Sosyal Medya

Güncel

Sinemasıyla dünyada iz bırakan büyük usta: Mustafa Akkad

Akkad’dan sonra İslam dünyasında onun gibi bir yönetmen ortaya çıkmadığı gibi Çağrı’yla boy ölçüşebilecek bir film de yapılamadı.



Halep’ten sinema aşkıyla tutuşup ayrılmak istediğinde babasıyla vedalaşması zor olacaktı. Onu engelleyemeyeceğini anlayan baba Akkad, yoluna rehber olması ümidiyle oğlunu bir Kur’an-ı Kerim hediye ederek uğurladı. Bu sırada Mustafa Akkad Henüz 19 yaşındaydı. 
 
Amerika’ya gitmek Hollywood’da sinema eğitimi almaktı amacı. Öyle de oldu. Setlerdeki uzun yardımcılık görevlerinden sonra ustalarla çalışmaya başladı. Yolu kısa zaman sonra büyük yönetmenlerden Amerikalı ve Kızılderili asıllı Sam Peckinpah’ın yanına düştü ve onun yanında yetişti.
 
Peckinpah’ın önderliğinde sinemanın dilini ve kodlarını kısa zamanda çözecekti.
 
Kendi çapındaki birkaç denemeden sonra Halloween adlı ünlü korku filmi serisine yapımcı olarak imza atmasıyla devam etti Mustafa Akkad’ın sinema serüveni.
 
Kafasını İslam dünyası meşgul ediyordu. Batıdan doğuya baktığında İslam dünyasının içler açısı halini görüyor, kendini bu konuda bir şeyler yapmaya mecbur hissediyordu. İslam’ı batıya ve dünyaya nasıl anlatabilirdi? İşte bu sorunun cevabını arıyordu.
 
İlk arayışlar…
 
Yetmişli yılların başında İslam’ın doğuşunu anlatan bir film çekmeye karar verir. İlk olarak Fas Kralı II. Hasan’la bu fikri paylaşma fırsatı bulur. Kral bu fikre sıcak bakar ve filme destek olma sözü verir.  Ardından Suudi Arabistan’da filmin çekimleri için bir set kurulur. Her şey yolunda giderken Suud yönetimi filmde aşırı Ehlibeyt vurgusu yapıldığı gerekçesiyle çekimlerin durdurulmasını ister. Fas kralına baskı yapar ve kral desteğini geri çeker. Çekimler durdurulur.
 
Akkad kararlıdır. Tüm moral bozukluğuna rağmen yaptığı çekimleri montajlar ve 15 dakikalık bir demo oluşturur. Bunu dönemin Libya lideri Muammer Kaddafi’ye sunar. Kaddafi bu teklifi kabul eder ve çekimleri ülkesinde yapabileceğini söyleyerek filme 30 milyon dolar destek sağlar. Ve filmin çekimlerine 1974 yılında yeniden başlanır.
 
1977 yılında Amerika’yla birlikte tüm dünyada gösterime giren The Message (Çağrı) ve hemen ardından Libya halkının Ömer Muhtar öncülüğünde sömürgeci İtalyanlara karşı mücadelesini anlatan Lion Of The Desert (Çöl Aslanı Ömer Muhtar) adlı filmleri İslam dünyasını derinden sarsacak ve büyük bir etki uyandıracaktır.
 
İstanbul’un fethini sinemaya aktaracaktı
 
Mustafa Akkad 2000’li yılların başında İstanbul’un fethini anlatan büyük bir film yapmak arzusunu dile getirmek için Türkiye’ye gelmiş fakat ne kendisini anlayabilecek bir sinemacı ne de yeterli finansmanı sağlayacak bir başkasını ne yazık ki bulamamıştır.
 
Gerçekleştirmeyi istediği diğer önemli projesi de doğunun büyük kumandanı Selahattin Eyyübi’yi anlatan bir sinema filmi çekmekti.
 
Akkad, her iki proje için finansman arayışını sürdürürken Ürdün’de bulunduğu sırada garip bir terör saldırısına kurban gitti. Amman’da üç uluslararası otelin eşzamanlı bombalanması hadisesinde kızı Rima ile birlikte 11 Kasım 2005’de hayatını kaybetti.
 
 
Mustafa Akkad’ın Çağrı filmi ile yaptığı başlangıç neden önemliydi?
 
Çeşitli uzantıları bugün hala İslam dünyasına en büyük zararı veren terörist oluşumlar o gün, El Kaide adı altında bu saldırıyı gerçekleştirirken, kendini sinemasıyla İslam’a hizmete adamış bir kahramanı ve onun ekolünü ortadan kaldırmaya teşebbüs ediyor, işledikleri cinayetle İslam’a bir darbe daha indirmiş oluyorlardı. Bu katliamı planlayanlar, Akkad’ın ne tür bir arayış içinde olduğunu ve o otelde ne işi olduğunu hiç şüphesiz çok iyi biliyorlardı.
 
Bu saldırı, sinema sadece batının çıkarlarına hizmet eden bir araç olarak kalmalı mesajını taşıyordu kuşkusuz. Doğu’nun ve İslam’ın değerleri, kendi değerlerinin önüne hiçbir şekilde geçirilemezdi bu eylemin aktörlerine göre… İslam sadece radikal bir takım unsurların çarkında dönmeliydi ve aşırı uçlarda temsil edilmeliydi. Özellikle sanatsal bir vasıta ile adını yüceltmeyi hak etmiyordu onlara göre.
 
Akkad’dan sonra İslam dünyasında onun gibi bir yönetmen ortaya çıkmadığı gibi Çağrı’yla boy ölçüşebilecek bir film de yapılamadı.
 
Mustafa Akkad’ın Çağrı ile yaptığı başlangıç işte bu yüzden önemlidir. Bu yüzden Akkad’ın eksikliğini her geçen gün daha çok hissediyor, sinemanın varlığına her gün daha çok ihtiyaç duyuyoruz.
 
 
 
Müellif: Salih Özderya / Dünya Bizim Web Sitesi
 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.