Güncel
Ucuz petrol dünyasının kazananları ve kaybedenleri kim? / Analiz
Haziran 2014te hızla alçalmaya başlayan petrol fiyatları bu hafta 2004 yazından bu yana en düşük seviyesini gördü. Küresel eşik ve brent ham petrol 8 Ocakta varil başına 33.37 dolarla, yani son on yıldan daha da fazlasının haftalık en düşük fiyatıyla kapandı. Elbette bu düşüşü tetikleyen birçok faktör var.
Analiz
Haziran 2014’te hızla alçalmaya başlayan petrol fiyatları bu hafta 2004 yazından bu yana en düşük seviyesini gördü. Küresel eşik ve brent ham petrol 8 Ocak’ta varil başına 33.37 dolarla, yani son on yıldan daha da fazlasının haftalık en düşük fiyatıyla kapandı. Elbette bu düşüşü tetikleyen birçok faktör var.
Kötü bir hafta geçiren Çin finansal ve ekonomik pazarları yavaşlamanın talebi zayıflatacağı endişesi içindeyken Kuzey Amerika ve Avrupa’nın ana pazarlarında ılıman kış şartları mevsimlik doğal gaz ve ısıtma petrol tüketimini azaltmış vaziyette. Tedarikçi tarafındaysa, İran petrolü yakında küresel pazara tekrar sunuluyor olacak, bunun yanında OPEC yüksek miktarda petrol üretimine devam edeceğinin sinyalini verdi. Amerikan petrol üreticileri de üzerlerindeki artan finansal baskıya rağmen, hatırı sayılır miktarda petrol üretmeye devam etmekte. Tüm bu portre muhtemelen fiyatları varil başına 20 ila 30 dolar arasına itebilir.
Petrol hala jeopolitik olarak en önemli ürün ve petrol pazarlarındaki hali hazırda devam eden yapısal değişiklikler hala kesin kaybeden ve kazananları belirlemekte. 2011 ve 2014 arasında ekseriyetle petrol üreticileri varil başına petrolün fiyatını 100 doların üstünde değerlendirmeye alışıktı ve bütçelerini buna göre hazırlıyorlardı. Bu yüzden birçoğu için geçen 18 ay ağır bir yıpranma dönemi oldu. Ve petrol fiyatlarındaki düşüş baş ağrılarının artacağını gösteriyor. Her devletin kendine has tahammül sınırı olsa dahi nihai olarak kırılma noktasına dikkat edilmesi gerekiyor.
Eski Sovyetler
Rusya, Kazakistan ve Azerbaycan eski Sovyet devletleri arasında “en”lerini kaybetmeihtimaliyle karşı karşıyalar. Aralarında, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olan Rusya en önemlisi. Mevcut bütçenin yarısından fazlasının enerji gelirlerinin oluşturduğuRus ekonomisi büyük oranda enerjiye bel bağlamış vaziyette. Fakat bu bütçe varil başı petrol fiyatı için 50 dolar temel alınarak düzenlenmişti. Petrol fiyatları bu beklentiden farklı bir yöne sapınca, Moskova açığı kapatmak için toplam tutarı 131,5 milyar dolar olan iki kaynak yarattı. Ne yazık kimaliyet başa baş: Rusya, petrol fiyatları varil başı 50 doların üzerine çıksa dahi,2016 bütçesinin açığını kapatmak için yaklaşık olarak eldeki miktarın yarısına ihtiyaç duyulabilir.
Tezgâhı kapatmamak için, Rus hükümeti, devlet bütçesini kısmadığı müddetçe her iki kaynağı da tüketmek zorunda kalabilir. Kesintilerse ciddi takasları beraberindegetirecektir. Tam da böylesi bir vaziyette Moskova batıyla gergin bir süreçgeçiriyor, fakat savunma ve güvenlik harcamalarını azaltmak Rusya için kaçınılmaz olabilir. Diğer yandan Eylül ayında ülkede kritik parlamento seçimleri var yani toplumsalhizmetlerdekesintiye gitmek de iyi bir seçenek gibi gözükmüyor. Rus petrol firmalarının ciddi bir darboğazın içinde olması ise işleri daha da kötüye götürüyor.Hükümet bir nebze olsun üreticilere nefes aldırmak için vergi sistemini yeniden düzenleyebilirfakat bu ise devlet gelirlerini zayıflatır. Moskova’nın kaynaklarını çoğaltmak için sahip olduğu başka bir seçeneği daha var; kamuya ait dev petrol şirketi Rosneft’in büyük bir kısmını özelleştirmek.
Kazakistan ve Azerbaycan’da Rusya ile aynı çıkmazın içerisinde. Ulusal petrol kaynağı 55 milyar dolar olmasına karşın Kazakistan’ın bütçesi varil başı 40 dolar temelalınarakdüzenlenmiş. Varil başı petrol fiyatı 20 dolar olan alternatif bir bütçe üzerine çalışılıyor olunsa dabu şekilde bir değişiklik kamu harcamalarında kat’i bir kesintiye gitmek demektir. Azerbaycan bütçesi de, Rusya gibi, varil başına 50 dolar temel alınarak kurgulandı. Ülke ulusal petrol kaynaklarından 51 milyar dolar gelir elde etmekte. Bununla beraber her ne kadar hem Rus hem de Azeri hükümeti muhaliflerini bastırma konusunda usta olduklarını gösterseler de, her iki ülke de gittikçe zayıflayan ekonomileri üzerinden artan toplumsal gerginliklerden tedirgin. Kazakistan ise yeni kaynaklar üretmek için 2016 yılı içerisinde kamu mal ve varlıklarını özelleştirmeyi planlıyor fakatmuhtemelyatırımcıların bu programa yeteri kadar ilgi göstermediği de malum.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika
Düşük petrol fiyatlarından bölgesel olarak en fazla etkilenenlerin başında Cezayir, Irak, İran ve Körfez İşbirliği Teşkilatı’nın petrol üreten ülkeleri geliyor. Uluslararası Para Fonu’na göre 2016 hükümet bütçelerini denk getirebilmek için,asgari olarak Suudi Arabistan varil başı 98,3; Bahreyn 89,8 ve Umman 96,8 dolar olan petrol fiyatlarına muhtaç. Bu rakamlar Kuveyt, Katar ve BAE’nin kritik kar-zarar rakamlarındanbelirgin bir şekilde farklı. Birçok Körfez İşbirliği Teşkilatı üye ülkesi az borç yükünün yanında daha önceki yılların yüksek petrol fiyatlarının kazançları ve ciddi finansal kaynaklar sebebiyle düşen petrol fiyatının olumsuz etkilerini savuşturabilecek konumdalar. Fakat Bahreyn ciddi bir üretici olmadığı için bu kapsamın dışında; bilindiği üzere Riyad bu ülkeyi Suudi Arabistan’ın doğu bölgesine yayılabilecek bir karışıklığı engellemek için destekliyor.
Kısa vadede Körfez İşbirliği Teşkilatı ekonomik bir krizle karşı karşıya değil fakat üye ülkeler daha şimdiden gelirlerini yüksek tutacak ve içinden çıkılmaz bir borç batağındansakınabilecekleri finansal düzenlemeler planlıyorlar. Buna rağmen her ne kadar dikkatli olunsa da tüm Körfez ülkeleri 2016 yılında hükümet harcamalarını bir miktar kesip yasal reformları hızlandırmaya çalışacaklar. Vatandaşların üzerindeki yükleri hafifletmek için Suudi Arabistan ve BAE yakıt desteğini azaltmakla beraber eğitim ve sosyal hizmetlerdeki harcamalarını sürdürecek. Bahreyn ise gıda desteğini kesmiş vaziyette fakat bu kesintileri dengelemek için nakit yardım söz konusu. Bölgesel blok içerisinde BAE, Suudi Arabistan, Umman, Katar ve Kuveytdevlet gelirlerini arttıracak eşi görülmemiş yeni tedbir ve vergi uygulamaları üzerinde çalışıyorlar.
Aralarında dikkat kesilmek için en önemlileri Suudi Arabistan.Ciddi sosyal kesintilerin yanısıra hükümet ülkenin önemli üç havaalanından başlayarak kamu mallarını özelleştirme işinegirişti. Devlet petrol şirketi olan Suudi Aramco’nun hisselerinin dahi Riyad tarafından halka arz edilmesi düşünülmekte. Her ne kadar özelleştirme girişimleri bu kuruluşların finansal kaynaklarını çeşitlendirecek olsa da bu aynı zamanda politik açıdan riskli bir hamle. Kral Muhammed bin Selman ülke ekonomisinin gücünü vurgulayarak reformların hızla gerçekleşeceğini ima etti fakat şu bir gerçek ki Suudi kraliyet ailesinin söz sahibi üyeleri hızlı bir değişime karşı temkinli yaklaşacaklardır. Masa da biriken bir yığın özelleştirme planı sebebiyle hâlihazırda kraliyet ailesinin içerisindeki hoşnutsuzluk görülebilir. Tüm bunların yanında Riyad, savunma ve dış harcamalarının azami olmasını gerektirecek bir dizi bölgesel değişimle yüzleşmekte: İran’ın uluslararası ekonomiye dönmesi ve süregelen Yemen çatışması.
Tüm bölgesel oyuncular Körfez İşbirliği Teşkilatı’nın mali avantajlarına sahip değil elbet. Cezayir’in ekonomisi yüksek oranda doğalgaza bağlı ve döviz rezervleri 2015 yılındaki düşük petrol ihracatı sebebiyle 10,8 milyar dolar açık vererek erimeye başladı. Cezayir gazının temelmüşterisi olan Avrupa’da ılıman geçen kış koşulları ise ülkeninvar olan durumunu daha da kötüleştirmiş vaziyette. Ülke yabancı yatırımcıları çekebilmek için şimdiden vergi reformundan ihracat-ithalat tanıtım ve yetkilendirme çalışmalarına kadar bir dizi çalışmabaşlatmış vaziyette. Fakat ülke 1999’dan beri yönetimi elinde bulunduran CumhurbaşkanıAbdülaziz Buteflika’nın ölümüyle belirsiz bir politik çıkmaza doğru ilerliyor. Ülkenin elitleri bu geçiş döneminin önden giden atlıları, fakat çoğu, devam eden reformlar önemli olsa dahi, kendi güçlerini zayıflatabilecek herhangi bir şeye karşı ihtiyatlı olacaktır. Bu da ülkenin önündeki seçenekleri kısıtlayan ve mevcut krizi derinleştiren sebebin ta kendisi olabilir.
Irak’ta hem Merkezi Yönetim hem de Kürt bölgesi hâlihazırda ciddi bir mali krizin içerisinde. Merkezi Yönetim ve Kürt Bölgesel Yönetim İŞID ile savaşlarını sürdürebilmek için ciddi harcamalarını devam ettirmek zorundalar. Fakat düşen petrol fiyatları tablosu şunu gösteriyor ki her iki yönetimin harcamalarını kısıtlamalarıkaçınılmaz bir durum. Her iki hükümet de uluslararası petrol şirketleriyle yeniden masaya oturup anlaşma yapmak gibi bir seçeneğe sahipler. Bağdat, petrol şirketlerine sabit ücret şartı getiren yeni bir anlaşmayla bu tartışmaların tam ortasında denilebilir. Erbil ise aynı anda hem uluslararası petrol şirketlerine yapacağı ödeme ve güvenliğini hem de devasa Kürt hizmet sektörünü idare etmeye çalışmakta. Kürtler artık şunu açıkça ortaya koydular ki petrollerini Bağdat merkezli şirketlerle pazarlamaya dair hiçbir niyetleri yok. Bunun yerine petrollerini Ankara’ya ihraç edip Türkiye üzerinden kendileri pazarlamayı düşünüyorlar. Ankara ve Erbil merkezli Kürdistan Bölgesel Yönetimi hem enerji işbirliği hem de ortak tehdit IŞİD sebebiyle birbirlerine daha dayaklaşmış vaziyetteler. Erbil’in düşük petrol fiyatlarından artan sıkıntılarıysa bu ilişkiyi daha da güçlendiriyor.
Varil başı petrol fiyatının düşüşü sürerken, İran Şubat ayındaki seçimlere hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Ruhani batı ile yapılan görüşmelerdeki başarıların ve İran’a yaptırımların kaldırılmasının ılımlı kanadı destekleyerek geleneksel muhafazakâr müttefiklerinin radikal-aşırıcı muhafazakâr kanadı yenebileceğini öngörüyor. Muhaliflerse Ruhani’nin ekonomik politikalarının işe yaramadığını öne sürüyorlar. Düşen petrol fiyatları ise bu öngörüyü daha inandırıcı kılabilir. Yaptırımların kaldırılması İran’ın petrol ihracatını arttırmasına olanak verecektir fakat 2014’ten bu yana yaklaşık olarak yüzde 70 oranında düşen petrol fiyatlarıyla birlikte elde edilmesi umulan gelir iki yıl öncesinin ulaşabileceği aynı seviyeyi görmeyecek. Bu öngörü belki Ruhani’nin iyi bir performans göstereceği Şubat seçimlerine değin seçmen için belirgin olmayabilir. Fakat 2017 ile birlikte bir dahaki seçimde yeniden seçilme ihtimalini riske atacak bu durumdan kaynaklı tutarsızlık artık aşikâr olacaktır.
Latin Amerika
Petrol bağımlısı ve fakir Venezüella süregelen düşük petrol fiyatlarından etkili bir şekilde yıpranması umulan bir diğer ülke. Merkez Bankası tahminlerinden sızan bilgilere göre yıllık enflasyon oranları neredeyse yüzde 300’lere ulaşmış vaziyette. Enflasyon tırmanışta, yokluk ise her zamankinden daha kötü bir durumda. Düşük petrol ihracat gelirleri sebebiyle ülke 2015 yılı içinde bütçe dışı ithalat ve dış borç ödemeleri için ciddi miktarda döviz harcaması yapmış ve bu durum da ülke içi harcamalarda kısıtlamalara gidilmesine sebep olmuştu. Öyle görülüyor ki Venezüella ithalatınıazaltarak 2016’dan sonra dış borç yükümlülüklerini dahi yerine getiremeyecek konumda olacak. Kısa vadede, hükümet nitelikli muhalif çoğunlukla birlikte ekonomik durum üzerinde atılacak adımları görüşecekler. Para biriminde devalüasyon ve tüketicinin alım gücünün arttırılması en etkili yöntemolarak gözükebilir fakat bunlar beraberinde kabul edilemez politik bedelleri getirir. Yakın zamanda huzursuzluk kaçınılmaz, bu yüzdenhükümetin geniş ölçüde bu huzursuzluğun yayılmasını engelleyecek ihtivada çalışmalar yapmaya ihtiyacı var.
Brezilya ekonomisi hâlihazırda devlet enerji firması Petrobras’ta patlak veren yolsuzluk skandalından sebep uzun vadeli yıpratıcı bir olumsuz etkiyle yüzleşmekte. Hükümet soruşturmayı şirket içindeki başlıca faktörler ve ilişkili kişilerle sınırlı tutmaya devam ettiği müddetçe, skandal mevcut projeleri geciktireceği gibi tedarik ve yüklenici finansman ağını engellemeyi de sürdürecektir. Bu kısıtlamalara karşılık Petrobras ileriye dönük yabancı yatırım ve enerji üretimini yavaşlatacak ve yatırım planlarını sınırlamak zorunda kalacaktır.
Ekvator’un ise petrol ihracatı 2015 yılı içerisinde yüzde 30 civarında düştü ve önümüzdeki yıl boyunca da düşük olmaya devam edecek. Quito ithalatı azaltmak ve düşük ihracat gelirini tazmin etmek için ticari engeller oluşturabilir fakat nihayetinde bu bir ekonomik durgunluk yaracaktır. Ülke 2017 Şubat’ında Cumhurbaşkanlığı seçimine gidecek vebu seçimde muhtemel ki ekonomik çöküş sebebiyle iktidardaki AlianzaPais koalisyonunu yıkabilecek bir halk desteği görülebilir.
Kuzey Amerika
Kuşkusuz Kuzey Amerika’da dünyanın geri kalanı gibi düşük petrol fiyatlarından dolayı benzer sıkıntılar içerisinde. Buna karşın geçen aylardaki üretim ekim ayından bu yana gün başına 9,2 milyon varil oranında direncini korumuş vaziyette. Fakat nasıl 2015 yılında düşük petrol fiyatlarına karşı tedbirler yetersiz kaldıysa bugün de üretim yeniden azalma potansiyeline sahip. Hâlihazırdaki 2016 tedbirleri de genellikle düşük üretim ve düşük fiyat üzerine, bu da şunu gösteriyor ki bu durum üretici firmaların yükünü arttıracak. Ana kara boyunca şirketler çok sayıda yeni kuyu kazmış vaziyetteler fakat henüz projeleri tamamlanmadan yüksek maliyet sebebiyle çalışmalarını erteliyorlar. Bu da aynı zamanda petrol fiyatlarının ani yükselmesi durumunda tepki yaratacak hazırda bekleyen bir kapasitenin var olduğunu gösteriyor. Diğer yandan İran petrolü yeniden pazara sunulurken eğer Amerikan üretimi hala yüksek kalmaya devam ederse bu durum petrol fiyatlarının daha da aşağıya doğru inmesine sebep olabilir. İlaveten özellikle görülüyor ki Kanada’daki ağır petrol üreticileri, WCA’nın varil başı fiyatları 20 doların altında tutmasından dolayı daha fazla baskı altındalar.
Aşağı Sahra Afrika’sı
Sahra Çölü’nün aşağısında kalan Afrika toprakları düşük petrol fiyatlarının kendilerini farklı derecelerde etkileyeceği birçok irili-ufaklı petrol şirketinin bulunduğu ülkelere ev sahipliği yapmakta. Anakaranın en büyük ekonomisi ve petrol üreticisi olan Nijerya bu durumdan en çok etkilenecek ülke. Eski Sovyet ve Ortadoğu üreticilerinin aksine, Nijerya’nın bütçesi daha gerçekçi bir fiyat olan varil başı 38 dolar üzerinden kurgulanmıştı. Fakat problem şu ki bu fiyat durumunda dahi bütçe 11 milyar dolar açık verecek yani ulusal gelirin yüzde 2,2’si kadar. Abuja hükümeti mevcut yakıt desteğini sürdürmenin ve 2014 Haziran’da dolar karşısında ülkenin para birimini yüzde 25 oranında değer kaybettiren döviz sabitleme çabalarının imkânsız olduğunu görecektir. O günden bu yana resmi ve gayri resmi döviz değişimi oranları arasındaki fark ciddi şekilde açılmış vaziyette. Düşük petrol fiyatları bu durumu sadece daha da pekiştirir. Ülkenin yeni cumhurbaşkanı Muhammed Buhari kamu harcamalarını kısıtlamaya ihtiyaç olduğunu bununla beraber devalüasyona da karşı olduğunu açıkladı fakat çeşitli politik çıkar dengeleri sebebiyle de baskıyla yüzleşeceğinin farkında.
Afrika’nın ikinci büyük ham petrol üreticisi olan Angola da dünyanın geri kalanındaki üreticiler gibi benzer finansal problemlerle yüzleşmekte. Fakat hükümet oldukça sağlam. İktidardaki MPLA, hükümet aygıtı üzerinde sıkı bir kontrol mekanizmasına sahip. Eğer bir tehdit gelecekse muhtemel ki bu ancak partinin kendi içinden gelebilir. Hükümet 2016 bütçesi için varil başı petrol fiyatı olarak 48 doları temel aldı ve geçen yılın sonundaki faiz oranlarının düşmesine karşılık olarak da 2015 yılında başlayan büyük orandaki kemer sıkma programlarına devam ediyor. Bu arada Angola Cumhurbaşkanı JoseEduardodosSantos 2017 içinde görevinden çekilmeyi düşünüyor. İktidar partisinin ağır ağabeyleri veliaht olabilmek için rekabete girişmiş vaziyetteler ve görülüyor ki iltimas zinciri kurabilmek için yeteri kadar para olmadığından sebep düşük petrol fiyatları bu rekabeti daha da kızıştıracak.
Asya-Pasifik
Birçok Asya-Pasifik ülkesi üretici yerine net tüketici konumunda. Bu da şu demek ki bölgenin çoğu düşük petrol fiyatlarından kazançlı çıkıyor. Fakat iki istisna var: Malezya ve Endonezya.
Asya-Pasifik’teki birkaç net üreticilerinden biri olan Malezya ucuz fiyatların azami baskısı altında.Geçen yıl Malezya hükümet bütçesinin kabaca yüzde 20’si devlet petrol şirketi Petronas’tan tedarik edildi. Firmanın gelirleri zayıflarken, Kuala Lumpur açığı kapatmak için rağbet görmeyen ürünlere ve hizmet vergilerine yönelmek zorunda kaldı. Hükümetin 2016 bütçesi federal gelirlerin yüzde 12’sinden daha az katkısı olan Petronas’ı içinde bulunduruyor. Buna karşın eğer petrol fiyatları hızla düşmeye devam ederse Malezya hükümeti ya gelirini arttıracak yeni yollar bulmak zorunda kalacak ya da yeni vergi ve kemer sıkma politikaları. Bu durumun tam da Malezya Başbakan’ı Najib Rezzak’ın adının ülkenin bağımsız mali kaynaklarındaki yolsuzluk skandalına karıştığı bir dönemde gerçekleşmesi hükümetin itibarını zedeleyecektir. Malezya’nın hala tutarsız olan muhalefeti sebebiyle Rezzak’ın muhtemel rakipleri iktidardaki Birleşmiş Malez Ulusal Organizasyonu içinden mevcut cumhurbaşkanının itibarsızlaşmasından kendisine halk desteği elde etmeyi umanlar olacaktır.
Güney’e doğru gidince, Endonezya düşük petrol ücretlerini karmakarışık bir lütuf olarak buldu denilebilir çünkü ülke net petrol tüketicisi olmasına karşın aynı zamanda net doğalgaz üreticisi. Devlet hazinesini ve ihracatını zedeleyecek doğalgaz gelirlerinin düşmesine kesin gözüyle bakılıyor. Fakat düşük petrol fiyatları mevcut Cumhurbaşkanı Jokowi Widodo’ya ertelemek zorunda kaldığı huzursuzluk yaratan benzin ve dizeldeki devleti ödeneğini kesme girişimi için bir olanak sağladı.2014’te göreve geldiğinde Jokowi ülke içi fiyatları uluslararası seviyeyle denk getirmek için benzin desteğini kesmişti. Fakat 2015 ortalarına doğru fiyatlar artınca Jokowi tüketici fiyatlarını arttırmaktan kaçındı; bunun yerine kamu malı olan Pertamina ithal ürünlerini zararına sattı. Şimdiyse hala düşen petrol fiyatları sebebiyle Jokowi fiyatları arttırma teşebbüsünden kaçınarak kesintiye gidebilir.
Avrupa
Asya-Pasifik bölgesi gibi, düşük petrol fiyatları Avrupa bölgesi için de bir lütuf olacaktır çünkü birçok ülke net petrol tüketicisi konumunda. Anakaranın en önde gelen petrol ve doğalgaz üreticisi Norveç ise bu kadar şanslı olmayacak. Ülke hiç te küçümsenmeyecek derecedeki petrol ile ilişkili yatırım ve projeleri tehlikeye atacak ekonomik bir durgunluğun ortasında. Uluslararası Para Fonu’na göre Norveç’in GSYH gelişimi geçen sene yüzde 2,2 iken 2015’te yüzde 0,8 oranını gördü. Aynı dönemde 2014’te yüzde 3,5 olan işsizlik 2015’te 4,2’ye çıktı. Bu tablo 2016’da öngörülenin de ötesinde. Ekonomik İşbirliği ve Gelişim Teşkilatı her ne kadar iki yıl içerisinde Norveç için aşamalı bir ekonomik iyileşme öngörse de petrol fiyatlarının yörüngesi bunu geciktirebilir.
Uzun vadede düşük petrol fiyatları bir bütün olarak Anakara Avrupa boyunca birçok probleme sebep olabilir. Hâlihazırda düşük olan petrol fiyatlarının Avrupalıları dış faktörler tarafından şekillenen büyük bir gelişimin ve gerçek bir toparlanmanın içinde olduklarına inandırabilir. Bu yanılgı özellikle hükümetlerin reform çalışmalarını yavaşlattığı Güney Avrupa’da önemli bir rol üstlenebilir. Ayrıca, düşen petrol fiyatları Avro bölgesi bloğu içinde ekonomik gelişim umuduyla Avrupa Merkez Bankası tarafından yaratılmaya çalışılan enflasyon girişimlerine karşı da olumsuz tepki verebilir.
Makaleyi stratfor.com sitesinden Düşüünce Mektebi için Dücane Demirtaş çevirmiştir.
https://www.stratfor.com/analysis/who-wins-and-who-loses-world-cheap-oil#

Henüz yorum yapılmamış.