Sosyal Medya

Özel / Analiz Haber

Resul Tosun: 'Değişim sadece belediyelerde değil dış politikada da gerekli'

Gazeteci-yazar Resul Tosun ile Düşünce Mektebi olarak özel bir söyleşi gerçekleştirdik. Son günlerde çok konuşulan konulardan belediye başkanları istifalarını, Türkiye-Irak yakınlaşmasını ve Türkiye gündemiyle ilgili pek çok soruyu Sayın Resul Tosun'a sorduk önemli cevaplar aldık. İşte Star gazetesi köşe yazarından gazeteci-yazar Resul Tosun ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi...



DÜŞÜNCE MEKTEBİ / SÖYLEŞİ

M. Mazlum ÇELİK
 
Ak Parti’nin içinde bir yenilenme, tazelenme ihtiyacı var mıdır?
 
Genel başkan böyle bir ihtiyacın varlığına kanaat getirmiş olmalı ki metal yorgunluğundan bahsederek düğmeye bastı.Benim şahsi kanaatim yenileme ve tazelenmenin yukardan aşağıya değil aşağıdan yukarıya olması istikametindedir.Yani parti üyeleri delegeleri delegeler yönetimleri gerekli görüyorsa değiştirmelidir.Ancak siyasi partiler kanunu bu tür yenilenme ve tazelenmeyi sağlayacak demokratik içerikten yoksun.Dolayısıyla AK Parti’de yenilenme yukardan aşağıya yapılıyor. Siyasi tecrübesi son 15 yılda girdiği her seçimi kazanarak tescillenmiş olan lider müdahil oluyor.
 
Belediyelerdeki değişimleri bu ihtiyacın yansıması olarak mı görmeliyiz?
 
Belediyelerde yaşanan değişimlerin de bu ihtiyaca binaen yapıldığı anlaşılıyor. Fakat istifa gerekçeleri açıklanmadığı için kamuoyu tatmin olmuş değil.
 
Büyükşehirlerdeki İstifalar ile Cumhurbaşkanı istediği sonucu alabilecek mi?
 
Söylediğim gibi girdiği tüm seçimleri kazanma başarısı göstermiş olan genel başkanına partinin itimadı tam.Kamuoyundaki sükûnetten anlaşılıyor ki kamuoyu da liderin tasarrufunu doğruluyor.Öyle olmasa İstanbul gibi bir dünya şehrinin başkanı istifa ettiğinde yer yerinden oynamaz mıydı?
 
* İstifası istenen belediye başkanlarının yönettiği illerde 16 nisan referandumu sonuçları (Yeşil: Evet, Kırmızı: Hayır)
 
Sizce 16 Nisan’da 'Hayır' çıkan bölgeler dışında sorun teşkil eden belediyeler var mı?
 
Belediye olup da sorunsuz olması mümkün değildir. Belediyeler yerel sorunları çözmek için vardır. Bu sorunları çözerken isabetli karar ve icraatlar kadar kasten ya da farkında olmadan yanlış karar ve icraatlar da olabilir. Siyaset için önemli olan bu yanlış kararların kamuoyunu etkileyip etkilememesidir.Ayrıca büyük beklentilerle seçilen kimi başkanların beklentilere cevap verememesi sebebiyle partisine olan sempatinin azalması da -yanlış karar vermese de yanlış icraat yapmasa da-  siyasi kararlar için etkili olabilir.16 Nisan referandumunun ötesinde başkanların halk desteği de parti merkezi tarafından test edilmektedir. Hiçbir kusuru olmayan başkanlar eğer halk desteğini yitirmişse siyasi liderlik tabiatıyla kendisinde tasarruf hakkı bulur.
 
Afyonkarahisar’daki İstişare toplantısında Arınç, Çelik gibi eski ağır topların davet edilmesini nasıl görüyorsunuz, metal yorgunluğu söylemleri ile bu davetin bir ilişkisi var mıdır?
 
Bahsettiğiniz isimler partinin kurucuları. İstişare toplantılarına kurucuların katılması kadar normal bir uygulama olmaz/olmamalı. Kurucular partinin tüm toplantılarına katılırlar.Anılan şahsiyetlerin partinin toplantılarına katılmaları haklarındaki dedikoduları etkisizleştirmesi açısından partinin yararınadır diye düşünüyorum.
 
'SURİYE'DE GEÇ KALDIK, AFRİN VE KOBANİ'Yİ ALMALIYDIK'
 
 
 
Türkiye dış politikada attığı adımları nasıl okuyorsunuz, sert bir tutum içinde olduğu eleştirilerine katılıyor musunuz?
 
Ben dış politikada atılan adımları doğru fakat eksik buluyorum. Genel politika çerçevesi başından beri bence isabetli.Özellikle Suriye konusunda Türkiye’nin tavrı eleştirilmektedir. Ben Suriye politikamızı doğru buluyorum ama eksik buluyorum. Fırat Kalkanı benzeri operasyonlarda geç kalındığını düşünüyorum.Uçağımız düşürüldüğünde, Reyhanlı saldırısı yapıldığında Türkiye derhal müdahale etmeliydi. Edilseydi Afrin ve Kobani terör örgütlerinin eline geçmeyebilirdi.Rusya’dan önce bölgeye girseydik daha etkin olurduk.
 
910 km. lik hududumuz olan ülkedeki kargaşaya, saldırıya uğrayan ülke olarak daha erken müdahale etmeliydik. ABD’ye güvenmemeliydik.Attığımız adımlar doğruydu, eksikti.Tabii ben böyle görüyorum. Devletin zirvesinden nasıl göründüğünü ise karar mekanizmaları biliyor.
 
Barzani’nin referandum kararı alması sonrası Türkiye ilişkileri bozuldu. Peki bu süreçte yeni bir partner gibi görünen Bağdat yönetimine ne kadar güvenebiliriz?
 
Ben daha önce bu konuda çok açık ve net makaleler yazdım. Barzani’nin referandum kararının sorumluluğunun Bağdat yönetiminde olduğuna temas ettim.Barzani yanlış yapmıştır ama onu bu yanlışa iten en önemli etken de Bağdat yönetiminin yanlış politikaları olmuştur.Aslında güven açısından Barzani daha güvenilirdir. Ancak emperyalist senaryolara aldanıp gerçek dost olan Türkiye’ye kulak vermeyerek hayatının yanlışını yapmıştır.Bağdat yönetiminin mezhepçi politikaları Irak’ı problem yumağı haline getirmiştir. Bağdat yönetimine güvenilmez ama bölgenin gerçekleri Türkiye’yi Bağdat’la işbirliği yapmaya mecbur etmiştir.Devletler güvenmedikleri başka devletlerle de bu tür ilişkilere girerler.Yadırgamamak lazım. Fotoğrafın bütününe bakınca bu tür ilişkilerin normal olduğu anlaşılır.
 
Bölgede artan İran etkisi ilerleyen süreçte Türkiye için tehdit oluşturur mu?
 
İran bana göre bölgede son derece yanlış bir politika izliyor ama  kendi perspektifinden bakarsanız büyük devlet politikası izlediğini görürsünüz.Bugün Irak’ta Suriye’de, Lübnan’da, Yemen ‘de ve Bahreyn’de İran’ın etkinliği çok net görünmektedir.İnsani ve İslami açıdan İran zulme ortak olmaktadır. Ama kendi çıkarları açısından kârlı görünmektedir.Bununla birlikte İran’ın Türkiye’ye tehdit oluşturacağı kanaatinde değilim. İran devlet geleneğinin de böyle bir yola teşebbüs edeceğini düşünmüyorum.Türkiye ile İran gizli bir rekabet içinde olsalar da birbirlerini idare etmeyi başarabiliyorlar.
 
PKK’ya karşı geliştirilecek bir stratejide Türkiye’ye bölgede muhtemel partner olabilecek güçler kimlerdir?
 
İran’dır ve İran güdümündeki Irak’tır. Bölgede başka devlet de yoktur.İran mezhepçi politikalarına rağmen, çıkarları uğruna Müslümanlara karşı zalimane tutumuna rağmen bölgede bağımsız hareket edebilecek tek İslam ülkesidir. Ayrıca PKK karşısında Türkiye ile ortak yanları vardır. Hem Irak hem de Suriye üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda hem Kandil’e karşı hem Kobani ve Afrin’e karşı en sahici partner her şeye rağmen İran’dır
 
Türkiye dış politikada yeni bir strateji mi geliştiriyor? Suriye, Irak ve hatta Mısır’a yönelik politikamızda bir yumuşama mı söz konusu?
 
Geliştirmesi lazım. Darbeci Sisi’ye karşı tavır değişmemiş olsa da - darbeciye karşı yumuşama gösterilmesi kendini inkar olur-Mısır devletiyle dolaylı temasın sürdüğü görünüyor. Ticari ilişkilerde zaten bir inkıta olmadı.Mısır Arap dünyasının en önemli devleti olduğu için Türkiye ile ilişkileri de hafife alınmayacak kadar önemlidir.Ancak bu konuda Türkiye’den ziyade Mısır’ın bazı adımlar atması lazım. Başta seçilmiş cumhurbaşkanı olmak üzere siyasi tutukluları serbest bırakmak gibi. Fakat Sisi ABD-İsrail yörüngesine öyle girmiş ve teslim olmuş ki Mısır-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi Sisi sonrasına kalacak gibi görünüyor.Irak merkezi hükümeti tam bir kukla yönetim. Bir taraftan İran bir taraftan ABD bir türlü kendisi olamıyor. Birçok sorun da Bağdat’tan kaynaklanıyor.Fakat şartlar Kuzey Irak meselesinde olduğu gibi yakınlaşmayı zorunlu kılıyor. Ticaret ve petrol hatları gibi iki ülkeyi birbirine bağlayan diğer faktörler de göz önünde bulundurulduğunda Irak yönetimiyle ilişkilerin normalleşmesi zor değildir.Ama burada da mesele Irak yönetiminin kendi özgür iradesiyle hareket edebilme meselesidir.Kanaatimce Irakla ilişkiler tam bir satranç oyunu gibi devam ediyor/eder.Suriye yönetimi ise gördüğüm kadarıyla Türkiye nazarında yok hükmündedir. Ancak Türkiye Rusya ilişkileri ve Türkiye-İran ilişkileri  dolaylı olarak Türkiye-Suriye ilişkileri şeklinde algılanabilir.
 
'DEVLET KÜLTÜR DAYATMAMALI...'
 
 
AK Parti’nin kendini başarısız gördüğü Eğitim ve Kültür alanlarında ne gibi tedbirler alması gerekir?
 
Maalesef hemen her alanda Türkiye’ye çağ atlatan AK Parti hükümetleri eğitim ve kültürde bekleneni veremedi. Cumhurbaşkanı da bunu itiraf ediyor.Milli eğitimde çok sık bakan değişti devamlılık sağlanamadı. Kültür bakanlığı uzun süre partiye transfer edilenlerin görev yaptığı alan haline geldi. Dolayısıyla bu iki bakanlıkta diğer bakanlıklardaki başarı gösterilemedi.Tedbir konusunda uzmanların görüşü daha önemli.  Benim söyleyebileceğim tek şey eğitimin çağdaş ve milli olması şeklinde slogandan ibarettir. Kültür konusuna gelince, ben devletin kültür dayatmasını doğru bulmayanlardanım. Devlet kültür dayatmamalı mevcut kültürlerin yaşaması için destek vermelidir diye düşünüyorum. Devlet ülkedeki tüm kültürel faaliyetlere adaletli bir şekilde destek vermeli ötesine karışmamalıdır. Devlet sanatçısı gibi gariplikler olmamalıdır.Devlet destek kriterlerini adaletli bir şekilde belirlemeli ve kültüre hem finansman olarak hem de malzeme mekan temini gibi ayni destek sağlamalıdır.O zaman kültürel zenginliğimiz ortaya çıkar. Kültür sanatta sol kesimin öne çıkması kültür bakanlığının onlara verdiği destek sayesindedir. Devlet bence onlara da destek olmalıdır ama her kesime gücüne temsil kabiliyetine göre adil destek verilmelidir.
 
Teşekkür ediyorum.

 

 

 

RESUL TOSUN kimdir?

 

1956 Tokat doğumlu.

1973-74 Türkçesi Dergisi Tokat Temsilcisi

1974 Milli Türk Talebe Birliği Tokat Şubesi Kurucu üyesi

1974 Tokat İmam Hatip Lisesi

1975 Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi

1981 Medine-i Münevvere İslam Üniversitesi Davet ve Din Usulleri Fakültesi

1982-83 Genel Kurmay İstihbarat ve Dil Okulu Arapça Öğretmeni

1986 Marmara Üniversitesi İslam Hukuku Yüksek Lisans

1987-1990 Milli Gazete Köşe yazarlığı

1987 İstanbul Hırka-i Şerif Vakfı kurucu Mütevelli Üyesi

1989-1990 İslami Edebiyat Dergisi Yayın Yönetmeni

1989 Milli Gençlik Vakfı İstanbul Şubesi Kurucu Üyesi

1990-2000 Haftalık Yörünge Dergisi Sahibi ve Yayın Yönetmeni

1990-1991 Adım Holding Yönetim Kurulu Üyesi

1990-1995 Telif hakları Ajansı(TEHA) Yönetim Kurulu Üyesi

1994-1998 Aylık Aile Dergisi Sena Sahibi

1995 Birlik Vakfı Dış İlişkiler Kulübü

1995 Tokat  Aşevi ve Yardım Vakfı Mütevelli Üyesi

1999-2001 Milli Gazete Köşe Yazarlığı

2001-2013 Yeni Şafak Gazetesi Köşe Yazarı

2002-2007 AK Parti Tokat Milletvekili

2011-2013 Birlik Vakfı Dış ilişkiler Kulübü ve Kültür Komisyonu  Başkanı

2013-2017 Türk parlamenterler Birliği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi

2007-20014 TRT Arapça Basın Kulübü Programı(26 bölüm), Hilal TV Hasılı Kelam Programı(104 bölüm)

TRT Arapça’da Satır Arası programı halen devam ediyor.

2015- STAR GAZETESİ YAZARI

30 Civarında tercüme ve telif eserde imzası var.

İyi derecede İngilizce ve çok iyi derecede Arapça biliyor.

Evli üç çocuk babası.

 

Kaynak: dusuncemektebi.com

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM