur olmamasını” saÄŸlamaktır. Devlet, gördüÄŸü kamu menfaati ekseninde belirli alanlara teÅŸvik verebileceÄŸi gibi belirli niteliÄŸi taşıyan kiÅŸilere Hazine’den fon transferi de yapabilir.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.