Sosyal Medya

Tercüme Haber

Tercüme Haber: İsrail, Filistin'in tarihini tahrif ediyor ve mirasını çalıyor

Filistin'in antik eserleri üzerine yapılan özel çalışmalar, Batı Şeria'nın ve Gazze Şeridi'nin Haziran 1967'de işgal edilişinden beri, Batı Şeria'dan Filistin'e ait çok sayıda eserin İsrail tarafından çalındığını ve satıldığını göstermektedir.



Filistin, antik eserler açısından dünyadaki en zengin ülkelerden biri. Arap dünyasında ise bu zenginliği Mısırla yarışır. En az 22 medeniyet Filistin'e izlerini bıraktı. Bunlardan ilki, varlığı bugün bile hala görülebilir olan, Kenanlılardı.
 
1948'ten beri, İsrail hükümetleri, farklı bir Arap ve Filistin kimliğine sahip antik eserlere özel bir ilgi gösterdi. İsrailli arkeologlardan oluşan komisyonlar, İsrail'in kurulduğu, Filistin'in her bir bölgesinde araştırma yapmak için oluşturuldu. Amaç, Filistine ait antik eserlerin Yahudileştirilmesi için sahte bir tarihsel anlatı oluşturmaktı. Akka, Yafa, Kudüs, Tiberya gibi büyük Filistin şehirlerindeki tarihi anıtlar bu süreçten korunamadı.
 
Üstelik İsrail, sistematik kültürel hırsızlık ve sahtecilik yoluyla Filistin'e özgü kıyafetleri Yahudileştirmek için çeşitli kurumları da kullanıyor. Yerel tarifler dahi bundan korunamıyor. İsrail, Filistin'e ait kıyafetleri ve yemekleri "İsrailli" olarak gösterdiği uluslararası sergilere katılıyor.
 
 
Filistin'in binlerce yıl öncesine dayanan mirası ve tarihi, İsrail işgali ve paha biçilemez antik eserleri satan "mafyalar" tarafından işte bu şekilde çalınıyor. Bu, Filistinli partilerin harekete geçerek miraslarının, tarihlerinin ve medeniyetlerinin korunması için çağrıda bulundukları bir zamanda oluyor.
 
Bu bağlamda çalışmalar, sadece işgal altındaki Batı Şeria'da bile 3 bin 300'ün üzerinde arkeolojik alan bulunduğunu gösteriyor. Bir grup araştırmacı, Filistin'de ortalama olarak her yarım kilometrede bir, bu toprakların tarihini ve gerçek kimliğini gösteren arkeolojik alan olduğunu doğruluyorlar.
 
Burada İsrail'in ayrım duvarının Filistin'in antik eserlerinin ve anıtlarının üzerindeki yıkıcı etkilerinden bahsedilmesi önemli. Batı Şeria'daki Filistin toprakları üzerinde yapımı hala devam eden duvar, işgal edilen bölgeye yüzde ellinin üzerinde toprak katılmasına yol açacaktır. Bu, 2.000 arkeolojik ve tarihi yerin yanında 270'in üzerinde önemli arkeolojik alanı da kapsayacaktır. Tarihi açıdan önemli onlarca alan ve anıt, bu duvarın inşası sırasında yok edildi.
 
Filistin'in antik eserleri üzerine yapılan özel çalışmalar, Batı Şeria'nın ve Gazze Şeridi'nin Haziran 1967'de işgal edilişinden beri, Batı Şeria'dan Filistin'e ait çok sayıda eserin İsrail tarafından çalındığını ve satıldığını göstermektedir. Bu fenomen, Eylül 2000'de İntifada'nın başlamasından bu yana daha da şiddetlenmiştir.
Hz. İsa'nın yaratıldığına inanılan, Yaradılış Kilisesi'nin içindeki bölüm
 
Filistin yönetiminin Antik Eserler ve Kültürel Miras Bakanlığı, 500'den fazla sit alanının ve 1.500'den fazla sembolik yapının İsrailli hırsızlar ve işgalciler tarafından çalındığını ve tahrip edildiğini belirtti. Selman Ebu Sitta'nın çalışmalarının gösterdiği gibi, 1948'den beri 500'den fazla Filistin kasabasının ve köyünün İsrail tarafından tahrip edildiği ve haritadan silindiği oldukça basit bir gerçek. Bakanlık ayrıca, Filistin'in kültürel ve ekonomik kaynaklarının İsrail tarafından tüketilmeye devam ettiğini doğruladı.
 
Filistin çalışmaları, devam eden bu Nakba'nın sebebi olarak Filistin'e ait alanları korumak için var olan sistemlerin çöküşünü gösteriyor. Bu tür bir koruma, direkt olarak işgal yönetiminin çatısı altına giriyor. Bu da basitçe, İsrail ordusunun Kudüs, Nablus, Hebron, Bethlehem ve diğer Filistin şehirlerinde, kasabalarında ve köylerinde yaptığı gibi kültürel mirası çok rahatça yok edebileceği anlamına geliyor.
 
Arkeolojik hırsızlık ve Filistin mirasının ihlali, Filistinlilerin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri. Çünkü onlar, kendi topraklarında Yahudileştirilmekle ve sistematik İsrail politikalarıyla hedef alınan kültürel ve fiziksel varlıklarını korumak için uğraşıyorlar. İsrail'in dayattığı bu eski-yeni sorunla yüzleşmek için Filistin toplumundaki farkındalığı artırmak zorundayız.
 
Ayrıca, İsrail'in yerel, bölgesel ve uluslararası alanda tarihimizi çalmasına karşı mücadele etme kapasitemizi de artırmamız gerekiyor.  Bu, Filistin'in UNESCO gibi ilgili uluslararası organizasyonlara tam üyeliği aracılığıyla desteklenebilir.
 
Kültürel çeşitliliğin Filistin’de binlerce yıllık bir tarihi var. Bunun İsrail tarafından, İsrail’in “Yahudi devleti” argümanını “ispat” için, oranın yerlilerinin dışlanmasına varan boyutta örtbas edilmeye ve tarihten silinmeye çalışılması utanç verici. 
 
 
Mütercim: Hilal Çifçi
 
Başlıktaki Görsel: Kudüs'ün Kral Hirodes tarafından alınması, MÖ 36, Jean Fouquet, 15. yüzyıl sonu.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.