Sosyal Medya

Makale

Kuşatıcı bir Bilgi?

KuÅŸatıcı bir Bilgi…

 

 

Kuşatıcı bir bilginin varlığının idrak edilebilmesi için çok katmanlı bir yapı olarak insan, düşünce ve varlık arasındaki derin bağıntıyı kavrama ve ona göre yeniden bir bakış üzerinden meseleleri değerlendirme esasa tekabül eder. Ayrıca parça bütün ilişkisi ve parça ile bütün arasındaki farkın idrak edilmesi de önemini belirtir.

 

İnsanın çok katmanlılığı, yaratılırken, farklı iki katmanı; fücur ve takvayı yüklenmesi ve her fücur ve takvanın kendi içyapısındaki katmanları bilinen bir gerçekliktir. Ayrıca insan, farklı ilişkiler kadar farklı duygusal yapılar ve her duygusal yapıda da farklılık arz eder şekilde yaratılmıştır. Bu durum düşüncenin kendisi içinde geçerlidir. Farklı yapılar, duygular, ilişkiler ağı içinde onları anlamlandırma arayışı da doğal olarak farklılık arz edecektir. Bu aynı şekilde varlığın kendi katmanlarında da söz konusudur. Benzer bir durum anlam ve anlam katmanları içinde geçerlidir.

 

İşte kuşatıcı bilgi; bütün bu farklı katmanları ve çoğul yapıları kendi otantik zeminlerini kaybetmeden onları doğru bir zeminde ve doğru bir bakış ile tanımlamak ve anlamak için kullanılan bilgidir. Biliş süreçlerine ve farklı bilgi türevlerine rağmen, bu kuşatıcı yaklaşımı geliştirmek doğru, sahih ve kuşatıcı bir yaklaşım için temel bir meseledir.

 

Önemli olan ilk şey; fark kavramını ve türevlerini bilmek ve fark üzerinden farklılığın anatomisini ve ontolojisini doğru bir zeminde kurmayı başarmaktır. Fark kavramı birbirinden ayrışabilir özellikleri tek bir zeminde yeniden kurmak içinde gerekliliğini ihdas etmektedir. İkincisi, birbirinden ayrılan her şeyin yeniden bütünleşme gibi bir temel özelliğe sahip olduğu gerçeğini/hakikatini anlamak ve ona göre tavır geliştirmeye yönelmektir. Tevhid, bize temel gerçekliği sunan en temel yaklaşımı içermektedir. Vahiy, bu anlamı ile bazen tekil olayları anlatsa da o tekil olayda saklı bulunan tümel/bütünlükçü yaklaşımı da gözlerden uzak tutmamak gerekir.

 

Bu noktada ikili iradenin varlığı ve mutlak irade ile cüzi irade arasındaki irtibat kadar cüzi iradenin kendi alanında belirleyici bir fonksiyon icra etmesinden mütevellit bir parçalı varlığın işaretini gözlerden saklı tutmamak gerekir. Bu noktada oluşan hür olma hali ve imtihan olma halinin birlikte göz önünde tutulması esasa taalluk eder. Böylece varlığa yönelik ikili bir yapının etkileşimi ki bu mutlak iradenin izni dâhilinde gerçekleşmekte olsa da ortaya çıkan sonuç itibarı ile parçalı olma halinin varlığını ve her parçalı olanın ontolojik zemini ile epistemik zemini arasındaki farkı da görmekte yarar var.

 

Åžimdi kuÅŸatıcı bilginin kaynağının vahiy olması gerektiÄŸi açık iken, bu açıklığı ihlal etmeden vahyi istinaden kendi akli muhakemesini geliÅŸtiren ve o ‘nur’ ile hareket ederek düşünce üzerine derinleÅŸen ‘akli yetinin’ de epistemik zeminde kuÅŸatıcı bir bilgi ve aklı idrak ederek kuÅŸatıcı bir bakış geliÅŸtirileceÄŸi de ortaya çıkmaktadır. Çünkü kuÅŸatıcı bilgi tümel/külli olma vasfını göstermelidir. İlahi bilginin külli bilgi olarak varlığa çıkışı ve insana bu noktada yol gösterici bir örneklik teÅŸkil etmesi ehemmiyeti büyük bir olaydır. İlahi inayetin insana doÄŸrudan verilmiÅŸ en önemli ikramıdır. Bu ikramı kabul eden ve ona göre hareket eden her insan beÅŸeri etkilerden sıyrılarak ilahi inayetin rızasına matuf bir ahlaki yetiyi göstererek takvasını öne çıkartarak kuÅŸatıcı bilginin mazharı olur. O artık, herhangi bir meseleye yöneldiÄŸi zaman onun kuÅŸatıcı mı, yoksa tekil bir bilgi mi olduÄŸu konusunda bir açıklığa sahip olarak günahtan azade ve arınık bir hali muhafaza edebildiÄŸi oranda bu kuÅŸatıcı bakışın ortaya konmasında etkin bir sorumluluk üstlenebilir.

 

Fark, farkındalık, fark etme v türevleri parça bütün ilişkisindeki zemini güçlü kıldığı gibi parça ilişkisinde ve parça bütün ilişkisinde bütünlüğü yeniden kurmada da önemli bir katkı sunacaktır. Ama bu noktada bütünlüğün/kuşatıcılığın ne olduğunu dair soyut bir zeminde güçlü bir tahayyül ve yaratıcı bir muhayyileye de sahip olması esasa taalluk edecektir.

 

Bu noktada herhangi bir kavramı ele aldığımızda bütünlük ile ilişkisi kadar parça ile ilişkisi de anlamlı yerini bulmalıdır. Kavramın kendi iç mantığı ve tutarlılığı içinde çoğul bir karaktere sahip olması kadar bu çoğul karakterin teke irca edilerek tekliğin yeniden kurulmasını sağlamanın sonucunda kuşatıcı bilgi inşa edilebilir. Vahyin kendi bütünlüğü içinde kuşatıcı bilgi her alanda kendini izhar etmektedir. Mesele bu kuşatıcı bilgi ile sahici ve sahih bir zeminde ilişki kurmak ve onu doğru anlayarak onu saptıracak kötü niyetten azade bir şekilde hareket edebilmeyi başarabilmektir. Bu noktada negatif bir kuşatıcılık olmaz mı? Tabi ki olabilir. Ki, bunun örneklerini görebilmekteyiz. Ama bu örneklikler, insanlığı insanlığından çıkararak zulüm ve nankörlüğü esasa taşımaktadır.

 

Kuşatıcı bilgi için vahiy ve nübüvvet olmazsa olmaz olandır. Bu noktada sahih ve sahici bir kuşatıcılık ve insanın Rabbi ile ilişkisinin takva üzerinden gerçekleşmesine matuf bir olgusallığı dikkate alma zorunluluğu vardır. Her yaratılmış varlığın kendi otantik hali üzere yaşamını kendisine verili olarak sunulan hayatı yaşamasına imkân tanımak adına kuşatıcı bilgi hayata geçirildiğinde ilahi inayete mazhar bir olgunun devreye girdiğini de idrak etmekte yarar var.

 

Demek ki, kuÅŸatıcı bilgi için farkın farkındalığını taşımak, fark üzerinden bütünlüğün farkındalığına sahip olmak, bütünlüğün içindeki parçanın ehemmiyetini idrak ederek bütünlük açısından önemini kavramaktır.  Her bilginin parçayı mı bütünlüğü mü taşıdığı konusunda bir açık fikre sahip olmak ile meseleye bakış geliÅŸtirmek ve bunu saÄŸlayacak bir yöntemi de ihdas zorunluluÄŸu kendisini dayatmaktadır.

 

KuÅŸatıcı bir bakışa sahip olabilmek için mevcut bakışların sorunlu yanlarını doÄŸru bir zeminde idrak etmek ve onu ifade edebilecek kıvama gelmek ve ondan kurtuluÅŸun yegâne yolunun ‘olduÄŸu gibi onu terk etmek’ olduÄŸu bilgisine, idrakine ve bakışına sahip olabilmektir.

 

Böylece kuşatıcı bilgi üzerinden her hareketimizi, halimizi ve ilişkilerimizi yeniden düzenleme ve onlara hak ettikleri önemi vererek hayatın doğal akışını kendi zemininde akışını sağlamakla yükümlü olduğunu idrak etmek ve ona göre hareket etmenin iman etmenin tabii tezahürü olduğunu bilmektir. İman arttıkça, takva artar, takva arttıkça şahsiyet sağlam bir zemine yaslanır. Şahsiyet sağlam oldukça etkileşimi negatif boyutundan uzak kılarak doğru bir hareket alanı kazanılır. Böylece sadece kendisi için değil, diğer insanlar ve varlık türleri içinde en iyisini dileyecek bir şahsiyetin kurulmasına imkân sağlanır. Böylece, beklentisizliği hayat tarzı haline dönüştürecek bir yaşam alanının kurulmasına zemin oluşturarak iyiliğin iktidarını sağlam bir zemine kurarak varlığın silm/barış içinde yaşamasına zemin oluşturulur. Bu da ilahi rızaya erişmeye imkân sağlayarak kişinin Rabbi ile barışık ve kulluğun gereğini yerine getirmenin huzuru içinde yaşamını sürdürmesine imkân sağlar.

 

Bu durum; benden bize doÄŸru bir yolculuÄŸun zemini olarak kurularak varlığın kendi bütünlüğü içinde kendi anlamını idrak edecek bir potansiyeli içinde taşıyarak inkâr edenlerinde inkarının bedelini ödeyeceÄŸi bir zemini haklılaÅŸtırarak selamı güçlü kılar…

 

                                                                                                                                                                                                                                                               Abdulaziz Tantik

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.