Sosyal Medya

Güncel

DAEŞ ve İsrail arasındaki sessiz ittifak - Analiz-

İsrail mümkün olduğu kadar DAEŞ ile karşı karşıya gelmemeye çalışmakta. İsrail, DAEŞ ile arasında belirlediği görünmeyen ve dile gelmeyen kırmızı çizgiler iki taraf arasında bir çatışmamazlık halini ortaya çıkarıyor.



Bilindiği üzere İsrail’in coğrafi konumu göz önüne alındığında DAEŞ’e  ABD  ve Avrupa’dan daha yakın. DAEŞ adına yayın yapan bazı soyal medya hesapları incelendiği zaman yapılan propagandalarda DAEŞ, Yahudi devletini mutlaka işgal edeceğini yüksek perdeden dile getirmekte. Reel politik göz önüne alındığında DAEŞ bugüne kadar Avrupa,  ABD, Türkiye, Suriye ve Afrika’da yaptığı eylemlerin bir benzerini İsrail’de gerçekleştirmiş değil.
 
İlginç olarak İsrail Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada DAEŞ’e karşı doğrudan bir operasyonun içinde bulunmayacaklarını kesin bir dille açıkladı. Öte yandan İsrail menşeili düşünce kuruluşları Türkiye vb. ülkelerin Suriye politikasını Sovyet Rusya’dan kalma yöntemlerle özdeşleştirerek benzer koalisyonların içinde bulunmayacağını yüksek perdeden dillendirmekte.
 
Aslında İsrail’in DAEŞ politikasında mercek genişletildiğinde oldukça basit bir denklem ortaya çıkmakta. İsrail mümkün olduğu kadar DAEŞ ile karşı karşıya gelmemeye çalışmakta. İsrail, DAEŞ ile arasında belirlediği görünmeyen ve dile gelmeyen kırmızı çizgiler iki taraf arasında bir çatışmamazlık halini ortaya çıkarıyor. Şöyle ki DAEŞ İsrail’i kendisi için Türkiye ve Avrupa gibi güçlerden daha tehlikeli görürken İsrail’de DAEŞ’in Ortadoğu’da kendisi için elini güçlendirin konumundan oldukça memnun bir politika takip etmekte.
 
Nüklüer uzamanı Thomas Scheiling ise belki de bu durumu meşrulaştırmak için yaptığı yorumda DAEŞ, İsrail’in elinde bulundurduğu nüklüer silahları korumak adına hiçbir hamleden çekinmeyeceğini bilmesinden dolayı İsrail ile nötr bir politikayı tercih etmekte  ancak ortada duran siyasi algılayış bu durumdan daha farklı bir çıkarsamayı tetiklemekte. Bunun başında İsrail’in kabul etmiş olduğu terör tanımı gelmekte.
 
İsrail, en büyük müttefiği olan ABD’nin aksine küresel bir tehdit olarak DAEŞ’ten öncelikli olarak kendi tanımlaması içerisinde Hamas ve Müslüman Kardeşler gibi yapılanmaları görmesi ve bu yapıların da DAEŞ ile arasında ciddi bir mesafe bulunması İsrail ve DAEŞ arasında bulunan görünmez ateşkesi daha güçlü kılmakta. Hatta İsrail istihbarat şefi Amos Yadlin ABD’nin DAEŞ politikasını şu sözlerle tanımlıyor:
 
‘’Gün bittiğinde DAEŞ politikasında elimizde kalacak tek sonuç daha fazla pickaplı terörist ve kalaşnikof olacak.’’
 
Şimdilik ABD cephesinde ise bu yoruma cevap yalnızca Dış işler sözcülüğünden geldi ve İsrail’in olayları kişilleştirdiğini söylemekle yetindi.
 
İsrail-DAEŞ denklemi bir kenara bırakıldığında İsrail’in Suriye’de kendisi için tehdit olarak algıladığı en önemli güç İran olarak ortaya çıkıyor. Bilindiği üzere geçen aylarda Suriye üzerinde İsrail’in gerçekleştirdiği hava operasyonunda bir İran generali öldürülmüştü. Ayrıca yine İsrailli kaynakların açıkladığı üzere Hizbullah operasyon şefi Samir Kuntar Golan Tepeleri civarında İsrail tarafından öldürüldüğü duyurulmuştu. 
 
Samir Kuntar’a operasyon yapılan bölgede iki defa yakın mesafede karşı karşıya gelen DAEŞ birlikleri ve İsrail arasında bir çatışma yaşanmaması kafalarda soru işareti oluşturdu. Ayrıca bilindiği üzere DAEŞ’in Mısır’a Sina Çölü üzerinden yaptığı saldırıların büyük çoğunlu İsrail birliklerinin oldukça yakınında olması ve Mısır ile herhangi bir istihbarat paylaşımının yapılmaması İsrail’in DAEŞ politikasında bir çok soruyu beraberinde getirdi.
 
DAEŞ’li bir militan Alman bir gazeteci ile yaptığı söyleşide ise İsrail’in askeri gücü kendileri için tehlike arz ettiğini söylese de İsrailli kaynaklar DAEŞ ile mücadelede katkı sunmamasının gerekçesini Hamas ile olan mücadelesini gerekçe gösterip ellerindeki askeri gücün DAEŞ ile açılacak yeni bir cephe için yeterli olmadığı tezini savunuyor.
 
DÜŞÜNCE MEKTEBİ ANALİZ

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM