Hür Düşünce
Şii Hilali: Gerçek mi hayal mi? -Tercüme
'Şii Hilali' kavram tam olarak neyi ifade eder?
Şii hilali, devrim sonrası İran dış siyasetiyle ilgili rakip devletler tarafından ortaya atılan bir kavramdır. Bu kavrama göre, Irak ve İran şiası bir güç birliği oluşturarak bölgeye hakim olacaktır.
İran söz konusu olunca, bu söylem ara sıra gündeme gelmeye devam ediyor. Özellikle son yıllarda ‘Şii hilali’ kavramı sürekli gündemi işgal etmektedir. Zamanında hem Mısır’ın devrik lideri Hüsnü Mübarek, hem de Suudi Kralı Abdullah şii tehdidinden bahsetmiştir. Bu kavramı ilk olarak Ürdün Kralı Abdullah 2004’de ABD’ye seferi zamanı Washington Post Gazetesi’ne verdiği röportajda dile getirmiştir. Ürdün Kralı Abdullah Irak’ta şiilerin seçimi kazandığına dikkat çekerek Irak’taki bu şii hükümetin İran eksenli siyaset izleyeceğini ve İran’ın nüfuzunun bölgede daha da artmış olacağını ifade etmişti. Kral II Abdullah bununla İran ‘İslam Cumhuriyetinin’ artık Irak, Lübnan, Suriye’de de otoritesinin onaylanmış olduğunu vurguluyor.
‘Şii Hilali’, sadece on iki imam şiası ile ilgili değildir. Bu hilal gayri-sünni, şii yönümlü tüm mezhepleri ve bu mezheplerin yaşadığı ülkeleri de kapsamaktadır. İran devriminin zaferinden sonra, bir şii devleti kurulması, şii hilalinin gerçekleştirilmesine fırsat yaratmıştır.
İran, başka ülkelerde yaşayan şiiler için bir ‘anne’ gibi öneme sahiptir. Örneğin, Irak’ta ilk kez iktidara gelen Şii hükümet kendisini İran’a borçlu hissetmektedir. Lübnan Hizbullah’ı da aynen bu şekilde düşünmektedir. Çünkü, Hizbullah için İsrail karşısında İran her şey demektir.

İran, Bahreyn’de şii ulemayı, hatta Yemen’de Zeydi Husi hareketini desteklemektedir. Böylece, bu açık destek siyaseti Şii hilali söyleminin gerçekliğini ortaya koymaktadır.
Ortadoğu’da şii jeopolitiği çok önemli yer tutmaktadır. Şii hilali içerisindeki ülkeler Ortadoğu’nun tam ortasında bulunmaktadırlar. Bu bölge, hem siyasi, hem de ekonomik açıdan ciddi öneme sahiptir. Bu bölge aynı zamanda petrol kaynaklarının zenginliği ile de bilinmektedir. Bu açıdan baktığımızda, Şii Hilali ve diğer şii ülkelerini de (Azerbaycan ve Suudi Arabistan’ın şii bölgesini ) hesaba katarsak Ortadoğu bölgesindeki petrol kaynaklarının %75’ini kendi içerisinde barındırmaktadır.
2005 yılında Irak’ta şiiler seçimi kazandıktan sonra, ikinci bir şii devleti kurulmuş oldu. Diğer Arap ülkeleri bunu tehdit olarak algılamışlardır, çünkü, bu ülkeler de ciddi oranda şii nüfus barındırmaktadırlar. Örneğin, Suudi Arabistan’ın petrol imalatındaki işçilerin %70’i şii nüfustan oluşmaktadır.
İran’ın hem nükleer enerji, hem de balistik füze sistemlerini geliştirmesi komşu Arap ülkelerini ayrıca kaygılandırmaktadır. Son yıllarında ortaya çıkan konjonktürde Lübnan Hizbullahı’nın güçlenmesi, Yemen’de Husiler ve Bahreyn şiasının ayaklanması Arap ülkelerini bu konuya eğilmeye zorlamıştır.
Suriye İhvanı lideri Riyaz eş-Şeğefe konu ile ilgili, Şii hilalinin başladığını, lakin bu hareketin başarılı olmasının mümkün olmadığını söylemiştir. Bunun yanında, Ürdün Meclis Başkanı Faysal Faiz ise, bu şii ‘hilalinin’ zaman içerisinde bir ‘aya’ dönüşeceğini, yani, tüm bölgenin İran nüfuzuna geçeceğini söylemiştir.
N. Chomsky’ye göre ise, İran Ortadoğu’da şiilerin yaşadığı bölgelerde şii hilalini gerçekleştirmesi halinde bu ABD için bir kabus olacaktır. Çünkü, İran ve Suriye hiçbir zaman tahakküm altına girmemiş ülkelerdir.
İran ise, bu şii hilali iddialarını reddederek, İran’ın diğer ülkelerdeki şiiler ile manen beraber olduğu, lakin o ülkelerin iç işlerine asla müdahil olmadığını söylemektedir. Ancak, İran İslam Devrimi Şii Hilali ülkelerindeki şiiler için bir model olarak, bir ufuk olarak kalmaktadır.
Acaba, İran gerçekten de, Şii Hilali’nde devrim planlıyor mu?
(Bu yazı iki makalenin: Yahya Marof, ‘‘Şii Hilali’’,İslamic Revolution Studies, Vol.10, Summer 2013, No:.33 ve ‘‘Şii Jeopolitiği’’, Dr. Piruz Müçtehidzade, özetini içermektedir)
Düşünce Mektebi için çeviren: Mohammed Rigi

Henüz yorum yapılmamış.