Sosyal Medya

Güncel

Eyüp Beyhan: Niçin gençliğe güvenmiyorlar?

Genç Ufuk Fikir Klubu Derneği Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Memur-Sen Konfederasyonu’nun gençlik teşkilatı Genç Memur-Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan ile önemli bir röportaj gerçekleştirdi.



Seçilme yaşının 18’e düşürülmesinin önemini vurgulayan Beyhan; “Küreselleşen dünyanın en önemli sermayesinin genç nüfus olduğu bir dönemde gençleri, işleyen sistemin dışına itmenin, atıl duruma düşürmenin hiçbir mantıksal gerekçesi olamaz. 51 ülkede durum böyleyken niçin bizde 18 yaşında parlementoya girme hakkının verilmesi tartışma konusu oluyor anlamış değilim. Niçin gençliğe güvenmiyorlar?” dedi.

Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Memur-Sen Konfederasyonu’nun gençlik teşkilatı Genç Memur-Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan gençliğe ve gündeme dair soruları yanıtladı. Seçilme yaşının 18’e düşürülmesinin ciddi öneme sahip olduğu hususunda açıklamalar yapan Beyhan; “Parlamentoyu çocuklarla mı dolduracağız!” diyorlar. Allah aşkına söyleyin, niçin aydınlıktan rahatsız oluyorlar. Niçin gelecekten, istikbalden rahatsız oluyorlar? diye sordu. Mevcut sistemin yeni krizler doğuracağını bu yüzden yeni anayasa ve Cumhurbaşkanlığı sistemine evet diyerek prangalardan kurtulmuş olunacağını dile getiren Beyhan, memura konan siyaset yasağını ve kamuda idareci olabilmek için öne sürülen 10 yıl şartını da değerlendirdi. Özellikle siyasi anlamda farklı düşüncede olan gençlerin birbirine olan tahammülsüzlüğünü, “Bu zamana kadar gençler, idraklerine giydirilmiş bir deli gömleği olan kör ideolojilerin kurbanı edildi. Maalesef bunların hepsi bir mühendislik projesiydi” şeklinde değerlendiren Genç Memur-Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan, 15 Temmuz gecesi için ise “İnsanın hayatı film şeridi gibi geçiyor gözlerinin önünden. Ben neredeydim, neredeyim ve nereye doğru gidiyorum gibi sorular geliyor insanın aklına. Gençler olarak 15 Temmuz’a hazırlıklı yakalandık” ifadelerini kullandı. Eyüp Beyhan Beyefendi ile gerçekleştirdiğimiz röportajın derinliklerine yavaş yavaş inelim ki basınç bizi çarpmasın. Bu yüzden evvelinde sığ sularda gezinmek suretiyle Genç Memur-Sen teşkilatını yakından tanıyalım.

Genç Memur-Sen hangi amaçlar doğrultusunda kuruldu ve  neyi hedeflemektedir?

Genç Memur-Sen, Memur-Sen Konfederasyonunun gençlik teşkilatıdır. Memur-Sen bugün Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşudur. Ulusal ve uluslararası arenada, gerek emek hareketi açısından gerekse sosyal sorumluluk açısından bir çok etkinliği var.  Takdir edersiniz ki böylesi büyük bir hareketin gençlik yapısı olması zaruridir. Memur-Sen, ne sıradan bir sendikal hareket ne de sıradan bir sendikal akımın tezahürüdür. Referanslarını kendi dinamiklerinden almaktadır.“Özümüz medeniyetimizdir”diyen bir emek hareketidir. Genç Memur-Sen,  ilim, irfan, hikmet, aksiyon temelinde bir mücadeleyi benimseyerek, medeniyet ve insani değerler yönünden kişilik sahibi, şahsiyetli bir duruşa sahip bir gençlik için kurulmuştur. “Çağı kurtarmanın bir eylemidir, çağ dışı görünen ilgimiz bizim” diyor kurucu genel başkan Mehmet Akif İnan hocamız. Dolaysıyla Genç Memur-Sen çağa ve mekana hakim, onun idrakinde olan şuurlu bir gençlik teşkilatıdır. Yeni ve adil bir dünyanın tesisi için iyilikleri çoğaltmak, kötülükleri ise önleme gayretinde olacaktır.

Genç Memur-Sen’in projeleri ve bu zamana kadar gerçekleştirdiği en dikkat çeken faaliyetleri nelerdir?

Maziye duyarlı, atiyi öngören bir teşkilatız. Geçmişimizden ders alarak bugünümüzü ve yarınlarımızı planlayarak ilerleyen bir teşkilatız. Genç Memur-Sen Proje üreten ve faaliyet  gerçekleştiren bir gençlik teşkilatıdır. Gerçekleştirdiği ve halihazırda sürdürülen bir çok faaliyeti var. Hepsi de birbirinden değerlidir. Biz biliyoruz ki eğer bir toplum geleceğini kitapla beslemiyorsa, o toplumun veya milletin geleceği olmaz. Bu anlayış bütün teşkilatlarımızda “sesleriniz değil sözleriniz yükselsin” diyerek kitap okuma ve değerlendirme meclisleri gerçekleştiriyoruz. Her yıl 7 bölgede 7 güzel adam kütüphanesi kuruyoruz. Çevreye ve doğaya duyarlı bir gelecek istiyoruz her yıl Genç Memur-Sen ormanları oluşturup, yüzbinlerce fidanı toprakla buluşturuyoruz. Sadece okuyan değil aynı zamanda yazan bir gençlik istiyoruz. Onun için her yıl şiir, deneme, makale vb. alanlarda ödüllü yarışmalar düzenliyor ve bu yarışmaların neticelerini kitaplaştırıyoruz. Kültbiyatçı,  sanat ve edebiyattan habersiz bir gençlik olmaz. Tiyatro, sinema, kültür söyleşileri, tarihi mekan, müze gezileri, edebiyatçı ve şair buluşmaları gerçekleştiriyoruz. Uluslararası öğrencilere yönelik de liderlik akademisi başta olmak üzere çeşitli faaliyetlerimiz var. Sağlıklı bir toplum hedefliyor ve onun için geleceğini uyuşturma diyerek özellikle uyuşturucu madde ve teknoloji başta olmak üzere her türlü bağımlılıkla mücadele ediyoruz.

ATANMIŞ DEĞİL ADANMIŞ ÖĞRETMENLERLE ÇALIŞIYORUZ

Genç Memur-Sen gençlere nasıl ulaşıyor ve çalışmalarını nasıl organize ediyor?

Genç Memur-Sen, gençliğin olduğu her yerde örgütlü bir teşkilattır. Üniversitlerde ADEM(Akedemik Düşünce, Eğitim, Medeniyet) topluluğu kurarak bütün üniversitelerde öğrenci kardeşlerimizle iletişim kuruyoruz. Her fakültenin, her sınıfın temsilcileri var. Her öğrenci kulübümüzün akademisyenlerden oluşan danışman hocaları var. Gençlerimizle bire bir iletişim kuruyoruz. Öğrenciye dokunmaya çalışıyoruz. Memur-Sen’in insan kaynaklarından faydalanarak gençlerimizle ilgilenmesi hususunda koordinasyonlarda bulunuyoruz. Öğrencilerimizle kardeş, arkadaş, yoldaş oluyoruz. Liseli gençlerimiz için temel okumalar yapmaları noktasında programlar düzenliyoruz. Bunu atanmış öğretmen değil adanmış öğretmenlerle yapıyoruz. Her lisemizde 10 öğrenciden sorumlu öğretmen arkadaşlarımız var. Bu öğretmenler, öğrenci kardeşlerimize okumalar yaptırıyor, analiz ettiriyor, kitaptan anladığını kompozisyona dünüştürüyor. Bu muhteşem bir çalışma. Kamu gençliğine yönelik her kurumda temsilcimiz var ve bunlar aracılığıyla düzenlediğimiz eğitim, sosyal, kültürel ve akademik programlarla gençlerimizi buluşturuyoruz.

“Prangalardan Kurtulmak İçin Yeni Anayasa Şart”

Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle bir tespit yapmamız lazım. Hükümet sistemi değişkliği arayışlarının Türkiye’nin gündemine gelmesinin öncelikli nedeni, mevcut anayasal yapının doğurduğu sistem krizleridir. Sistemin kriz doğurma potansiyeli hala mevcuttur. Kim ne derse desin şu gerçeği göz ardı edemeyiz. Türkiye, darbe anayasalarıyla temelleri atılan vesayetçi bir yönetim sistemine sahiptir. 21.Yüzyılın Türkiye’sinde bu sistemin kriz üretmekten başka bir işlevi yoktur. Her gün büyüyen bir Türkiye var. Büyük Türkiye yürüyüşüne ivme kazandıracak bir sistemin tesis edilmesi büyük zaruret arz emektedir.

 16 Nisan’da milletin onayına sunulacak olan ve büyük bölümü  “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” odaklı hükümler içeren Anayasa değişikliği paketi, bir anlamda sisyasal sitemin vesayetten bütünüyle arındırlması temelinde son adımı oluşturuyor ve hükümet sisteminin değiştirilmesini öngörüyor. Belki yeterli olmayabilir, ama ülke olarak bir takım prangalardan kurtulmamız açısından bu anayasa paketini önemli buluyorum.

Niçin Gençliğe Güvenmiyorlar?

Seçilme yaşının 18’e düşürülmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Gençlerin siyasi yeterliliği varmı?

IMG_1706Bu sorunuzu önemli görüyorum ve dünya ülkelerindeki uygulamaları örnek vererek takdiri kamuoyuna bırakmak istiyorum. TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı, dünya parlamentolarında üye seçilme yaş kriterlerini 190 ülkenin incelendiği araştırmaya göre, birinci meclislere üye seçilmek için asgari yaş koşulu 62 ülkede 21, 51 ülkede 18, Türkiye’nin de dahil olduğu 59 ülkede 25 olarak belirlenmekte. Avrupa Birliği ülkelerinin yüzde 73’ünde ise milletvekili seçilme yaşı 18. Araştırmaya göre seçilme yaşı 18 olan 51 ülke şunlar: Almanya, Andorra, Arnavutluk, Avusturya, Belçika, Belize, Bosna Hersek, Çin, Ekvator, Fiji, Finlandiya, Gine, Grenada, Guyana, Güney Afrika, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İsveç, İzlanda, Kanada, Karadağ, Kenya, Komor, Küba, Lihtenştayn, Macaristan, Maldivler, Malta, Mauritius, Moldova, Mozambik, Norveç, Avustralya, Danimarka, Fransa, İspanya, İsviçre, Lüksemburg, Makedonya, Portekiz, Sao Tome ve Principe, Seyşeller, Sırbistan, Slovenya, Sri Lanka, Svaziland, Trinidad ve Tobago, Uganda, Yeşil Burun, Yeni Zelanda.

Dünya ortalamalarına bakıldığı zaman;  genç nüfusun yoğun olduğu ülkelerden biri olarak da  Türkiye öne çıkmaktadır. Kaldı ki küreselleşen dünyanın en önemli sermayesinin genç nüfus olduğu bir dönemde gençleri, işleyen sistemin dışına itmenin, atıl duruma düşürmenin hiçbir mantıksal gerekçesi olamaz. Bu ülkelerde durum böyleyken niçin bizde 18 yaşında parlementoya girme hakkının verilmesi tartışma konusu oluyor anlamış değiliz.

Türkiye önemli bir karar aşamasındadır. Bu karar aşaması özelde genç kardeşlerimiz için çok daha hayati bir öneme sahiptir. Bakınız genç kardeşlerim, Türkiye’nin siyasal tarihine baktığımızda gençliğimizin ciddi anlamda kötü emeller doğrultusunda kullanıldığını göreceğiz. Nereden geldiği belli olmayan bir ‘’üst akıl’’ gençlerin potansiyelini, dinamizmini meşru olmayan olaylarda hep kullanagelmiştir. Darbeler tarihine bakınız, bunu açık bir şekilde göreceğiz. Üniversitelerimiz, lise gençliğimiz karanlık odaların yazdığı senaryoların kurbanı olmuştur. Hatırlayın birileri çıkıp “bir sağdan bir soldan astık” diyerek gençliği nerede harcadıklarını gözler önüne serecekti. Bu kan dondurucu, katliam türü ifadeleri tarihin sayfaları kaydetti. Bunları görmemek mümkün mü? Oysa gençlik bir milletin hazinesidir. En kıymetli varlığıdır.  Sen gençliğine ne kadar değer verirsen geleceğin o kadar değerli ve aydınlık olur. Bugün ülkeyi yöneten irade gençliğine değer veriyor, ülkeyi yönetme hususunda temsil edilmesi için yasal engelleri kaldırıyor ve birileri bundan rahatsız oluyor. ‘’Parlamentoyu çocuklarla mı dolduracağız!’’ diyorlar. Allah aşkına söyleyin, niçin aydınlıktan rahatsız oluyorlar. Niçin gelecekten, istikbalden rahatsız oluyorlar? Niçin gençliğe güvenmiyorlar? Biz 21 yaşında çağ kapatıp, çağ açan Fatih’in nesli değil miyiz? Gençlik bilgide, fikirde, ticarette rekabet edecek. Karanlık odaların senaryolarına figür bulamayacakları için rahatsız olduklarını biliyoruz.  Artık dünya ile rekabet eden bir Türkiye var ve  yeni Türkiye’de Gençlik yerini alacaktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Türkiye’nin inşasında gençliğe hak ettiği değeri veriyor. Birileri gibi gençlik üzerinden rant sağlamıyor. Gençliğin kanı üzerine sultasını kuranlarla mücadele ediyor. Türkiye gençleri olarak bunu görmeliyiz, ona göre tercihimizi yapmalıyız. 16 Nisan bizim için, geleceğimiz için önemlidir. Türkiye’nin kaderini biz gençler değiştireceğiz. Türkiye’nin yeni tarihini biz gençler yazacağız. Bütün gençlerimizi sorumluluk almaya davet ediyorum. ‘’Tercimiz Evet’’ diyerek prangalardan kurtulmuş olacağız.

Kamuda gençlerin idareci olabilmesi için önüne konulan 10 yıl şartının giderilmesi adına girişimde bulunacak mısınız ? Konu hakkındaki yaklaşımınız nedir?

Genç Memur-Sen olarak bizler kamuya daha nitelikli gençler kazandırma konusunda emek sarf ediyoruz. Eğitimler, seminerler gerçekleştiriyoruz. Bu gün kamuda çok nitelikli gençlerin olduğunu biliyoruz. Bizim için esas olan liyakattir, ehil olmaktır. Eğer bir arkadaşımız yeterli donanıma sahipse, idareci olması hususundaki katı engelleri mutlaka esnekleştirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Milletvekili yaşı 18’e indiriliyorsa, doğal olarak 10 yıl şartının kaldırılması talebini de normal görüyoruz.  Sanırım 2013 yılında şöyle bir tasarı tartışıldı. Müdür ve daha üst unvanlı yönetici kadrolarından 1, 2, 3 ve 4 üncü dereceli olanlarına atanmada, en az lisans düzeyinde yükseköğrenim mezunu olma ve kamu kurum ve kuruluşlarında en az beş yıl hizmetin bulunması, ek göstergesi 6.400 ve daha yüksek tespit edilen yönetici kadrolarına atanmada, en az lisans düzeyinde yükseköğrenim mezunu olma ve kamu kurum ve kuruluşları ile özel kurumlarda veya serbest olarak en az beş yıl hizmetin bulunması gibi tartışmalar oldu. Kamuda ehil ve liyakatli gençlerin idareci olması için hizmet sürelerinin 10 ve 8 yıldan en az 5 yıla indirilmesinin doğru olduğunu düşüyorum. Kamudan bize gelen bu tür talebin takipçisi oluyor ve Memur-Sen Konfederasyonumuzun mevzuat ve toplu sözleşme sekretaryasına iletiyoruz. Konfederasyonumuz toplu sözleşme masasına taşıması ve çözüm geliştirmesi noktasında da işin takipçisi oluyoruz.

Memura Siyaset Yasağının Konması Mantıksız

Kamu’da siyasetin önünün açılması hususunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kamu personelinin siyaset yapamıyor olmasının hiçbir mantıklı tarafı yok bence. Düşünün; mesela işçilerin böyle bir hakkı var ve şimdiye kadar bir sorun yaşandığına şahitlik etmedik. Sonuç olararak işçi de kamu yararına çalışan devletin personeli konumandadır memur da. Kamu personeline bu anlamda açılacak bir kapının özellikle teknik noktalar boyutu ile ciddi fayda sağlayacağı kanısındayım. Bu hususda Memur-Sen Konfederasyonumuzun Genel Başkanı Ali Yalçın başta olmak üzere tüm yöneticilerimiz, Memura siyaset yasağının kaldırılmasıyla ilgili zeminin oluştuğu her platformda bu konuyu kamuoyuna deklare etmiştir ve ediyor.

Avrupa’da başörtüsü yasağı konusunu nasıl yorumluyorsunuz? “Bu tutum Avrupa’nın sonunu hazırlıyor” gibi yorumlara katılıyor musunuz?

Tabi bu tutum her şeyden önce asırlardır kendisini insan hak ve hürriyetlerinin, özgürlüklerin, demokrasinin teminatı olarak pazarlayan Avrupa’nın gerçek yüzünün ortaya çıkmış olması açısından bir hayli önemlidir. Zira işin aslının hiç de böyle olmadığı, Müslümanların İslami çerçevede yaşamayı tercih etmelerine karşılık ortaya sergiledikleri adaletten yoksun insan hak ve özgürlüklerine aykırı  tavırları ile kendisini göstermektedir. Bu durum aynı zamanda bir Haçlı ittifakının günümüzde de gerçerliğini koruduğuna delalattir. İşte tam da buradan yola çıkararak bizimle inşa etmek istedikleri süreçlerde de ne kadar samimi olduklarını çıkarsayabiliriz. Bu açıdan bakıldığında samimiyeti sorgulanır hale gelen ve mevcut politikalarının hükmünün eskisi gibi işlemediği daha doğrusu işletemediği bir düzenin varlığını istediği gibi sürdürmesi de çok zor olacaktır.

“15 Temmuz’a Hazırlıklı Yakalandık”

15 Temmuz gecesi TRT ekranlarında korsan darbe bildirisi okunurken neler hissettiniz, neler  düşündünüz?

IMG_1702Her şeyden önce bir insan olarak böylesi bir durum karşısında dehşete kapılmamak mümkün değil. Ben arkadaşlarımla 15 Temmuz Cuma günü Eskişehir, Afyon, Burdur ve Isparta teşkilat programlarındaydım. Isparta programını yapıp Ankara’ya dönüş için yola koyulduğumuzda radyoda gelişmeleri takip edebildik. Polatlıda yolu kapatmışlardı, sabaha kadar Polatlı halkıyla birlikte meydandaydık. Sabah namazından sonra gölbaşı güzergâhından ancak Ankara’ya gelebildik. Teşkilatımızdan yaralı arkadaşlarımız vardı, onların durumunu takip edip, daha sonra meydanlarda nöbet tutan kardeşlerimizle birlikte olduk.  İnsanın hayatı film şeridi gibi geçiyor gözlerinin önünden. Ben neredeydim, neredeyim ve nereye doğru gidiyorum gibi sorular geliyor insanın aklına. 28 Şubat sürecinin soğuk yüzüyle temas etmiş biri olarak zulme karşı durmanın direncini daha gür bir sesle dile getirmenin gereğini hissediyor insan. Beklenmedik bir durum ama şunu açıkça ifade etmeliyim ki; hazırlıklı yakalandık. Kastım şudur ki; bizler 13-14 yılı aşkın bir süredir ekonomik büyümenin, huzurun, refahın bunların yanında dünyada söz sahibi olma yolunda emin adımlarla ilerlemenin ne olduğunu idrak etmiş bir toplum olarak; bu ilerlemeyi sağlayan iradeye halel getirmeye, geri sardırmaya çocuklarımızın geleceğini ipotek altına alıp yeni kayıp nesiller var etmeye çalışan bu hainlere ülkemizi teslim etmeyecek kadar ferasetli ve hazırlıklıydık.

Evladım Okulunu Oku Hiçbir Şeye Karışma Sencilik Planlandı

Fetö terör örgütüne yapılan operasyonlar sonrası gençlerin teşkilatınız altında faaliyet göstermesinde azalma yahut artış oldu mu? Aileler sendika bünyesinde yürütülen faaliyetlere çocuklarını gönderip göndermeme de tereddüt yaşıyorlar mı?

Her zaman için darbelerin öncelikli hedefleri gençler olmuştur. Yukarıda da belirttiğimiz gibi darbelerdeki düzenlerini gençliğin ölümlerini dengede tutarak kurduğunu söyleyen ahmaklar çıktı bu ülkede. Haliyle darbe etkilerinin gençler üzerinde özellikle de aile baskısıyla da bir apolitikleştirme yarattığını her zaman için söyleyebiliriz. “Evladım okulunu oku hiçbir şeye karışma sen” gibi basmakalıp deyimler ortaya çıkardı bu süreçler. Tabi bu, işin başında kurgulanmış olan senaryonun bir aşamasıdır. Aslında bahsini etmiş olduğumuz “üst akıl” bunu tam olarak böyle planlıyor. “Okuluna git, eğlencene bak, hiçbir şeye karışmadan mezun ol ve bir işe başla.”  Sizin bir planlanmış robot gibi gelip gitmenizi istiyor. Sizi düşünmekten, sorgulamaktan ve en önemlisi işin aktörü olmaktan alıkoyuyor. Senaryoyu yazıyor size vermiş olduğu rolün dışına çıkmanıza asla müsaade etmiyor. Siz itiraz ettiğiniz zaman da elinde tuttuğu bir takım kuklalarla size ayar çekmeye çalışıyor. Onun için bu süreçler gençlerimizi aksiyondan geri bırakmamalı. Özellikle de ailelerimiz bu konuda daha bilinçli davranmalı. Genç Memur-Sen olarak da faaliyetlerimizde bir aksama olmamıştır. Çünkü Genç Memur-Sen 4688 sayılı sendikalar kanuna Memur-Sen Konfederasyonun tüzüğüyle yasal dayanağı olan bir gençlik teşkilatıdır. Bu anlamda yasal olmanın yanında şeffaf bir yönetim anlayışının da olmasıyla birlikte böyle bir ihtimal söz konusu olmuyor.

“Gençlerin birbirlerine tahammülsüzlüğü organize edilen bir şeydi!”

Günümüzde farklı düşüncedeki gençlerin birbirine tahammül eşiğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnsanın fikri, görüşü, ideolojisi, dini vs.  ne olursa olsun cürme teşvik etmediği sürece diyalog kanalı asla kapalı tutulmamalıdır. Aklın yolu birdir düsturunca insanın doğru bir zeminde diyalog yolu ile çözemeyeceği sorunu yoktur bence. Lakin farklılıklarımız bizim zenginliklerimizdir. Düzgün bir toplum için her zaman farklı bakış açılarına ihtiyaç vardır. Günümüzde de bakıldığında gençliğin iletişim ve birbirine tahammül noktasında kötü olmadığı kanısındayım. Yakın siyasal tarihimizi incelediğimizde göreceğiz ki bu ülkede karanlık odalar yazdığı senaryoları piyasaya soktuğunda bu “husumet” durumu söz konusu oluyor. Gençler, idraklerine giydirilmiş bir deli gömleği olan kör ideolojilerin kurbanı edilmiştir. Maalesef bunların hepsi bir mühendislik projesiydi. Düşünsenize bu ülkede bir dönem gençlerin birbirlerine olan tahammülsüzlüğü üzerinden çıkan çatışmalardan dolayı darbe yapanlar bunu bahane sayıp darbeyi meşrulaştırmaya çalıştı. Artık bu dönemleri geride bıraktık. Bu bizzat organize ediliyordu ve günümüzde bu şer odaklarının gençlerimiz üzerinden böyle bir yıkıma gidip kendilerine meşruiyet zemini oluşturmaları çok zor. Buna en yakın örnek 15 Temmuz gecesi ortaya konuldu bence. Gençlik bir ağızdan konuştu o gece.

Anadolu Mayasından Her Zaman Nadide İnsanlar Çıkacaktır

Y kuşağı denilen bir kuşaktan bahsediliyor. Bahse konu kuşağın yaşadığı günümüz Türkiye’sinden yeni Necip Fazıl’lar, Nazım Hikmet’ler çıkar mı? Bu anlamda Genç Memur-Sen hangi çalışmaları yürütüyor?

Biz Genç Memur-Sen olarak sloganımızı her fırsatta irdeliyoruz. ‘’İlim, irfan, hikmet ve aksiyon yolunda şuurlu gençlik” Bizim temel felsefemiz gençliğimizin entelektüel bir çaba içerisinde olmasıdır. Kitap okumaları-analizleri, okur-yazar buluşmaları, sinema atölyeleri, kütüphaneler, gezi faaliyetleri, tiyatro günleri, tefsir dersleri gibi şimdi hatırlayamadığım birçok faaliyet yürütüyoruz. İnanın en büyük çabamız bir sendika olmamıza rağmen bu alandaki boşluğu doldurmaktır. Maalesef günümüzde istediğimiz düzeyi yakalamış olduğumuzu söyleyemeyiz. Tabi bunu söylerken tarihsel bir takım vakaları göz ardı etmemek gerekir. Her şeyden önce eğitim müfredatı ve dil noktasında çok büyük eksikliklerin olduğunu görmemiz gerekir. Bir bütün olarak ele alıp bu nazardan çözüm politikaları geliştirmeliyiz. Entelektüelimizi çevresel faktörleri işine yarayacak şekilde doğru beslemeliyiz. Ama bütün bu aksaklıklara rağmen bu Anadolu mayasının içerisinden her zaman nadide insanların çıkabileceği kanısındayım.

Arzu edilen genç nesil için Genç Memur-Sen ve diğer STK’ların faaliyetlerini yeterli görüyor musunuz? Neler yapılmalı?

Gençlik ülkemizde 10 yıl öncesine kadar ciddi anlamda ihmal edilmiş bir vaziyetteydi. Ama şu on yıllık zaman diliminde büyük bir mesafe kat edildiğini düşünüyorum. Gençlik çalışmaları devlet politikasına dönüşüp belirli bir sisteme oturmadan kendinize bir manevra alanı yaratmanız güçleşiyor. Bu yüzden özellikle Cumhurbaşkanımızın gençliğe hak ettiği değeri vermesi eş zamanlı olarak STK’ların da gençlik politikalarını önemsemesini beraberinde getirdi. Bu anlamda şuan gençlik politikaları noktasında gerek devlet eliyle gerek sivil toplum eliyle çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Ancak günümüz dünya dinamiklerinde genç nüfusun arz ettiği önem açısından bir değerlendirme yaptığımızda; dünyanın en genç nüfusuna sahip ülkelerinden biri olarak çalışmalarımızı daha yüksek düzeye ulaştırmamız gerektiği kanaatindeyim.

Biz birlikte ümmetiz, birlikte Türkiye’yiz

Diğer gençlik teşkilatları ile iş birliği içinde misiniz? Birlikte ne gibi faaliyetler gösteriyorsunuz?

Evet, neredeyse gençlik alanında faaliyet yürüten bütün gençlik STK’ları ile iletişimimiz ve zaman zaman işbirliğimiz olmuştur. Bu anlamda aramızda gün geçtikçe iyiye giden bir koordinasyon olduğunu söyleyebilirim. Hatta biz uluslararası alanda da faaliyet yapan birçok gençlik örgütüyle iletişim halindeyiz ve zaman zaman onlarla da işbirliği yapmaktayız. Beraber gençlik zirveleri, paneller, sivil itaatsizlik eylemleri gibi etkinlikler düzenlediğimiz de olmuştur. Biz birlikte ümmetiz, birlikte Türkiye’yiz.

“Düşüncede ve fikirde öncü olalım”

Bugünün gençlerine tavsiyeleriniz nelerdir?

Her fırsatta değiniyoruz; küreselleşen dünyanın en önemli argümanı olarak öne çıkan genç nüfus oranı bizim ülkemiz açısından çok ciddi bir avantaj sağlıyorken bunun idrakiyle hareket etmeliyiz. Dünyada söz sahibi olma yolunda emin adımlarla ilerleyen ülkemizin en büyük silahı olmalıyız. Bu anlamda ilim, irfan, hikmet ve aksiyon yolunda şuurlu bir gençlik olalım diyoruz. Tarihselliğimiz ışığında geleceğimizi aydınlatalım ve tarihe iz bırakmış şahsiyetlerimizi bilelim. Düşüncede, fikirde öncü olalım. Muhakkak felsefe, sosyoloji, tarih, edebiyat, sanat, çevre konularında hassas davranalım ve bol bol kitap okuyarak duyarlı hale gelelim. Tabi bütün bunları yaparken asla maneviyatla ve ahlaklı davranmayı ihmal etmeyelim. Çünkü mana olmadan maddenin hükmü yoktur.

Bir veda cümlesi kurar mısınız?

Tevhid, Adalet ve Özgürlük zemininde;  İlim, irfan, hikmet yolunda aksiyoner olun.

Kaynak: Genç Ufuk

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM