Sosyal Medya

Yazarlar

Siyonizmle Mücadele ve Strateji

“Siyonizm ile mücadeleye nereden başlamalı ve nasıl başlamalı?” sorusunun cevabı tek/aynı olamaz. Çünkü Siyonizm, ahtapot gibi tüm dünyayı tüm hayatımızı kuşatmış.

Siyonizmin kuşatması bireye kadar indiği için her birey bir cephedir aslında.

Kişi; bulunduğu ortam, Siyonizm’den etkilendiği şartlara göre ve imkânları ölçüsünde kendine has bir cephe oluşturmak zorundadır.

Bir ekonomistin, bir siyasetçinin, bir eğitimcinin, bir ziraatçının… mücadelesi farklı farklı olacaktır.

Maruziyetimiz çok ama gücümüz ve imkânlarımız kısıtlı. Hepsiyle mücadeleye ne gücümüz ne de zamanımız yeter.

Bu nedenle bazılarından özellikle vazgeçmek/tehir etmek, bazılarını da özellikle öne almak gerekir. Bu da strateji yani belli bir plan ve program dâhilinde mücadele etmek demektir.

Her bireyin farklı farklı mücadelesinin yanında herkesin yapacağı ortak işler de var.

Öncelikle Siyonizm’i görünür kılmak ve etkileri konusunda toplumda bir bilinç oluşturmak gerekir.

Siyonizm, Şeytan’ın mücessim halidir. Şeytan gibi etkisi aşikâr ama varlığı şüphelidir. Kendini saklar.

Bu nedenle Siyonizm’i görünür kılmak lazım. Her birey bulunduğu alanda (tarım, siyaset, eğitim, sağlık vs) Siyonizm’in etkilerini ve oyunlarını deşifre etmek zorunda.

Siyonizm, yazılı, görsel ve sosyal medyayı kullanarak algı oluşturur. Oluşturduğu bu algı ile kitleleri koyun sürüsü gibi güder.

Hep beraber mevcut algıları ifşa etmek ve algıya karşı bir mücadele geliştirmek lazım.

Siyonizm’i dışarıda görmek bizi yanıltır. Siyonizm içimizde.

Siyonizm içeriden devşirdiği kişiler üzerinden işini yürütür. İçimizde Siyonizm’e hizmet eden kişileri görsek, şaşkınlıktan küçük dilimizi yutarız.

Bugün Müslüman coğrafyalarda Siyonizm’le mücadele ettiğini sandığımız birçok politikacının/yöneticinin aslında Siyonizm’in birer sadık hizmetkârı olduğunu maalesef kitleler bilmiyor/görmüyor.

Bunları ifşa etmek boynumuzun borcudur. İfşa edelim ki Siyonist olmak bir avantaj olmaktan çıkıp bir korku/endişe olsun.

Bir de farkında olmadan Siyonizm’e hizmet edenler var. Belki iyi niyetle Lions, Rotaryen kulübüne üye olmuşlardır. Bunları da uyandırmak lazım.

Siyonizm hedef saptırır; üzerindeki okları başka yöne/özneye kaydırır.

Siyonizm’in (İngiltere, Fransa vs) sömürdüğü ülkeler gidin bakın; hiçbirinde bunlara kadar en ufak bir düşmanlık/karşıtlık göremezsiniz ama hepsi de komşularıyla bir şekilde kavgalıdırlar.

Örneklerinden biri biziz.

Kurtuluş Savaşında Anadolu’yu asıl işgal edenler İngilizleri Fransızlar ve İtalyanlardı. Ama savaş bittiğinde bunlar hayranlık duyduğumuz birer müttefikimiz; Yunan, Ermeni, Bulgar ve Araplar düşmanımız oldular.

Dost ve düşmanlarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Özellikle diş bilediklerimize niçin bu kadar düşman olduğumuzu yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Siyonizm düşmanını daha kundaktayken boğar. Eğer bunu beceremezse marjinalleştirip kitlelerle olan bağını keser.

Sol hareket emperyalizmin dolayısıyla da Siyonizm’in amansız bir düşmanı olmuştur. Ama gidin bugün dünyanın büyük kısmında “Sol hareket” marjinalleşip terörize olmuştur.

Aynı şeyi bugün İslam/Müslümanlar için de yapılamaya çalışılıyor:

“Sıkıştır, zulmet, çaresiz bırak ve silaha sarılmaya zorla…”

Topluluklar güvercin gibi ürkektir. Silah ve şiddet başladığı an diyalog biter toplumla bağ kopar.

Müslümanlar olarak şiddete bulaşmadan ama kararlıkla mücadeleye devam etmemiz lazım.

Siyonizm, konfor ve rüşvet üzerinden insanları kendine bağlıyor.

Konfora alıştırılmış ama imkânları kısılmış her birey Siyonizm’in kapanına girmiştir. Bir makam veya karlı bir ticaret umuduyla tavladığı insanlar da az değil.

Kimi zaman cazip makamın hülyası kimi zamanda ticaretimizin kesata uğrama korkusu bizi Siyonizm’in kölesi haline getiriyor.

“Almıyorum” veya “istemiyorum” özgür olmanın anahtarıdır.

Siyonizm’in yine kitleleri dönüştürmesindeki kilit nokta “anormalin normal gösterilmesidir.”

Cinsel sapmalar, bencillik, yolsuzluk/hırsızlık ve ölümler o kadar sık gözümüze sokuluyor ki anormaller normal gelmeye başlıyor.

Bir yanda umudumuzu kaybederken diğer yanda var olan zulüm ve çirkinlikleri kanıksıyoruz.

Kanıksamak ölümdür.

İnsanlığımızın, vicdanımızın, kalbimizin ölümüdür.

Ölmemek için; vicdanımızı, kalbimizi, acımızı ve öfkemizi diri tutmalıyız. Anormale, tepkimizi sürdürmekte ısrarlı olmalıyız.

Siyonizm yüz yıl gibi bir sürede dünyayı karanlığa itti. Ortalık karanlık. Dünyanın bir yüz yıl daha zamanı yok.

Herkes bir mum yaksa dünya aydınlanır.

Haydi, ayağa kalkın, bir kıvılcım çakın.

Veysel TEPELİ

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM