Tercüme Haber
Suriye'de Yayımlanan Sezar Fotoğrafları Halkın Acısını Tazeliyor
Binlerce Suriyeli, bundan birkaç yıl önce ilk kez yayımlanmış ve yakın zamanda internette tekrar gündeme gelen işkence görmüş tutukluların fotoğraflarının ardından, ülkelerinin istihbarat servisleri tarafından öldürüldüğünü düşündükleri kaybolmuş akrabalarının acısını yeniden yaşıyor.
Nadir Abbud kalp krizi geçirerek vefat etti. Saatler önce internette, tek oğlunun işkence edilip öldürüldükten sonraki bir fotoğrafını görmüştü.
Suriye-İdlibli Abbud, oğlu Yunus'un 7 yıl önce Şam hükümeti tarafından tutuklanmasından bu yana ondan hiçbir haber alamamıştı.
Binlerce Suriyeli, bundan birkaç yıl önce ilk kez yayımlanmış ve yakın zamanda internette tekrar gündeme gelen işkence görmüş tutukluların fotoğraflarının ardından, ülkelerinin istihbarat servisleri tarafından öldürüldüğünü düşündükleri kaybolmuş akrabalarının acısını yeniden yaşıyor.
Ağustos 2013'te, Suriye askeri polisi için çalışan Sezar kod adlı bir fotoğrafçı, 53.275 fotoğrafı Suriye'den gizlice kaçırdı ve ailelerin öldüklerinden korktukları kişileri tespit etmelerine olanak sağladı.
Fotoğraflar, Beşar Esed'e karşı protestolara katıldıkları gerekçesiyle 2011'den beri tutulan bazen çıplak, acımasız bir şekilde sakat bırakılmış tutukluların cesetlerini gösteriyordu.
Bu fotoğrafların tümü bazı insan hakları örgütleri tarafından yayımlanmışken, bazıları 2015 yılında yerel medya siteleri tarafından paylaşılmıştı. Ancak yine de Suriye'de bazı aileler bunların varlığından habersizdiler.
Fotoğraflar, Esed ve destekçilerine karşı ağır yaptırımlar uygulayan Suriye Sivil Koruma Yasası'nın kabul edilmesinden sonra yeniden gündeme geldi.
Yasanın Suriye'deki bazı kişilerce eleştirilmesinin ve dikkatin bir kez daha Sezar'ın eylemlerine çevrilmesinin ardından muhalif web siteleri bu hiçbiri yeni olmayan fotoğrafları insanlara yasanın neden geçtiğini hatırlatmak amacıyla yeniden yayımladı.
Suriyeli eski bir tutuklu olan ve Sezar Yasası sürecinde ABD senatosunda şahit olduğu dehşet verici olayları aktaran Ömer Alshogre, Middle East Eye'a, yayımlanan resimlerinin tamamının altı yıl önce de yayımlanmış olduğunu ve kurbanlara ait yeni fotoğrafların olmadığını söyledi.
"Umutlarımız tamamen tükendi"
Sayılar hızlıca artıyor fakat şu ana dek Suriye'nin kuzeyinde yaşayan en az 18 aile fotoğrafların içinden oğullarını buldu.
Bu süreç, özellikle mağdurların yüzleri işkence ve yetersiz beslenme sebebiyle farklılaştığı için, söz konusu binlerce fotoğrafın dikkatlice incelenmesini gerektiriyor.
Matem tutan köylüler salı günü İdlib'in kuzeyindeki Salwah bölgesinde, sızdırılan resimlerden öldüğü tespit edilen üç aile üyesine başsağlığı dilemek ve dua etmek için Abdulkerim El Arnos ile bir araya geldiler.
Arnos Middle East Eye'a şunları söyledi: "24 saatten fazla süre aradıktan sonra erkek kardeşimin resmini buldum. Dört saat sonra kız kardeşim kocasının ve ondan sonra da oğlunun resmini buldu."
“2012 ve 2013 yıllarında tutuklanmışlardı, akıbetlerini öğrenebilmek için çok acı çektik ve çok paralar ödedik ama çıkmaz bir sokağa ulaştık."
Arnos, kendisinin ve akrabalarının Sezar Yasası çıkar çıkmaz araştırmaya başladıklarını ve bu fotoğrafların zaten yaygın olduğundan haberdar olmadıklarını söyledi. "Tutuklularla ilgili bu krizin sona ermesini umut ediyorduk, onları tekrar göreceğimizi hayal ediyorduk. Şimdi umutlarımız tamamen yok oldu."
"Onların ruhları Allah'a ulaştı ve işkencenin acısından kurtuldular. Allah'tan bizim hakkımızı almasını istiyoruz." diyor İdlib'te öğretmen olarak çalışan Arnos.
Tutukluların akıbetini bilmemek ve gerçekte öldürülmüş oldukları halde altı yıl boyunca döneceklerine dair bir umuda tutunmak birçok kişiye ıstırap veren bir durum.

“Şantaj”
2011 yılında savaş başladığında, Sezar'ın işi öldürülmüş tutukluları belgelemekten oluşuyordu. Çoğu zaman bir günde 50 cesedin fotoğraflarını çekiyordu.
Fotoğrafları ülke dışına çıkardıktan sonra, İnsan Hakları İzleme Örgütü fotoğrafları Sezar'dan almış hükümet karşıtı bir gruptan bu görüntüleri aldı.
Sezar geçen ay Suud Merkezli bir gazete olan Okaz ile yaptığı röportajda, Suriyeli bazı kuruluşların bu görüntülerin yayımlanmasından kar elde etmek için uğraştığı iddialarına karşılık olarak Suriye muhalefetinden olduğunu iddia eden bazı figürler tarafından kendisine ciddi bir şantaj yapıldığını söyledi.
Sezar, sahte bir şekilde ekibin parçası olarak çalıştığını iddia eden 20'den fazla organizasyon ve kuruluş olduğunu söyledi. Bunların, bağışçı ülkelerden insani sebepler ve Esad'a karşı yargı girişimlerini destekleme bahaneleriyle yıllık yüz binlerce dolar topladığını ifade etti.
Bu tür kuruluşların, kendi ekibinin halka açık bir şekilde görünmüyor olmasından avantaj sağladıklarını söyledi.
Bu röportajın ardından, Suriye Ulusal Koalisyonu, suçlamaların doğru olmadığını belirten bir açıklama yayımladı.
"Suçları belgeleyen herhangi bir kişi, mağdurlar için tek yetkili temsilci olmaksızın, görevini yapıyor." dedi.
"Sezar yasasını takip etmek amacıyla özel bir ekip oluşturduk. Suriye halkının çıkarlarına hizmet edecek her yasayı desteklemek bizim görevimiz."
Bazı yerel medya fotoğraflarda öldürülmüş insan sayısının 11 bin olduğunu tahmin ediyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, kapsamlı bir soruşturmanın ardından, görüntülerde her birine ait dört ya da beş fotoğraf olan 7.000 kişinin tespit edildiğini söyledi.
Sosyal medya fotoğrafları doğrulamak için bir ortam oldu. Yüzlerce aktivist kurbanlardan birinin 2011 yılında Suriye Ordusundan ayrılarak Özgür Suriye Ordusu'nu kuran Hüseyin Harmuş olduğunu düşünüyor.
Yerel bir site, fotoğrafların Harmuş'a ait olduğunu kabul etmeyen akrabalarıyla konuşarak bu ihtilafı çözdü.
Görüntülerin son sirkülasyonu, birçok sivili ve kurbanların ailelerini şoka uğrattı, üzdü. Bu, aralarında İngiltere merkezli aktivist bir grup olan SNHR'nin de olduğu insan hakları örgütlerinden ve aktivistlerden tepki çekti.
“Eğer Sezar Yasasının neden kabul edildiğini hatırlatmak istiyorlarsa, fotoğraflar bireylerin kimliğini açık edilmeden paylaşılabilirdi." diyor Ghany. "Yüz resimleri örtülebilir ya da akrabalarından izin alınabilirdi."
"Böyle kısıtlamalar olmaksızın paylaşmak sivillere ve oğullarını bu halde görmek istemeyen ailelere acı veriyor."
“Sesimin dünyaya ulaşmasını umut ediyorum.”
Şu ana dek Sezar Yasası Suriye ekonomisini aksatmaya yardım etmiş gibi görünüyor.
Kötü ekonomi, güneyde bulunan ve genel olarak yönetime sadık kimselerden oluşan Süveyde'de protestoları tetikledi.
Bu arada, BM'nin işkence mağdurlarıyla uluslararası dayanışma gününü anarken, Şam, gizli hapishanelerin, kurbanların ve işkencenin varlığını inkar etmeye devam ediyor.
"Umarım sesim dünyaya ulaşır. Birleşmiş Milletlerden ve insani yardım kuruluşlarından, tutuklular ölmeden ve aileleri yasa boğulmadan önce onların serbest bırakılması için çalışmalarını talep ediyorum."
Mütercim: Hilal Çifçi / Düşünce Mektebi
Kaynak: Midle East-Eye Haber Sitesi

Henüz yorum yapılmamış.