Sosyal Medya

Dünya

‘Hangi Amerika’ değil, bütün Amerika sorumlu

Başta/başlangıçta Suriye sorunu olmak üzere; Moskova-Tahran-Ankara üçgeninin açıortayında ABD duruyor olabilir mi?



Nedret Ersanel - Yeni Şafak

 

Akışı şöyle kurabiliyoruz…

Bir, Azerbaycan-Rusya-İran arasında, Bakü'de gerçekleşen toplantı…

İki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Putin arasında St. Petersburg'da gerçekleşen zirve…

Üç, İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif'in Ankara'ya gelerek hem Dışişleri Bakanı hem Başbakan ile görüşüp, Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmesi…

Dört, Rusya-Türkiye-İran'ın Suriye'de çözüm üzerine üçlü bir görüşme yapabileceğinin duyurulması…

Beş, ABD ve Rusya'nın Suriye-Halep'e yönelik bir ortak operasyon gerçekleştirebileceğine ilişkin haberlerin duyulması…

Altı… Almanya ve Rusya'nın (Steinmeier-Lavrov), Ukrayna-Kırım krizinin yeniden yeşerme emareleri gösterdiği bir ortamda Ekaterinburg'da buluşması.

Bu ayakların üzerinde yükselen kimi detaylar da var (Almanya'nın AB'den asker alarak birleşik bir ordu kurma planı vb.) ama büyük resim üzerinde asılı soruyu fark etmemiz gerekiyor…

Başta/başlangıçta Suriye sorunu olmak üzere; Moskova-Tahran-Ankara üçgeninin açıortayında ABD duruyor olabilir mi?

Öyle!

Suriye'de bize verdiği sözü tuttuğu sürece orada kalacak. İncirlik'teki yeri gibi.

ABD: 'BİZİ ÖPERKEN HAKARET ETMEYİN'

2008-2010 arasında ABD'nin Ankara Büyükelçiliğini yapan James Jeffrey'in verdiği röportaj ilginçtir. Sadece içerik açısından değil, üslup açısından da. ('Emareler onu işaret ediyor', 15/08, Cansu Çamlıbel, Hürriyet.)

“Jey-Jey”in Türkiye maceraları çok. Çünkü öyküsü 2008'den değil 1985 Adana'sından başlar. Dağlıca olayı, dönemin Başbakanı Erdoğan'ın 5 Kasım 2007 ABD gezisi, TSK'nin sınır ötesi operasyonlarına karşı pozisyonu/rolü hatırlansın.

Hatta 2001 ekonomik krizinde Şevket Bülent Yahnici'nin suratına, “IMF'in dediklerini yapacaksınız. Parayı ABD veriyor. Paranın nereye harcandığını da kontrol ederiz” sözlerini unutmayanlar vardır herhalde…

Niyetim bu öykülerin üzerine basarak Büyükelçi'nin şimdi söylediklerini küçültmek değil.. Darbe girişimi sonrası ABD'nin Türkiye'ye yönelik tutumunda “hangi Amerika”nın bulunduğuna ipucu sunmak.

Zira Jeffrey sıradan bir diplomat değil. Ana pratisyenlerden biri. 5 Kasım ABD ziyaretinden bahsettik ya.. O görüşmelerde de bulunuyordu; “Beyaz Saray toplantısının hemen ardından eski hükümet binasında yapılan ve (istihbarat paylaşımı dahil ortak hareket tarzının konuşulduğu) devam toplantısında Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Ertuğrul Apakan, Başbakan'ın Dış politika danışmanı büyükelçi Ahmet Davutoğlu'nun muhatapları arasında ABD Genelkurmay Harekât Müdürü ve Beyaz Saray'ın Irak ve Afganistan askeri danışmanı Douglas Lute, ABD Dışişleri Irak Koordinatörü Büyükelçi James Jeffrey ve Ankara Büyükelçisi Ross Wilson vardı.” (16/11/2007, Murat Yetkin, Radikal.)

YAZMAK YETMEZ, OKUMAYI DA BİLECEKSİN

Jeffrey'in sözleri arasında dikkat çeken bir-iki nokta var. 15 Temmuz'un sorumlusu hakkında, “emareler Gülen'i gösteriyor” diyor. E, onu biliyoruz. Ama gözlerden kaçmasın, “sadece Türk hükümetinin açıklamalarını kastetmiyorum” da diyor. Yani onların elinde de bilgi var!

Buraya ayrıca dikkat, “(darbeyi yapanlar) askerî müesses nizamdan değil” diyor Jeffrey. Kim askerî müesses nizam? Vatanına, halkına bağlı, politik erk ile birlikte akıl kuran milli askerler. Çok tartışılan o açıklamalar nasıldı; “ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, Türkiye'deki bazı muhataplarının tutuklandığını söyledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel da, 'darbe girişiminin ardından ABD ordusunun Türk ordusundaki birçok yakın müttefiki hapse konuldu' dedi.” ('Muhataplarımız tutuklandı', 29/07, tüm basın organları.)

Güzel.. Neredeyse itiraf sayılır.

Anlıyoruz ki; ABD'deki tüm “hangi Amerika”lar, Türk ordusunun milli ve ana çekirdeğini muhatap saymıyor.

Bu yüzden Ankara için “hangi Amerika” fark etmeyecek! Tüm Amerika sorunlu ve sorumludur.

Devam edelim.. Satır arasında ezilen bir başka açıklama; “Darbeyigerçekten kimin yönettiği sorusunun da cevabı yok bende”.. Bunu düşünmeliyiz. İçeriye işaret ediyor olabilir ki, hükümetin sık tekrarladığı 1 ve 2 numaralara gidiyor ucu.

REEL-POLİTİK AHLAKSIZLIK RUHLARINA İŞLEMİŞ

Jeffrey röportajının özü şudur; “bize yalancı muamelesi yapabilirsiniz ama yüzümüze karşı hakaret etmeyin”.

Kaç yıllık müttefik hukukumuz var. Kıracak değiliz. Batının ve bizdeki kimi kesimlerin “diplomasi” dediği o zaten.

Ama siz de bizi anlayın. Midemiz kaldırmıyor artık.

Suriye için Türkiye'ye verilen sözlerden bir gecede dönülmesi yüz binlerce insanın ölümüne sebep oldu.

Mesele sadece yalancılık da değil. Pişkinlik de var.

15 Temmuz'un ardından ABD resmi sözcüleri dört koldan, “ABD, darbeleri ve darbecileri desteklemez” açıklaması yaptı.

Çin-1945, Suriye-49, Çin-50, İran-53, Guatemala-54, Tibet-55, 70, Endonezya-58, Küba-59, Kongo-60, Irak-60, Dominik-61, Vietnam-61, 73, Brezilya-64, Kongo-64, Guatemala-64, Laos-64, Dominik-64, Peru-65, Yunanistan-67, Guatemala-67, Kamboçya-69, Şili-70, Arjantin-76, Türkiye-80, Polonya-80, Angola-80, Salvador-81, Nikaragua-81, Lübnan-82, Granada-83, Filipinler-86, Libya-86, İran-87, Libya-89, Panama-89, Irak-91, Kuveyt-91, Somali-92, Irak-92, Bosna-95, İran-98, Sudan-98, Afganistan-98, 2001, Irak-03, Somali-06, İran-05'ten günümüze, Libya-11, Türkiye-2016…

E, yeter!

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM