Sosyal Medya

Güncel

Lauren booth: Batı, İslam dünyasıyla savaşmaya başladı

Mazlumderin davetlisi olarak istanbul'a gelen Tony Blair'in baldızı,gazeteci, aktivist ve insan hakları savunucusu Lauren Booth ile gerçekleştirdiğimiz özel röportaj'da Lauren hanımın İslam ile nasıl tanıştığını, Filistin'i, avrupa'da ki müslümanları ve Türkiye'yi konuştuk.



Mazlumderin davetlisi olarak İstanbul’a geldiniz..Tekrar hoşgeldiniz efendim.. Sizin hakkınızda medyada çok şey okuduk. Hazır sizi bulmuşken kısaca kendinizden biraz bahsetmek ister misiniz?

- Bismillahirrahmanirrahim. Önce sadece 15-20 dakika içinde bu sohbeti bitirmemiz gerektiğini söylemeliyim çünkü başka randevularım var.1997 yılında gazeteciliğe başladım. Önce Eniştemin (Tony Blair) seçim kampanyasına yardım ettim. Çünkü fakir insanlara yardım etmek için güzel projelerim vardı. Hükümetin desteğiyle bu projeleri daha rahat gerçekleştireceğimi bekliyordum. Fakat iki yıl içinde anladım ki hükümetimizin fakirlere yönelik politikaları, beklentilerimi karşılamıyor. Gazeteciliğe dönüş yapıp 10 yıl köşe yazarlığı yaptım. Hayatım boyunca, politik konular yerine, olayların oluş nedenlerini ve insanların duygularını, tecrübelerini, anlamaya çalıştım.

Müsadenizle benim için çok ilginç olan Filistin toplumundan bahsetmek istiyorum. Çünkü Filistin ile ilgili haberlerin beni tatmin etmediğini bazı gerçeklerin bizden gizlendiğini hissettim.

Filistin ile ilgili haberler de, ‘Filistinliler, şiddeti seven insanlar.. Filistinliler, masum insanlara saldırıyorlar..’ Ama hiçbir haberde neden Filistinliler böyledirler veya Filistinlileri buna sevk eden nedir? sorusuna cevap göremedim. Bu soruyla ilgili tek bir şey söylenmiyordu bize. 2005’te Filistin’e Gazze’ye gitmeye karar verdim.

2005’te ?

- Evet 2005’te ve bu benim ilk ziyaretimdi. Çalıştığım The Mail Gazetesi adına olayları yerinde görmek zihnimi kurcalayan sorulara cevap bulmak istiyordum. İki hafta kaldım orada. Batılı gazetecilerin nasıl çalıştıklarını görünce çok şaşırmıştım. Çünkü onlar, önce Ramallah’ta bir otele giderler, birkaç telefon görüşmesi yaparlar, otel odasında birkaç röportaj yapıp sonra da gelişmiş modern İsrail’e geçerler. Siz bu şekilde Filistin hakkında hiçbir şey göremezsiniz, hiçbir şey anlayamazsınız.

Batılı gazetecilerin daha önce böyle çalıştıklarını bilmiyordum. Allah’a hamd ediyorum ki ben böyle yapmadım. Filistinlilerin yaşadıkları mahallelere, gittim. Caddeler de sokaklar da ki insanlara ‘’ merhaba.. nasılsınız?’’ dedim. Bazı insanlar arabayı durdurup çay içmeye davet ediyorlardı. Bunu hayal edebiliyor musunuz? Ben de ‘’Elbette’’ deyip araçtan iniyordum. Onlar için bu davet çok özel bir şey değildi, her şey çok doğaldı ama benim için bu olağanüstüydü..Böylece Filistinli aileleri gördüm ama Batılıların anlattığını değil gerçek Filistinlileri gördüm. Çocuklarını kaybetmiş kadınları gördüm..Ailesini kaybetmiş çocukları gördüm..Bu insanların şiddet yanlısı olmadıklarını, kimseyi öldürmek istemediklerini gördüm. sadece topraklarını korumak istediklerini gördüm. Batı destekli İsrail’in İşgalini ve zulmünü gördüm. Dahası fark ettim ki; yaşadığım dünya da bunların hiçbirini bilmiyordum.

''BATI'DA İSLAMİ DEĞERLERİN EGEMEN OLMASINDAN CİDDİ ENDİŞE DUYULUYOR''

Filistin ile ilgili daha çok soru sormak isterdim. Ancak sınırlı zamanı verimli kullanmak için bazı soruları pas geçip başka bir konu açmak istiyorum efendim. Son yıllar da Batı’da hangi nedenler islamofobinin oluşmasına sebep oldu? Batı’da ki Müslüman toplum ne tür sorunlarla karşı karşıyadırlar? Bu algıyı nasıl değiştirebiliriz?

 

- Bu soruya farklı açılardan bakmak lazım. Batıya göçmen olarak ilk gelen müslümanlar, kendi halinde işçi olarak çalışıyorlardı. Batı’da herhangi bir Pakistanlıya Büyük annelerinin dini yaşantıları nasıldı diye sorsan, muhtemelen diyecekler ki hiçbiri başörtü bile takmıyordu. Çünkü onlar sadece para kazanmak için gelmişlerdi ve sorun olmuyordu. Ancak ne zaman ki O kuşağın çocukları, doktor oldular, hemşire oldular, avukat oldular ve bu kuşak aynı zamanda dini vecibelerini yerine getirince toplumda görünür oldular zaten sorunda bundan sonra başladı.

Bazı Batılı politikacılar, toplumlarının değiştiğini ve böyle devam ederse tamamen değişeceğini düşünüyorlar. Bir başka neden ise; Batıda ki Müslüman nüfus gittikçe çoğalıyor, Avrupalı nüfus ise, gittikçe yaşlanıyor. Ayrıca Hristiyan değerlerin zamanla azalıp İslami değerlerin egemen olmasından ciddi endişe duyuluyor.

Bir başka neden ise; ekonomik nedenler. Sağcı partiler şöyle propaganda yapıyorlar; Neden öncelik beyaz İngilizlere, Fransızlara, Almanlara vs. verilmiyor? Bunlar işimizi elimizden aldılar.. Bu şekilde propaganda yaparak, müslüman topluma karşı tepkinin oluşmasını besliyorlar. Elbette bu propagandalar etkili oluyor tabi..

Batı, İslam dünyasıyla savaşmaya başladı. Afganistan’da, Irak’ta ve şimdi Suriye’de. Bu ülkeleri hala bombalıyorlar. Yaptıkları bu katliamları meşrulaştırmak için de buna terörizmle mücadele diyorlar. Bu da bazı insanlarda müslümanlar teröristtir algısının oluşmasına sebep oluyor. Bu doğru değil ama maalesef böyle bir durum var.

Peki bu algıyı nasıl değiştirebiliriz?

- Öncelikle bizim politik tartışmaların dışına çıkıp temel hak ve özgürlükleri savunan kesimlerle iyi bir dayanışma ve iletişim içinde olmamız lazım. Bu dayanışma bize güç ve dinamizm verecektir.

''AB'Yİ TÜRKİYE İÇİN DEĞERLİ KILAN NEDİR?''

Londra’dan baktığınızda Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yaşanan gerginliği nasıl görüyorsunuz?

- Öncelikle Türkiye halkına şunu sormak isterdim; siz Avrupa Birliği’nden ne bekliyorsunuz? Brexit oylamasından sonra Google’da en çok sorulan soru, Avrupa Birliğinin geleceği ne olacak?

Ben dışarıdan Türkiye’ye baktığımda; sosyal güvenlik sisteminizin, ekonomik gücünüzün ve potansiyelinizin güçlü olduğunu görüyorum. Avrupa Birliğinde ise ekonomik istikrar yakalanmış değil üstelik Yunanistan hala iflasın eşiğinde ve birçok AB üyesi ülkenin durumu da Yunanistan’dan pek farklı değil. Bu gerçekler ortadayken sizin için AB’yi değerli kılan nedir? Eğer bütün mesele seyahat özgürlüğü ise, dünya Avrupa’dan mı ibaret? Yeryüzünde gezilecek birçok güzel ülke var. Hatta siz,  Avrupa Birliği ülkelerine gitmemeyi tercih edin.

'ERDOĞAN'IN MÜLTECİLERE SAĞLADIĞI İMKANLARIN İYİ ANLATILMASI HAYATİ BİR ÖNEME SAHİPTİR'

Batı medyasına baktığımız da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili sürekli negatif haberler ve yorumlar okuyoruz. Maalesef bu haberlerin büyük çoğunun çarpıtıldığını görüyoruz. Erdoğan, kendi ülkesini geliştirmeye çalışırken Batı ile de iyi ilişkiler kurmak istedi hep. Ancak Batı’nın Erdoğan’a yaklaşımı negatif oldu hep. Bunun sebebi size göre nedir?

- Sorunuzu şu şekilde düzeltmek isterim; temel hak ve özgürlükten yana olanlar Erdoğan’dan nefret etmiyorlar. Ama medyanın manipüle ettiği insanlar açısından durum dediğiniz gibidir. Bu da kesinlikle entelektüel emperyalizmdir. Bu aynı zaman da batı’nın geleneksel saldırgan kovboy tutumunun sonucudur. Batı’nın yaşam biçimine, ekonomik perspektifine kısaca her dediğine yüzde yüz katılmazsanız, sizi düşman olarak tanımlarlar.

Erdoğan’nın mesajları nettir. Filistin konusunda ki duruşu, Esed rejiminin zulümleri karşısında ki tutumu ortada, mülteciler konusunda Batı’nın duyarsızlığını, iki yüzlülüğünü çok açık bir dille ortaya koyuyor. Tabi bundan rahatsız oluyorlar ve onu devirmek istiyorlar.

Ancak çok üzülerek belirtmeliyim ki Türkiye kendi haklılığını ifade etme konusunda yeterli düzeyde çaba göstermiyor. Gülen’in gazetecileri her gün Erdoğan’nın aleyhinde 10 tane gazeteciyle görüşüyorlar lobi faaliyetleri yürütüyorlar. Açık söylemeliyim ki Erdoğan’ı destekleyen gazeteciler sadece şikayet ediyorlar. Sadece şikayetle olmaz ki nerede sizin doğru bilgi veren makaleleriniz yada çalışmalarınız? Türkiye’de ki yetkilileri aradım durumu ilettim. Ümit ederim ki bu konuda yeterli gayreti gösterirler.

Erdoğan’ın mülteciler konusunda yaptıklarının dünyaya iyi anlatılması lazım. Diğerleri ayrımcılık, ırkçılık yaparken, Erdoğan’nın mültecilere sağladığı imkanların iyi anlatılması hayati bir öneme sahiptir.

'BREXİT SÜRECİ...'

Zamanımız az kaldı ama Brexit’ten sonra AB’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

- Müsadenizle önce İngiltere’de ki müslüman toplumunun Brexit’i desteğini belirtmeliyim. Özellikle de eğitimli İngiliz Müslümanlar.

Neden?

- Çünkü müslüman İngiliz toplumu çok akıllıca davrandılar bana göre. Çünkü islamofobi İngiltere de çok düşük seviye de ama diğer AB ülkelerinde bu oran çok daha yüksektir. Bazı AB ülkelerinde, artık başörtüsü gittikçe sorun olarak görülmeye başladı. Ama İngiltere de böyle bir sorun yok.

 

Batı medyasına baktığımız da AB’den ayrılmayı diğer bazı Avrupalı politikacılar da dillendiriyor. Örneğin Marine Le Pen diyor ki eğer seçilirsem Frexit olacak. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? AB dağılıyor mu?

- Dediğiniz gibi AB’den ayrılmak isteyen bir çok politikacı var ancak AB’nin geleceğinin nasıl olabileceğini öngörmek konusunda bir fikrim yok. Çünkü bu çok politik bir soru. Ben politikanın çok içinde biri değilim.

Sanırım süremizin sonuna geldik. Bizi kabul ettiğiniz için Düşünce Mektebi adına tekrar çok teşekkür ediyorum.

- Sesimi kardeş Türkiye halkına ulaştırdığı için ben de Düşünce Mektebi ailesine teşekkür ederim.

(RÖPORTAJIN TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN)

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM