Güncel
İslam ümmetinin tek Mirasçısıyız
Mirasımız Derneği Başkanı Muhammed Demirci, Kudüsteki mirasın İslam ümmetinin mirası olduğunu belirterek Kudüs bizim her şeyimiz. Mescid-i Aksa bizim her şeyimiz. Ama Müslümanlar olarak ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa şuurundan uzaklaşıyoruz. dedi.
Hüseyin Hilmi Akkaş/Diriliş Postası
Rahman ve Rahim olan Rabbimiz kitabımız Kur’an-ı Kerim’de İsra Suresi’nin 1. ayetinde “Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir.” buyurmakta.
Kudüs Müslümanlar için birçok açıdan kutsaldır. Zira Ayet-i Kerime’de bahsedilen ve ilk kıblemiz olan -Mescid-i Aksa- Kudüs’tedir. Peygamber Efendimiz’in (as) Miraç hadisesine şahitlik etmiştir.
Rabbim biz Müslümanlar’a çevresi mübarek kılınan toprakların kıymetini bilme şuurunu ihsan eylesin.
Kudüs ve Mescid-i Aksa merkezli hizmet yürüten Mirasımız Derneği Başkanı Muhammed Demirci ile mübarek belde hakkında konuştuk.
Mirasımız Derneği olarak neden bu isim ve siz dernek olarak ne gibi hizmetlerde bulunuyorsunuz?
Mirasımız Derneği olarak 2008 yılında Bismillah dedik. Kudüs ve Mescid-i Aksa odaklı çalışmalar yapıyoruz. Kısaca bahsetmek gerekirse…
Kudüs, Mescid-i Aksa ve civarındaki Osmanlı eserlerinin kayıt altına , Osmanlı eserlerinin karşı karşıya kaldığı tehlikeler yıkım çalışmaları, amaç dışı kullanılan cami ve medreseleri onarılması için gerekli adımları atıp takibini yapıyoruz. Ama üzücü bir diğer taraf daha var ki kayıp ve tahrip edilmiş eserlerin ortaya çıkarılması için çaba sarf ediyoruz ve bazen kalpten yaralayan ciddi kayıplarla karşılaşıyoruz.
Filistin geneli olarak değil o zaman sadece Mescid-i Aksa ağırlıklı olarak bütün hizmetler.
Evet başka diğer herhangi bir ülkede herhangi bir toprakta herhangi bir şehirde bir çalışmamız yok. Bunun sebebi de Kudüs, Mescid-i Aksa İslam’ın ortak merkezi ilk kıblemiz. Yoğun bir şekilde çalışmamız gereken bir yer. Mescid-i Aksa işgal altında olduğu müddetçe bizim çalışmamız eksiktir. Onun için bu çalışmayı daha yoğun yapmamız adına çalışmayı başlattık. Bundan 35 yıl önce yazılan bir makaleyi okuyorum. 35 yıl önce yazılmış bu makale. Yazıldığında makalede şöyle ifade geçiyor. Kudüs’te sadece Kudüs’te yüzden fazla Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine tapınak inşa edecek yüzden fazla kurum var. Siyonistler çalışmalarını yapmışlar. Biz 2008 yılında kurulduğumuzda amacımız, sadece Mescid-i Aksa’yı muhafaza etmekte dünyada tek kurum idik o tarihte. Ne sevinebiliyoruz dünyada tek olduğumuz için ne de üzülebiliyoruz. Çünkü Mescid-i Aksa’ya Müslümanlar’ın ilk kıblesi diyoruz ve dünyanın merkezi diyoruz. Bizim Kudüs canımız ciğerimiz diyoruz ama maalesef Kudüs Mescid-i Aksa için çalışma yapan nerdeyse kurum kuruluşta yok.
Neden Mirasımız Derneği yani başka bir isim verilemez miydi? Mesela Kudüs Derneği, neden Mirasımız?
Şimdi Kudüs’teki miras İslam ümmetinin mirası. Biz de İslam ümmetinin tek mirasçısıyız. Kudüs Mescid-i Aksa’yı o yüzden muhafaza etmeliyiz. Bu yüzden bizim mirasımız oluyor orası ve bu mirasa sahip çıkmak zorundayız İslam dünyası olarak. İkinci bir mesele Türkiye Cumhuriyeti olarak Osmanlı’nın Kudüs’te 1917 yılında çıkmasıyla birlikte Kudüs’ü hiç kimse hükmetmedi. Kudüs’te İngilizler’in işgali vardı. 1917’den 1948’e kadar. 1948’den bugüne kadar da İsrail işgali var. Dolayısıyla şuan Kudüs’teki kanunlar bile Osmanlı kanunlarıdır. Türkiye Cumhuriyeti de Osmanlı’nın mirasçısı olduğuna göre Kudüs’ün mirası da Türkiye Cumhuriyeti’ne düşer. Kudüs’ü bu işgalden kurtarmakta Türkiye’ye bize diğer Müslümanlar’a nazaran daha fazla üstümüze düşer diye bu şekilde bu miras hem İslam ümmeti mirastır hem de Osmanlı Devletinin tüm İslam dünyasına bırakmış olduğu ikinci bir mirastır.

Peki bugüne kadar ne gibi faaliyetler başlatıldı, yapıldı?
Yoğun bir şekilde Mescid-i Aksa’yı muhafaza edecek koruyacak faaliyetler yaptık ve Kudüs halkını Kudüs’te dik bir şekilde sağlam bir şekilde durmalarını sağlayacak faaliyetler yapmaya çalıştık. Mescid-i Aksa’da yaptığımız en önemli faaliyet Mescid-i Aksa içerisindeki ilim halkaları nöbetçiler çalışması yüzlerce Müslüman her gün sabahtan akşama kadar Mescid-i Aksa’da nöbet tutuyor. Mescid-i Aksa’yı boş bırakmıyor. Bizde o Müslümanlar’ı ve o Müslümanlar’ın ailelerine yardım ediyoruz. Müslümanları orda organize etmeye çalışıyoruz.
Şimdi orada nöbet tutuyor derken eli silahlı tutmuyorlar elbette. Mescid-i Aksa’nın içerisinde Kuran-ı Kerim okuyarak mı orada varlığını gösteriyor? Bu nöbet konusunu biraz daha açalım mı?
Mescid-i Aksa’nın üzerinde yapılan en büyük tehdit şu an Mescid-i Aksa’yı ikiye bölme tehdidi. İsrail, Mescid-i Aksa’yı da ikiye bölmek için kanunlar çıkarttı onayları alındı. Şu an sadece Mescid-i Aksa’yı ikiye bölme meselesi kaldı. Bu işlemi yapabilmek için kamuoyunu hazır hale getirmek için sürekli Mescid-i Aksa’nın içerisinde fanatik grupları hahamları turistik gezi yapmaya çalışan grupları Mescid-i Aksa’nın içerisine alıp çıkartıyor. Yavaş yavaş bu durumu normal hale getirmek istiyor. Bunu yaparken de Müslümanlar’ı Mescid-i Aksa’nın içerisine almıyor. Dünkü mesele olduğu gibi (26 Haziran Pazar günü Siyonistler Mescid-i Aksa içerisine girerek Müslümanlara saldırıp yaralamıştı) dün Mescid-i Aksa’nın içerisine bu böyle devam etti. Müslümanlar’ı mescidi aksanın içerisine almadı almakta istemedi. Yaş sınırı koydu sadece 45 yaş üstü Müslümanlar’ı almaya çalıştı. Tüm kapıları kapattı sadece Magaribe Kapısı’nı açtı ve oradan fanatik grupları mescidi aksanın içerisine almaya çalışıyor. Mescidi aksanın içerisinde nöbet tutan Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’i yüksek sesle okuyarak ve tekbir sesleri getirerek bu grupları Mescid-i Aksa’nın içerisinde rahat ve normal bir şekilde dolaşmalarını engelliyorlar. Bu durum her gün Mescid-i Aksa’da oluyor her gün Mescid-i Aksa’nın içerisinde bu gruplar girmeye çalışıyor. Ramazan ayının normalde bu saldırılar hiç olmazdı. Ramazan ayının son on gününde kesinlikle hiçbir zaman olmamıştı bu saldırılar Mescid-i Aksa’nın içerisinde o fanatik grupların girmeleri, askerler eşliğinde giriyorlar. Fakat bu sene maalesef tarihinde ilk defa Ramazan ayının son on gününde bu saldırı Mescid-i Aksa’nın içerisinde yapıldı. Dün onlarca kişi yaralandı. Mescid-i Aksa tarihinde ilk defa İsrail mahkemesi bir karar çıkardı. Bir vatandaş tekbir sesi getirdiği için yargılandı ve tekbir sesi getirenler artık bundan sonra yargılanacak diye bir kanun çıkarttı İsrail.
Bu da tarihte ilk defa olan meseleler olaylar. Şunu görüyoruz İsrail’in son yıllarda yaptığı tehlikeli faaliyetlerden bir tanesi de artık tarihi olmayan tarihi boyunca İsrail’in yapmadığı ve yapamadığı cesaret edemediği kararları ve kanunları çıkartmaya başladı ve yapmaya başladı Mescid-i Aksa’da.
Buradaki amaç ne olabilir? Yani ikiye bölünmenin kendi içlerindeki yasal mevzuatın tamamlanmasından sonra bunu hızlandırmak için mi planlıyorlar?
İsrail 2009 yılında Mescid-i Aksa’yı genel alan olarak ilan etti. Kamu alanı yani, mescid olma hükmünden çıkarttı yani kendi kanunlarında. 2011 yılında normalde Mescid-i Aksa’yı ikiye bölme meselesi gerçekleştirilecekti. Bu birinci adımdı, ikinci adım 2014 yılında Mescid-i Aksa’yı tamamen ikiye bölecekti yani, mesafeyi tamamen ortadan kaldıracaktı ikiye bölmeden sonra tam ortadan kaldıracaktı. Adım adım İsrail ilerlemeye çalışıyor.
Tabii 2011 yılında yapamadı. 2014 yılında yapamadı. Zaten 2009 yılında Mescid-i Aksa’yı kamu alanı olarak ilan ettikten sonra hiçbir durumu değiştiremedi. Mescid-i Aksa’da namazlara Müslümanlar hep devam etti. Bu durumu değiştirmedi. Bunu da yapamayınca 2015 yılını İsrail halkına seslenerek 2015 yılını İsrail’in Yahudilerin Mescid-i Aksa’nın içerisinde rahat bir şekilde ayin yapma yılını ilan ediyorum dedi ve onu da yapamadı 2015 yılında şuan 2016 yılındayız. İsrail adım adım bu planları yaparak nihai hedefi Mescid-i Aksa’yı tamamen ortadan kaldırmak yerine aslı olmayan iddia edilen tapınağı inşa etmek için yapıyor.
Nasipse devamı yarın…
Hüseyin Hilmi Akkaş/Diriliş Postası

Henüz yorum yapılmamış.